(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme yönelik istinaf yasa yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın kendisine ait suça konu muhatabı Türkiye Garanti Bankası Sultanbeyli şubesine, keşide tarihi 25.06.2009 olan 10.000 TL bedelli hamiline tanzim edilen çeki başkasına imzalatıp sahte keşideci imzası ile satın aldığı Daire karşılığı katılan İ. Ö.’e verdiği, ciro silsilesi içerisinde en son ciranta olan katılan M. A. tarafından bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığının banka tarafından çekin arkasına şerh edildiği, katılan M. A. tarafından yapılan şikayet üzerine sanık hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan Kapatılan Ümraniye 3. Asliye Ceza Mahkemesine ait dava dosyası ile açılan kamu davasında sanığın keşideci imzasının kendisine ait olmadığını savunması ve yapılan bilirkişi incelemesinde de imzanın sanığa ait olmadığının tespit edilmesi üzerine beraatine karar verilerek yapılan suç duyurusu üzerine yapılan soruşturma sonucunda, sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
Sanığın yargılama safhasında alınan savunması ile çelişkili olması nedeniyle okunarak sorulması üzerine doğruladığı soruşturma safhasındaki savunmasında, “Ben 2007-2008 yıllarında kardeşim M. D. ve kimlik bilgilerini size ibraz edeceğim M. D. ile ortaklık yapmaktaydım. Soruşturmaya konu Garanti bankası Sultanbeyli şubesinin muhatap olduğu keşide yetkisi bende olan 25/06/2009 keşide tarihli 249880 seri nolu çeki benim memlekette bulunduğum bir sırada benim ve ismini saydığım bu ortaklarımın hesabına M. D. tarafından keşide edilerek İ. Ö.’e verilmiştir. Çeki keşide etme yetkisi bana aittir. Ancak M. D. ortağım olması nedeniyle çek karnesini ona bırakmıştım. Ben karşılıksız çek suçundan yargılandığım sırada müştekiye olan borcumu inkar etmedim. Sadece imzanın bana ait olmadığını söyledim ve bu nedenle beraat ettim. Daha sonra bu çek bedelini çek hamiline ödemedik. Çünkü M. D. ve M. D. ile benim ortaklığım 2008 yılında bitti. Zaten iflasta etmiştik. Ortağım olan M. D. benim kardeşimdir. Olay tarihinde M. D. ve M. D. resmi olarak benim ortağım değillerdi. Ancak kurduğum işe sermaye katkısı olmaları nedeniyle fiili ortaklardı. Bu kişilerle hurda işi yapmaktaydık. İ. Ö. benim işlettiğim hurdacılık ticaretine bir daire sattı. Karşılığında bu çek İ. Ö.’e verildi. Bankanın bildirdiği yazıda ismi geçen A. D. M. D.’ın kardeşidir.” şeklindeki beyanı, katılan İ. Ö.’in Daire satma karşılığı suça konu çekle birlikte aldığını beyan ettiği ve dosyaya ibraz ettiği bonolarda borçlu kısmında M. D., kefil kısmında ise M. D.’ın isim ve imzaların bulunması, çek hesabı açılırken ibraz edilen ve banka tarafından fotokopileri gönderilen belgeler arasında sanığın, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen A. D.’a çek hesabı açmak ve keşide etmek üzere Üsküdar Noterliğine ait 13/09/2007 tarih ve 32135 yevmiye no’lu vekaletname verdiğinin anlaşılması, A. D.’ın soruşturma safhasında şüpheli sıfatıyla alınan savunmasında çekle ilgisinin bulunmadığını ve çeki görmediğini beyan ettiği halde yazı ve imzaları ile karşılaştırmaya esas rapor alınmaması, keza sanığın savunmasında bildirdiği, katılan İ. Ö.’in ise ibraz ettiği bonolarda borçlu ve kefil olarak isim ve imzaları bulunan haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen M. D. ve M. D.’ın hiçbir aşamada beyanları alınmadığı gibi yazı ve imzaları ile ilgili karşılaştırmaya esas raporun da alınmaması hususları nazara alındığında gerçeğin hiç bir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde tespiti için A. D., M. D. ile M. D.’ın tanık sıfatıyla çağrılarak sanığın aşamalardaki savunması, katılan İ. Ö.’in beyanları ile ibraz ettiği bono fotokopileri ve sanığın A.’e verdiği vekaletname okunarak ayrıntılı olarak beyanlarının tespiti ve ayrıca yazı, rakam ve imzaları ile çekteki yazı, rakam ve imzalarının karşılaştırılmasına yönelik rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve savunma hakkının kısıtlanması ile Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri anlamında gerekçeden yoksun şekilde sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, istinaf itirazları bu yönleri ile yerinde görülmekle, diğer yönleri ile incelenmeyen hükmün CMK'nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 14.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)