(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 52, 158) (5275 S. K. m. 106) (5271 S. K. m. 34, 230, 168, 280, 283, 289) (6545 S. K. m. 81)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, suç tarihinden önce 08/02/2009 tarihinde katılan M. F.'nun yetkilisi olduğu şirketin Kadıköy'deki iş yerinden çalındığı iddiası ile ayrıca soruşturma yapılan, muhatabı Şekerbank Üsküdar Şubesi, keşideci kısmında F.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Ltd. Şti iş ortakları G. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi A.Ş yazılı 508 seri numaralı suça konu çeki, 15/06/2009 keşide tarihi ve 5750 TL bedelli hamiline olarak sahte olarak düzenleyip, H. A. adına hayali bir ciro da oluşturmak suretiyle müşteki S.. O..'a vererek kereste aldığı, müşteki S.'in de çeki sahte olduğunu bilmeksizin ticari alışverişi nedeniyle ciro ederek verdiği müştekiler M. İ. ve M. İ. tarafından bankaya ibrazında çalıntı ve sahte olduğunun tespit edildiği iddiası ile sanık hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından TCK’nın 204/1, 158/1.f ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda istinafa konu karar ile sanığın eylemleri sabit kabul edilerek her iki suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, atılı suçlamaları kabul etmemesi, yargılama safhasında alınan savunmasında ise ayrıca çekin sahte çıkması üzerine müşteki S..’e elden ödeme yaptığını beyan etmesi, müşteki S..’in soruşturma safhasında ev adresini bildirdiği halde bu adresten araştırma yapılmayıp beyanlarının alınmaması, soruşturma safhasında alınan beyanında; sanığın kendisinden bir kaç seferde parça parça kereste aldığını, karşılığında bir miktar para verip, geri kalan için bahse konu çeki verdiğini, sanığın bunun gibi 5 tane çek verdiğini, toplam 33.000.TL dolandırdığını, suça konu çekin çalıntı ve sahte çıkması üzerine, İstanbul’a gittiğini, çek sahibini bulduğunu, durumu anlatınca, çek sahibinin kendisine, inşaatlarının kapı işlerini sanığın yapmadığından çeke çalıntı koydurduğunu, söylediğini, bildirmesi, çekin ön yüzündeki yazı, rakam ve imza ile ilk ciranta H. A. kısmındaki imzanın sanığın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi, keşideci kısmında F.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Ltd Şti iş ortakları G.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi A.Ş yazılı olmasına rağmen sadece katılan M. F.’nun yetkilisi olduğu F.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi Ltd Şti, ile ilgili yazı ve imza incelemesinin yaptırılması, buna karşın keşideci kısmında yazılı diğer şirket G.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi A.Ş ile ilgili yazı ve imza incelemesinin yaptırılmaması hususları göz önüne alındığında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından,
1-Çekin keşideci kısmında yazılı diğer şirket G.. İnşaat Taahhüt Ticaret Sanayi A.Ş’nin suç tarihinde ortakları ile şirketi temsile kişi veya kişilerin kimler olduğu tespit edilerek beyanlarına başvurulması ile çek aslındaki yazı ve imzaların, bu kişilere ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu aldırılması,
2-Suçun asıl mağduru konumunda bulunan müşteki S..’in soruşturma safhasında bildirdiği ikamet adresinden veya tespit edilecek yeni adresinden temini ile beyanlarına başvurulup;
a) Ticari ilişkiye dair belgelerin istenilmesinden sonra davaya katılmak isteyip istemediği, çekin ne kadarlık mal karşılığında verildiği, açık hesap gereğince önceden kalan borç miktarı için mi verildiği ile sanık tarafından yargılama safhasında savunmasında belirttiği gibi ödeme yapılıp yapılmadığı, kısmi ödemede bulunup bulunmadığı ve yapılan kısmi ödeme nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği de sorularak, çekin tamamının daha önceki alışverişe karşılık verildiğinin belirlenmesi halinde dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı; bir kısmının önceki alışverişe diğerinin malın teslimini sağlamaya yönelik olduğunun tespiti halinde ise haksız menfaat miktarının alışveriş sırasında teslimi sağlanan malın fiyatı kadar olması gerekeceğinden gün para cezasının bu miktar üzerinden hesaplanmasının zorunlu olması ve ayrıca TCK’nın 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması,
b) Soruşturma safhasında alınan beyanında bildirdiği, çekin çalıntı ve sahte çıkması üzerine İstanbul’a gittiğinde görüştüğü çek sahibinin kim olduğunun, açık kimlik ve adres bilgilerinin sorularak, tespit edilmesi halinde beyanlarına başvurulması ile gerekirse çek aslındaki yazı ve imzaların bu kişiye ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu aldırılması ile toplanacak deliller sonucunda sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ve Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddelerinde öngörülen gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK'nın 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-28/06/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde sanıklar hakkında verilen adli para cezasının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, istinaf itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, CMK'nın 283. maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 06.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)