T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1233
KARAR NO: 2025/1347
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 27/02/2025
NUMARASI: 2025/162 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödemediğini, daha önce konkordato talep etmesi ve konkordato taleplerinin reddedilmesi, borçlarını ödemekten imtina etmesi, düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket etmesi, dava sonuçlanana dek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimali gözetildiğinde davalıların banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ederiz. talep etmiştir. Mahkeme, davacının dava dilekçesi anlatımıyla talebinin itirazın iptali olduğu, dosyadaki iddiaların bu aşamada soyut iddialar olduğu, iddiaları destekler mahiyette dosyaya somut bir delil de sunulmadığı, iddiaların yargılamayı gerektirdiği, ayrıca mal kaçırma kastına ilişkin de dosyada herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı, bu haliyle yaklaşık ispat koşuluğunun gerçekleşmediği gerekçesi ile; "1-Davacının ihtiyati haciz verilmesi talebinin İİK nın 257. ve sonraki ilgili maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından talebin REDDİNE, 2-Kararın talepte bulunana tebliğine"dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren istinaf yolu açık olarak 27/02/2025 tarihinde karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığı,diğer davalı ...'un ise davalı şirketi münferiden temsile yetkili kişi olup müvekkili şirket ile imzalanan sözleşmede ticari kefaletleri bulunduğu,davalı şirketin elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen ... Fatura numaralı 60.238,42-TL bedelli 08/01/2025 Son ödeme tarihli faturasını ödemediğini, davalı şirket tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz etmediğini, mevzuata göre gönderilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesi ya da reddedilmeyerek, ticari defterlere işlenilmesinin de malın teslim edildiğine karine sayıldığını, 08/01/2025 son ödeme tarihli faturanın ödenmemesi ve davalılar tarafından faturaya itiraz da edilmemesi sebebiyle İcra İflas Kanunu'nda yer alan vadesi gelmiş bir borçtan söz edilebileceğini,kanunda yer alan şartların sağlanması sebebiyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi halinde, yargılama sonucunda müvekkili şirketin alacağını tahsil edebilme şansı bulunmayacağını, davalıların müvekkili şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödemediğini ve muhtelif takiplere konu edildiğini,daha önce konkordato talep ettiği, fakat konkordato taleplerinin reddedildiğini, takip ve haciz işlemlerini engellemek için konkordato kurumuna başvurduğu da nazara alındığında düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket ettiğini,davalıların ticari faaliyetlerini sürdürdüğü fabrikayı kapatmaları da dikkate alındığında dava sonuçlanana dek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimali oldukça yüksek olduğunu belirterek , kararın kaldırılarak davalıların banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmeye göre tahakkuk eden tüketim faturaları alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu,diğer davalının ise sözleşmede açık kefaleti olduğunun belirlendiği, takibe konu faturaların sözleşme gereği düzenlenen tüketim faturaları olduğu, takibe konu sözleşmeye dayalı göre alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden talep hakkında hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden talep hakkında; 1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, İİK’ nun 257/1 inci maddesi gereğince dava konusu alacak miktarı ile sınırlı biçimde 60.238,42-TL karşılığı davalıların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına iş bu dava sonuna dek kayden ihtiyati haciz konulmasına, bu haciz işleminden borçlu şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık olmak üzere HMK’ nın 87 ıncı maddesine göre nakit veya kabul olunacak banka teminatı olarak davacıdan alacağın % 15'i oranına karşılık gelen 9.035,76 TL teminat karşılığında alacağa yeter miktarda, taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE,2-Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına, 3-HMK'nın 393. maddesi uyarınca tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmemesi ve aynı süre içerisinde belirlenen teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun talep eden tarafa ihtarına, 4-Karardan bir suretin taraflara İlk Derece Mahkemesince tebliğine, İstinaf incelemesi ile ilgili olarak; Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/05/2025