Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5271 sayılı CMK.nun 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön incelemede, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından aynı Yasanın 280.maddesi gereğince işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2016 tarihli iddianamesiyle; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım ettiği iddiasıyla TCK'nın 220/7.maddesi yollamasıyla 314/2, 53, 54, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli hükmü ile; sanığın silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca neticeten 6 Yıl 3 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 30.04.2015 tarih ve 2015/3344 Esas, 2015/926 Karar sayılı ilamında "Örgüt üyeliği örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. ..."denilmiştir.
Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2016/7162 Esas, 2017/4786 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kendisini kısaca "Hizmet" olarak tanımlayan FETÖ/PDY, Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "……" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür. Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için Bylock gibi haberleşme araçlarının kullandığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli istihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğünün örgüt hakkındaki raporu, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin ilk derece olarak 2015/3 ve temyiz incelemesi sonucu verilen 2017/1443 esas sayılı dosyalardaki deliller ve kabul gerekçesi gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, mahkemenin gerekçesinde ayrıntılı olarak belirttiği "örgütsel toplantılar yapması, örgütün önemli finans kaynaklarından biri haline geldiği sabit olan F1 Bankası A.Ş'de hesabının bulunması ve örgütün talimatları doğrultusunda 2014 yılı sonrasında da bu hesabı aktif bir şekilde kullanmaya devam etmesi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında diğer bütün FETÖ dosyalarında olduğu gibi talimat gereği gizliliğe riayet ederek kaldığı evi boşaltırken ihbar üzerine FETÖ liderinin kitap ve CD leriyle yakalanması," şeklindeki gerekçesi ile sanığın 2015-2016 yıllarında ve FETÖ darbe girişiminden sonra da devam eden …. adlı sosyal paylaşım programı üzerinden yaptığı görüşmede FETÖ liderini açıkça öven, askerin ordudan çıkacağını belirten ve örgüt liderine manevi bağlığını ifade ederek sanığa mesaj gönderen kişinin bu yazı içeriklerindeki beyanlarına sanığın da açıkça katıldığını gösteren eylem biçimi de dikkate alındığında sanığın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olduğu ve atılı suçu işlediği dairemizce de kabul edilmiştir.
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, Kararın tebliği tarihinden itibaren onbeş (15) günlük yasal süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut tutuklu sanığın bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak veya bu hususta bir dilekçe vererek yada bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere, 5271 sayılı CMK.nun 286/1.maddesi uyarınca TEMYİZ yolu açık olmak üzere, 30.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)