(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 157, 158, 254)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık müdafiin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Oluşa uygun olarak kabul edildiği bir arsa göstererek, arsa üzerinde inşaat yapacaklarını taahhüt eden sanık Y. Y. ile katılan arasında yapılan gayrimenkul satışına dair adi sözleşme ile 2 daire karşılığında peyderpey katılandan değişik tarihlerde olmak üzere 109.000,00TL ödeme almaları ve vaad edilen daireleri teslim etmemeleri şeklinde gerçekleşen somut olayda, öncelikle Ö.. İnşaat Taahhüt isimli bir ticari şirketin bulunup bulunmadığı, şirketin tüzel kişilik kazanıp kazanmadığı, sanık ile istinaf başvurusuna konu olmayan babası Y.. Y..'ın suçun işlendiği tarihte şirket yöneticisi veya temsilcisi olup olmadıkları hususlarının ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden şüpheye yer vermeyecek şekilde sorulup açıklığa kavuşturulmasından sonra, belirtilen şirketin var olduğunun ve sanık veya babası Yolcu'nun suç tarihinde şirket yöneticisi veya temsilcisi olduğunun belirlenmesi halinde, işlenen fiilin şirketin ticari faaliyetiyle ilgisinin bulunup bulunmadığının denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 158/1-h maddesinde düzenlenen “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık”, belirtilen şirketin bulunmaması veya sanıkların suç tarihinde şirket yöneticisi veya temsilcisi olmamaları durumunda sanık eyleminin 5237 Sayılı TCK.nın 157/1.maddesinde yazılı "basit dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmayacağı ve basit dolandırıcılık suçunu oluşturması halinde hükümden önce 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinin gözetilmemesi ve yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve delillerle sonuç arasındaki mantıksal ve hukuksal bağı kurularak gösterilip açıklanmadan yeterli gerekçeden yoksun, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1. ve 230.maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve başvuruda bulunan sanık müdafiin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK.nın 289/1-h-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)