(5271 S. K. m. 253, 254, 280, 289) (5237 S. K. m. 155)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ile katılanın akraba oldukları, katılanın Antalya/Kemer'de ikamet ettiği ve sanığa ait İstanbul Çatalca'da tapunun 949 parsel numarasında kayıtlı taşınmazı satması için 07/03/2013 tarih ve 01413 yevmiye numarasında kayıtlı Kemer 1. Noterliğinde düzenlenen vekaletname verdiği, sanığın bu vekaletname ile müştekiye ait taşınmazı eşi E. Ç.'ye tapuda satış işlemi yaparak devrettiği ve satış parasını katılana vermeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediği iddia edilen ve mahkumiyetine karar verilen olayda;
Sanığın ücret karşılığı olmaksızın belli bir işin yapılması için katılan tarafından verilen vekaletnameye dayanarak taşınmazı satarak satış parasını katılana vermediğinin iddia edilmesi nedeniyle taraflar arasında hizmet ilişkisinin varlığından bahsedilemeyeceği nazara alındığında, eylemin hükümden önce 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 253 maddesinde yapılan değişiklik uzlaşmaya tabi hale getirilen TCK'nın 155/1.maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilip CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yönteme uygun uzlaşma işlem yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, suç vasfında yanılgı ile yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın istinaf itirazları bu yönü ile yerinde görülmekle, başkaca yönleri ile incelenmeyen hükmün CMK'nın 289/1-g-h ve 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 24/10/2017 tarihinde Üye Hakim (38640) Ö. B.'ın karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sanığın alınan vekaletname ilişkisi çerçevesinde katılanın malını idare etme yetkisini kötüye kullandığı, taraflar arasında bir işin yapılması için ilişki kurulduğu dikkate alınarak, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 155/2 maddesinde öngörülen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, bu nedenle sanık müdafinin istinaf itirazının CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)