(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 253, 279) (5237 S. K. m. 106)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanıklar müdafilerin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Birlikte iş yapmak üzere aralarında yaptıkları sözleşme gereğince kullandıkları ortak ofisteki eşyaların sanıklar tarafından götürülmesi sureti ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri iddia edilen sanık eylemlerinin taraflar arasında "hukuki mesele" niteliğinde olup olmadığının dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağı kurularak denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde tartışılıp açıklanmadan yetersiz gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141, CMK.nın 34, 230.maddelerine muhalefet edilmesi,
09/07/2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmakla yürürlüğe giren 26/06/2009 gün ve 5918 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile 5271 sayılı CMK.nın 253.maddesinin 3.fıkrasına eklenen "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki değişikliğe dair düzenlemenin gerekçesinde "uygulamada çıkan bir takım tereddütleri gidermek amacıyla, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir suçu işlemek amacıyla ya da bu suçla birlikte işlenmiş olması halinde de uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir" şeklindeki açıklamalar dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde;
"Defolup gitmelerini, bir daha gelirse fena olacağını" söyleyerek cezaevinde kendi ifadesi ile bir mafya babası ile çektirdiğini belirttiği fotoğrafı katılana göstermesi şeklinde oluşumu kabul edilen sanık Okan tarafından gerçekleştirilen eylemin, ne suretle katılanın kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı niteliği taşıdığının karar yerinde denetime imkan verecek şekilde tartışılmadan ve TCK.nın 106/1-c, 2. maddesi kapsamında kalan tehdit suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi ile tehdit suçunun yüklenilen diğer suç olan hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlemek amacıyla ya da bu suçla birlikte işlenmediğinin sabit olması ve hükümden önce 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253.maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca TCK.nın 106. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen tehdit suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafiilerin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK.nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi (¤¤)