T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1046
KARAR NO: 2025/1172
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/02/2025
NUMARASI: 2025/270 E - 2025/162 K
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 30/04/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin unlu mamüller üretimi ve mağazacılık faaliyeti yürütmekte olup Türkiye'de bilinen "..." markalarıyla kafe ve restoran hizmetleri vermekte olduğunu, Ekteki kira sözleşmesi ve ekstreden görüleceği üzere Tepeören ... Mah. ... Cad. No:... Tuzla - İstanbul adresinin kiralanması karşılığında ... A.Ş. şirketine aylık 900.000,00-TL kira ödemesi yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin Şubat 2025 kirasını ödemek üzere bankaya talimat verirken alıcı adını sehven yanlış girerek parayı daha önce sistemde kayıtlı olarak bulunan ve isim benzerliği bulunan ... Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi isimli şirkete gönderdiğini, işbu ödemenin 2025 Şubat Kira ödemesi açıklamasıyla gönderilmiş olup davalı yan ile aralarında hiçbir kira sözleşmesi bulunmadığını, bununla beraber davalı tarafa ayrıca bir borçlarınında bulunmadığını, İşbu paranın karşı tarafın hesabına geçtiğinin ekteki dekontta görüleceğini, taraflarınca hatalı gönderime ilişkin bankaya bilgi verilmiş ise de paranın karşı taraf hesabına geçmesi sebebiyle bu para üzerindeki takdirin alıcı şirkette olduğu taraflarına bildirildiğini, Davalı şirkete yaptıkları sözlü başvuruların neticesiz kaldığını, bankalardan aldıkları bilgilere göre işbu paranın çekilmesi talepli bankaların çeşitli şubelerine başvurduklarının taraflarına bildirildiğini, davalı şirketin şirket ortakları yabancı olup şirketin henüz bu ay içerisinde devralındığını, müvekkilinin sehven gönderdiği ücreti alamaması durumunda ticareti sıkışacak, şirketin faaliyeti sekteye uğrayacak olduğunu, dava yolunun beklenmesi halinde uzun yargılama sürelerinin beklenmesi sebebiyle mağdur olacağını ve alacağını alamama riskinin ortaya çıkacağını, ayrıca davalı tarafın ortakları gözetildiğinde müvekkili şirketin risk altında olduğu açıkça görüleceğini, bu sebeple ivedi şekilde tedbir karar verilmesi gerektiğini beyan ederek hatalı olarak gönderilen 900.000,00 TL tutarındaki miktar üzerinde davalı/karşı tarafın ... Bankası A.Ş., ... numaralı IBAN'a bağlı hesaplarına bloke konulmasını, bu tutarın çekilmesi, başka bankalara ve/veya hesaplara transferinin, havale, EFT'sinin engellenmesi amacıyla ilgili hesabın tüm kullanımının engellenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından; "Talep dilekçesi ve ekinin incelenmesi sonucu; İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire ilişkin yasal düzenleme, dava konusu banka havalesi nedeniyle alacak talebine ilişkin olduğu, alıcı adının sehven yanlış girildiği ve banka havalesinin yanlışlıkla yapıldığı ve davacıya iade edilmesi gerektiği hususunu yaklaşık olarak ispatlamaya yeterli sayılmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu üzerinde verilebileceği gözetilerek karşı tarafın banka hesabına tedbir konulması isteminin haklılığı hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşturacak elverişlilikte ve yeterlilikte mevcut belge ve delil bulunmadığı " gerekçeleriyle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı talep eden tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati tedbir talep eden vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; sunulan dekontta görüleceği üzere ödemenin 2025 Şubat Kira ödemesi açıklamasıyla gönderildiğini, davalı ile aralarında hiçbir kira sözleşmesi bulunmadığını, davalıya borçlarının da olmadığını, paranın kendilerine gönderilmesi değil tasarrufunun engellenmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Talep, davalıya sehven gönderilen paranın iade edilmemesi nedeniyle davalı hesaplarına bloke konulması için ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Talep eden, karşı tarafla kira ilişkisi olmadığını, paranın ... A.Ş.'ye gönderilecekken alıcı adını sehven yanlış girerek daha önce sistemde kayıtlı olarak bulunan ve isim benzerliği bulunan ... Ticaret Ltd.Şti'ye gönderdiklerini ileri sürmektedir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Somut olayda davacı para transferinin sehven yapıldığını ileri sürerek davalının banka hesabına ihtiyati tedbir kararı ile bloke konulmasını istemiş ise de söz konusu paranın misli nitelikte olduğu, davanın bu haliyle para alacağına ilişkin olduğu ve banka hesabının uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının ihtiyati haciz talebinin de bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2025