(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 289) (YCGK 03.03.1998 T. 1998/6-8 E. 1998/69 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, tamamen sahte olan 15.06.2015 keşide tarihli 4.000.TL bedelli suça konu çeki üçüncü ciranta sıfatıyla bizzat imzalayarak ticari alış veriş nedeniyle katılan M. Y.'a vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın, ayakkabı satışı nedeniyle önceki ciranta A. D.’den aldığını iddia ettiği suça konu çeki M. Ş. isimli kişi aracılığı ile factoring şirketinde paraya çevirdiğini savunduğu, Katılan’ın soruşturma aşamasında sanığa 40.000 TL borç para ve 60.000 TL’lik malzeme verdiğini, sanıktan suça konu çekte dahil 16 adet aldığını, alacaklarına karşılık yanında imzalayarak verdiğini; kovuşturma aşamasında ise önceki beyanından farkı olarak sanığın daha önce mal aldığını, aldığı malların ödemesini yaptığını, olay tarihinde 80.000 ila 100.000. TL civarında mal aldığını, karşılığında düşük meblağlı çok sayıda çek verdiğini, çekleri bankaya ibraz ettiğinde tamamının sahte ve çalıntı çıktığını, diğer çekler yönünden de ayrı ayrı şikayet ettiğini beyan ettiği, beyanları arasındaki çelişkinin sorularak giderilmediği, katılanın beyanı doğrultusunda getirtilerek incelenen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/39833 soruşturma sayılı dosyada sanık tarafından katılana verildiği iddia edilen başka çeklerle ilgili soruşturmanın yürütüldüğü ve halen derdest olduğunun anlaşılması ile ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı hususları göz önüne alınarak, gerçeğin hiç bir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde tespiti için, sanık ile katılandan suça konu çekin verilişine ilişkin savunma ve beyanlarının okunup çelişkinin giderilerek açıklığa kavuşturulması, katılandan çeki alış nedenine konu ticari alışverişe ait fatura ve belgelerin istenerek denetime olanak verecek şekilde dosyaya konulması, suça konu çekin önceden doğan borç karşılığında verilip verilmediğinin araştırılması, öte yandan, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/39833 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma dışında sanığın aynı katılana karşı dava konu çek dışında verdiği bir kısım sahte olduğu iddia edilen çeklerle ilgili başka dosyanın bulunup bulunmadığının araştırılması, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/39833 sayılı dosyası ile varsa diğer soruşturma dosyalarının sonucu beklenerek, kamu davası açılması halinde zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla dosyaların birleştirilmesi; yine, sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu dikkate alınarak farklı kişiler adına olsa bile değişik zamanlarda düzenlediği ispatlanamayan sahte senetler açısından, tek bir sahtecilik suçunun oluşacağı, farklı zamanlarda verilen çekler yönünden ise, zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak, söz konusu çeklerin aynı suç işleme kastıyla aynı veya farklı tarihlerde düzenlenip düzenlenmediklerinin araştırılması; nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun çeklerin verildiği katılan Mehmet olduğu ve çeklerin aynı anda verilmesi halinde tek bir suçun oluşacağı, aynı suç işleme kararıyla farklı zamanda verilmesi durumunda ise, zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak çeklerin hangi ticari ilişki karşılığında ve hangi tarihte verildiklerinin kesin olarak belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve savunma hakkının kısıtlanması ile Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri anlamında gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde temel ceza olarak belirlenen 3 yıl hapis cezasından her hangi bir indirim yapılmadığı halde hapis cezasının netice olarak 2 yıl 6 ay belirlenmek suretiyle az ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu yönleri ile yerinde görülmekle, başkaca yönleri ile incelenmeyen hükmün CMK'nın 289/1-g-h ve 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)