(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 4, 53, 54, 63, 314) (3713 S. K. m. 5, 7) (5271 S. K. m. 230, 280, 289) (1412 S. K. m. 308)
Yerel Mahkemece sanıklar İsmail Koyuncu ve Suzan Aşar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanıklar ve C. Savcısının tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, arama el koyma ve yakalama tutanakları, inceleme ve tespit tutanakları, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
1-) Sanıklar İ. K. ve S. A. hakkında silahlı terör örgütüne üye ve silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin istinaf incelemesinde;
a) Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin yapılan incelemede;
Sanıklar İ. K. ve S. A. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, 53/1, 54/1-4, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasında, Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli hükmü ile; her ne kadar sanıkların hiyerarşik yapı içerisinde hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olması nedeniyle ayrı ayrı beraat karar vermiştir.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 30.04.2015 tarih ve 2015/3344 Esas, 2015/926 Karar sayılı ilamında "Örgüt üyeliği örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. ..." denilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.04.2015 tarih ve 2015/1069 Esas, 2015/840 Karar sayılı ilamında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları; gönüllü olarak örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle örgütle organik bağ kurma, eylem ve faaliyetlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olarak kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-Sanıkların telefon iletişimi ile dini nikahını kıyan ve bu olaya tanıklık eden kişiler hakkında soruşturma olup olmadığı araştırılmadan ve varsa soruşturma dosyalarının asıllarını birer örneğinin dosya içerisine getirtilmeden,
2-Sanık İ. K.'nun isimlerini bildirdiği kişiler hakkından soruşturma olup olmadığı araştırılmadan ve varsa soruşturma dosyalarının asıllarını birer örneği dosya içerisine alınmadan, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'nın 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının İstinaf denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve İstinafın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan C. Savcısının istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebep dolayı BOZULMASINA
b) Silahlı Terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesinde;
Sanıklar İ. K. ve S. A. hakkında hakkın da silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan; 3713 sayılı Kanunun 7/2, 53/1, 54/1-4 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ve ilk derece mahkemesi tarafından sanıkların mahkumiyetine karar verilmiştir.
Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçunun düzenlendiği 11.4.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 3713 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi; "Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." şeklindedir.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde propaganda; "Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca" şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26/1. maddesine göre, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar..." şeklindedir.
Bunun yanında; Anayasanın çeşitli hükümlerinde de ifade özgürlüğünün kullanılmasına ilişkin sınırlamaların ne şekilde olabileceği gösterilmiştir.
Anayasa'nın 26/2. maddesine göre, bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Yine Anayasa'nın 13. maddesine göre; temel hak ve hürriyetler, ancak Anayasa'da belirtilen sebeplerle ve kanunla sınırlanabilir. Anayasa'nın 14. maddesine göre ise, Anayasa'da belirtilen hak ve hürriyetlerden hiçbiri Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz, Anayasa hükümleri Anayasa ile tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini ve Anayasa'da belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunulmasını mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
11.4.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesi kapsamında "terör örgütünün propagandasını yapma" suçunun oluşabilmesi için, terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancın başkalarına tanıtılması, benimsetilmesi ya da yayılması amacıyla terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerinin meşru gösterilmesi veya bu yöntemlerin övülmesi ya da bu yöntemlere başvurmanın teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, failin eylemini oluşturan yazı, konuşma, video, açıklama veya sözler ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar S. ve İ.'in kendilerine ait facebook hesabında paylaştığı yazı, ifade ve resimlerin suç kabul edilerek sanıkların mahkumiyetine karar verildiği ancak mahkumiyete esas teşkil eden yazı, resim ve ifadelerin neler olduğu gerekçede açıkça irdelenip tartışılmamıştır. Paylaşılan yazı, resim ve ifadelerin gerekçeli kararda ayrı ayrı irdelenerek 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu, terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için, örgütün" cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde" yapılmasının zorunlu olduğu göz önüne alındığında suç teşkil ettiği kabul edilen yazı, resim ve ifadelerde ayrı ayrı silahlı terör örgütünün propagandası yapmak suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının gerekçesiyle birlikte denetime olanak verecek şekilde belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, iddiaya konu tüm paylaşımlarda yer alan yazı, resim ve ifadelerin genel ifadelerle ve bir bütün halinde suç kabul edilerek gerekçe yazıldığı ve değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca sanıklar hakkında isnat edilen eylemler farklı zamanlarda işlenmiş olmasına göre ayrı suç teşkil eden eylem bulunup bulunmadığı gerekçede yeterince tartışılmamış ve denetime olanak verecek şekilde gerekçeye yansıtılmamıştır.
5271 sayılı CMK’nın 230/1-b bendine göre de hükmün gerekçesinde; “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.” gerektiği ve sanıkların hangi gerekçeyle hangi eylemlerinin suç teşkil ettiği hususunun gerekçede yer alması zorunludur.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'nın 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının İstinaf denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve İstinafın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar'ın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan Sakarya 4.. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE.
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 12.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)