(5271 S. K. m. 279, 289) (5237 S. K. m. 157)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık müdafiin istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
“Sanığın etkin olarak duruşmada bulunma hakkı”, başta Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 14/3-d maddesi olmak üzere bir takım uluslararası metinlerde düzenlendiği gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde açıkça düzenlenmemekle birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince de “adil yargılanma ilkesinin” gereklerinden birisi olarak sayılmaktadır. Duruşmada hazır bulunma hakkı, kendisine suç isnat edilmiş sanıklar için öncelikle geçerli bir haktır. Sanığın kendisi için çok önemli olan özgürlüğü hakkında bir ceza verilmesine yönelik olarak yapılan yargılamayı izlemekte yararı vardır, böylece davaya aktif şekilde katılarak gerektiğinde delil göstermek, müdafiine tavsiyede bulunmak ve kendisini savunmak suretiyle kararı etkileme olanağına kavuşacaktır. Ayrıca sanığın hazır bulunması kişiliğinin anlaşılması ve cezanın bireyselleştirilmesi açısından da mahkemeye bir fikir verecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca ve yasal bir engel bulunmadığı sürece sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi için uygun olanaklar sağlanmalı, bu konuda yargı mercilerince yeterli gayret sarfedilmeli ve bu gayretin gösterildiği dosya içeriğinden de anlaşılmalıdır. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; Monnel and Morris Birleşik Krallık, Colozza İtalya, Colozza and Rubinat İtalya, Barbera, Messeque and Jabardo İspanya kararları, Nakleden; Doç. Dr. Sibel İnceoğlu, Adil Yargılanma Hakkı ve Yargı Etiği, s.70 vd.)
Ancak duruşmada hazır bulunma hakkı mutlak bir hak olmayıp, bu hakkın belirli koşullarda, savunma hakkının özüne dokunmamak kaydıyla yasa ile sınırlandırılması da mümkündür.
Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.
"Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" hali CMK.nın 289/1-h maddesinde "mutlak bozma sebebi" olarak öngörülmesi ile Yargıtay CGK.nın yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere "ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, bu hak hiç bir şekilde kısıtlanamaz" ilkesi gözetildiğinde, 29/11/2016 günlü karar celsesinde sunduğu mazeret dilekçesi ile duruşmanın ertelenmesini talep eden sanık müdafiin bu istemi hakkında değerlendirme yapılıp bir karar verilmeden gıyapta hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de,
Hükümden sonra 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve başvuruda bulunan sanık müdafiin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK.nın 289/1-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 31.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)