(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 253, 254, 279) (5237 S. K. m. 157)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, internet üzerinden ürün satışı yapma bahanesiyle üçüncü kişileri dolandırdığı ve bu kişilerin ürün bedeli olarak, nişanlısı olan katılanın hesabına para havale etmelerini sağladığı, herhangi bir ürün göndermediğinden katılanın üçüncü kişilerin zararlarını karşılamak zorunda kaldığı, bu şekilde dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmek amacıyla aralarındaki nişan ilişkisini kullanarak hesabına para yatırılmasını temin etmek suretiyle katılanı zarara uğrattığı ve ona karşı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, sanık hakkında mağdurlar F. Ü. ve M. O. E.'ye yönelik dolandırıcılık iddiası kapsamında bir soruşturma yapılıp yapılmadığının araştırılarak kamu davası açılmış ise kanıtların birlikte değerlendirilebilmesi ve farklı sonuçlara varılmasının engellenebilmesi için derdest ve olanaklı ise birleştirilmesi, değil ise bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikalinin sağlanılmasından sonra iddia ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi zorunluluğuna uyulmadan yeterli gerekçeden yoksun yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hükümden önce 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve hazırlanan uzlaştırma raporunda "Anlaşmazlığa konu olan rakam toplamda 33.000TL olup, bunun 15.000Tl.lik kısmı daha önce ödenmiştir. Geri kalan 4.000TL 17 Mayıs 2017, 3.000TL 17 Haziran 2017, 3.000TL 17 Temmuz 2017, 3.000TL 17 Ağustos 2017 tarihinde ödenmesi kaydıyla uzlaşma sağlanmıştır." denilmek suretiyle uzlaşmanın edimli olarak gerçekleştiğinin bildirildiği, CMK.nın 254/2 maddesinde "Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231.maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." şeklinde düzenleme olduğu gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağı kurularak gösterilmeden, mahkemenin niçin bu sonuca ulaştığına yer verilmeden yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1 ve 230.maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 08.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)