(5271 S. K. m. 230, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıklar hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı TCK 155/2, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanık Ö.C. hakkında TCK 155/2, 62 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 500 gün karşılığı olmak üzere 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın TCK'nın 51/2 maddesi gereğince mağdurun zararını tamamen tazmin etmesi koşuluyla ertelenmesine, sanıklar M.Ö. ve D.G. hakkında beraatlerine dair karar verildiği, beraat kararlarının kesinleştiği, sanık Ö.C. vekilinin istinaf talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/16109 esas ve 2015/26226 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ;
Sanık hakkında şarta bağlı erteleme hükümleri uygulanmış ise de "5237 sayılı Kanun'un 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı Kanun'un 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanun'un 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, mağdurun zararının tamamen tazmin etmesi şartına tabi tutulması aleyhe istinaf olmadığından, bozma nedeni yapılmamış,
Kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı ertelenmesine karar verilen uzun süreli hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, sanık hakkında, TCK'nın 53/1, 2, 3, madde ve fıkralarının uygulanmaması, infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda verilen İstinafa konu kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, sanık Ö. vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmeyerek CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 23/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)