(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (5237 S. K. m. 207)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, müşteki H. G.’a ait bir şekilde temin ettiği aslı ele geçirilemediği için ne şekilde oluşturulduğu anlaşılamayan nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp ibraz ederek PTT aracılığı ile katılan bankanın Edirne şubesinden 05/09/2014 tarih, 21926401 referanslı 17.000 TL tutarlı ihtiyaç kredisi aldığı, taksitlerinin yatırılmaması nedeniyle katılan bankaca kendisine başvurulan müşteki H. G.’ın şikayeti üzerine yapılan soruşturmada bankaya ibraz edilen sahte nüfus cüzdanın fotokopisindeki fotoğrafın Çankırı ilinde aynı yöntemi kullanarak N. E. adına düzenlenmiş kimlik bilgileri ile PTT şubesi aracılığı ile katılan bankanın diğer şubesinden 20.000 TL kredi çekmeye çalışırken yakalanan ve hakkında işlem yapılan sanığa ait olduğunun tespit ve teşhis edildiği, bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;
UYAP’ta yapılan araştırmada mağduru N. E. olan sanığın Çankırı ilindeki eylemi ile ilgili Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine ait 2014/115 esas sayılı dava dosyası ile kamu davası açıldığı ile suç tarihinin 25/09/2014 olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın katılan bankanın farkı şubelerinden değişik zamanlarda ve kısa zaman aralıklarıyla tahsis edilmemesi gereken kredilerin açılmasını sağlamak maksadıyla H. G. ve N. E.’ın kimlik bilgilerini ele geçirerek fotoğraf dışında aslına uygun nüfus cüzdanları düzenleyip, üzerlerine kendi fotoğraflarını yapıştırmak suretiyle bu kimliklerle ilgili banka şubelerine başvuruda bulunması, N. G.’ın kimlik bilgilerine uygun düzenlenmiş nüfus cüzdanının ele geçirilememesine rağmen, N. E. adına sahte düzenlenmiş kimliğin Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine ait dava dosyasında mevcut olması, sanığın H. ve N.’e ait kimlik bilgileriyle oluşturduğu nüfus cüzdanlarıyla mağdurlar adına olmakla birlikte içeriği itibariyle sahte kredi sözleşmelerinin düzenlenmesini sağlayıp, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesindeki olaya konu sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı tespit edilememiş ise de dava dosyamızdaki sözleşmeyi mağdura atfen imzalaması, bu nedenle özel belgede sahtecilik suçunu da işlediğinin anlaşılması, ancak belgede sahtecilik suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olması, her iki suçun geniş anlamda mağdurunun toplumu oluşturan tüm bireyler olması, unsurlarının tamamen benzer olarak düzenlenmesi de göz önünde bulundurulduğunda, resmi belgede sahtecilik suçu ile özel belgede sahtecilik suçlarının “aynı suç” olduğunun kabulü ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden hareketle; sanığın aynı suç işleme kararıyla, katılan bankanın farklı şubelerine karşı dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması karşısında, her iki dava dosyasındaki resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının tek suç kabul edilerek zincirleme suç hükümlerine ilişkin TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, bu nedenle Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine ait 2014/115 esas sayılı davasının derdest olması halinde her iki dava dosyasının birleştirilmesi, söz konusu dava dosyasında karar verilip kesinleşmiş ise onaylı örneğinin dosya içerisine getirilerek dosya içerisine alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ve savunma hakkının kısıtlanması ile Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri anlamında gerekçeden yoksun şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 gün ve 335-1804 ile 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve bu nedenle aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiğinin belirtilmesi, sahteciliğe konu olan belgenin aldatıcılık niteliğinin olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesinin öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup, hakimin olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılmayacağını bizzat belirlemeli ve sonucuna göre belgelerde aldatma niteliği olup olmadığını takdir ve tespit etmesi gerektiği, aslı ele geçmeyen nüfus cüzdanı üzerinde inceleme yapılmasının mümkün olmaması ve aldatıcılık niteliğinin belirlenememesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, mevcut haliyle sanığın H.’ya ait kimlik bilgileriyle oluşturduğu nüfus cüzdanıyla sahte kredi sözleşmesi düzenlenmesini sağlayıp, sözleşmeyi mağdura atfen imzalaması nedeniyle TCK’nın 207/1 maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanından dolayı resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın istinaf itirazları bu yönleri ile yerinde görülmekle, başkaca yönleri ile incelenmeyen hükmün CMK'nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 11.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)