(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 223, 230, 232, 280, 289) (5237 S. K. m. 61, 62) (YCGK 05.05.2015 T. 2014/8-145 E. 2015/145 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği, suç tarihi ve inceleme raporuna göre dosya görüşüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Gerekçeli karar hakkı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/1. maddesi çerçevesinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin dinamik yorumla türettiği temel haklardandır. Gerekçe, davanın öznel koşulları içerisinde karara doğrudan etkili olabilecek konularda mahkemenin aydınlatma yükümlülüğünü kapsamaktadır.
"Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde, hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanuni temsilcisinin ve müdafiinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise CMK’nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nun 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
5271 sayılı CMK'nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca hüküm fıkrasında; “223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, tayin olunan ceza miktarının ve kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının” hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, öncelikle denetime imkan verecek şekilde, diğer taraftan kesinleştiğinde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurulmalıdır." (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/8-145 Esas 2015/145 karar sayılı ilamı)
İncelenen dosyada;
Dosyadaki fotoğraflara ve yapı tatil tutanağı içeriğine göre, imalatın, ne surette sökülüp takılabilen, kalıcı olmayan nitelikte bir yapı olarak kabul edildiği ve bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli olup olmadığı, denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanıp gösterilmeden, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin istinaf iddiaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, KESİN olmak üzere 28/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)