(5271 S. K. m. 280)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı C. Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından,
SONUÇ: İstinaf başvurusunda bulunan C.Savcısı’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 16.02.2017 tarihinde üye Hakim Tekin Karaca'nın tevdii ve duruşma açılması yönünde muhalefetiyle oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık H. Y. ve E. Ç. hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak ve toplantı ve yürüyüşlere silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılma suçlarından 3717 sayılı kanunun 7/2 ve 2911 sayılı kanunun 33/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30.01.2016 tarihinde verdiği kararda; sanık H. Y.'ın üzerine atılı suçlarda ayrı ayrı beraatine, sanık E. Ç. hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak suçunda beraatine, 2911 sayılı kanunun 33/1 maddesine ilişkin suç yönünden eylem 2911 sayılı kanunun 28. maddesinde kaldığında bahisle bu madde hükmü gereğince karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm kurmuştur.
Cumhuriyet savcısı süresinde verdiği 29.11.2016 tarihli dilekçesinde, sanık H. Y. hakkında verilen beraat hükümlerinin bozulmasına, sanık E. Ç. hakkında verilen terör örgütünün propagandası suçunda verilen beraat kararının bozulması ve toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunun 33/1 maddesinde ceza verilmesi gerekirken aynı kanunun 28/1. maddesinden ceza verilmesi hususlarında mahkeme kararının bozulmasını istediğin belirtilmiştir.
Lekelenmeme hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı dikkate alınarak mahkemece sanık H. Y. hakkında verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun olduğundan Cumhuriyet Savcısının bu yönde ki istinaf talebinin esastan reddine dair çoğunluk görüşüne iştirak ediyorum.
Ancak;
Cumhuriyet Savcısı verdiği dilekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karara da itiraz etmiştir. Her ne kadar tek dilekçe ile hem istinaf kanun yolu hem de itiraz kanun yoluna başvurmuş ise de; usul yasamızda buna engel bir hüküm bulunmadığından, öncelikle itiraz kanun yolu üzerine verilecek karar sonrasında dava dosyasının istinaf dairesine göndermesin gerekmektedir. Çünkü itiraz kanun yolunda Cumhuriyet Savcısının itirazı kabul gördüğünde sanık E. Ç.'in 2911 sayılı Kanunun 33/1.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilecektir. Böylece terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşünde, kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü kapatarak havai fişek ve taşla saldırdığı anlaşılan ve kabul edilen sanığın eyleminin "2911 sayılı Kanunun 33/1-a ve 3713 sayılı Kanunun 7/3-2. cümle" madde ve fıkralarında yazılı suçları oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesindeki düzenleme uyarınca en ağır cezayı gerektiren 3713 sayılı TMK'nın 7/3-2. cümlesinde yazılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekecektir. Bu nedenle öncelikle dava dosyasının E. Ç. yönünden itiraz kanun yolu incelemesine konu edilmesi için mahkemesine geri gönderilmesi itiraz kanun yolunun kesinleşmesi üzerine dava dosyasının istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmesi gerekmektedir. Bu yöne ilişkin çoğunluk görüşüne iştirak katılmıyorum.
Ayrıca dairenin kabulüne göre de;
Sanık E. Ç. yönünde yapılan istinaf incelemesinde; sanık E. hakkında terör örgütünün propagandası suçu yönünden davanın dayanağının oluşturan 30.01.2016 tarihli tutanak içeriği incelendiğinde özetle; sanık E.'ın 50 kişilik grup içinde yer aldığı ve bu grubun terör örgütü lehine sloganlar attığı ve ayrıca yapılan ihtar ve uyarılara rağmen dağılmayarak kolluk kuvvetlerine havai fişek ve taşlı saldırıda bulundukları, sanık E.'ın üzerine giydiği elbisenin kapşonu ile başını kapatmış halde yakalandığı sanık E.'ın aksini ve sahteliğini iddia etmediği ve imzaladığı tutanak ile sabittir. Tutanak ayrıca görevli kolluk görevlilerince de imzalanmıştır. Müdafiisi olmaksızın alınan ifadesinde suçlamayı kabul eden sanık E., yargılama sırasında bu ifadesini kabul etmemiş ve mahkemede gerekçe olarak mahkemede ki savunmasına değer vermiştir.
İddianın dayanağı 30.01.2016 tarihli" Tutanak" başlıklı tutanak olup bu tutanağın aksi ve sahteliği sanık E. tarafından ileri sürülmemiştir. Sanığın müdafii olmaksızın soruşturma sırasında verdiği ifadenin hükme esas alınmamış olması doğru ise de, sanığın imzaladığı ve sahteliğini ve aksini ileri sürmediği tutanağın hükme esas alınmaması ve tutanak mümzilerinin duruşmaya çağrılarak dinlenilmemesi ve yine sanık E. ile birlikte hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak, 2911 sayılı yasaya muhalefet suçlarından tutanak tanzim edilen yaşı küçük suça sürüklenen çocuklar hakkında ki soruşturma ve davanın akibetin araştırılmadan eksik incelemeye dayanarak karar verilmiş olması usul ve esasa aykırıdır. Bu nedenle Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenlerinin yerinde olduğu ve CMK'nın 280/1-c maddesi gereğince duruşma açılıp tutanak tanıkları çağrılmasına, sanık E. ile birlikte hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak, 2911 sayılı yasaya muhalefet suçlarından tutanak tanzim edilen yaşı küçüklüğü nedeniyle soruşturması tefrik edilen suça sürüklenen çocuklar hakkında ki soruşturma ve davanın akibetin araştırılmasına karar verilip ve yine sonuca göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekirken istinaf talebinin esastan reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)