(5271 S. K. m. 280, 303) (5237 S. K. m. 158)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve hükümden önce 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 14.maddesiyle değişik TCK.nın 158/1-f-son maddesinin alt sınırı itibarıyla aleyhe düzenleme içerdiğine karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
08/07/2005 gün ve 25869 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 19.maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158.maddesinin birinci fıkrasına "Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklindeki cümlenin eklendiği, 6456 sayılı kanunun 40.maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde "Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." şeklindeki yasal değişiklik yapıldığı gözetildiğinde suç tarihi olan 28/11/2010 itibarı ile sanık hakkındaki cezanın doğrudan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden ve sanığa TCK.nın 158/1-f maddesi gereğince hükmolunan cezanın aynı Kanunun 35/2.maddesi gereğince 1/4 oranında indirilmesi neticesinde 2 yıl 3 ay hapis yerine yazılı şekilde 1 yıl 6 ay hapis olarak eksik cezaya hükmolunması karşı istinaf olmadığından duruşma açılmasını gerektiren bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine,
Ancak;
Halkbankası Divriği/Sivas Şubesine ait 28/11/2010 keşide tarih, 0080444 nolu, 20.000TL bedelli çekin ibrazında sahte olduğunun anlaşılması şeklinde gerçekleşen olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine,
Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 gün, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişide haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetildiğinde, sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" ile sanığın ticari ilişkiye dayanarak dolaşıma koyduğu çekin yasal hamili tarafından bankaya ibrazı sırasında sahte olduğunun belirlendiğinin iddia edildiği olayda; sanığa yüklenilen "nitelikli dolandırıcılık" suçundan da doğrudan doğruya zarar görenin Halkbank AŞ. olmayıp, çekin yasal hamilleri olması karşısında, bu suçlarla ile ilgili kamu davasına katılma talebi üzerine verilmiş bir katılma kararı da bulunmadığı gözetilmeden mahkemece Halkbank AŞ. lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK.nın 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun aynı maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, hüküm fıkrasındaki "Tüzel kişiliğini vekaletname ile görevlendirilmiş vekili aracılığıyla temsil ettiren katılan kurum Halkbank TAŞ. Lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince takdir olunan 3960TL maktu vekalet ücretinin sanık Metin Alkan'dan alınarak katılan kuruma verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin CMK.nın 303 ve 280/1-a.maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 29/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)