T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1030
KARAR NO: 2025/1108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 13/02/2025
NUMARASI: 2024/790 Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının, ... Mh. ... Cd. ... Blok N.... Bayrampaşa/İstanbul adresine 01.09.2024 tarihinde kiracı olarak faaliyet göstermekte olduğu, davacıya ait bağımsız bölümde lavabo olmadığından kat ortak alanında bulunan lavaboyu kullanması gerekmekte olup, buradaki aboneliğin davadışı ... Tekstil İthalat İhracatLtd. Şti'ye ait olduğunu ve bu şirketin borcunu ödememesi nedeniyle kapalı olduğunu öğrendiğini, kendi adına abonelik yaptırmak istediğinde ise davalı kurum tarafından bu isteği ' ... Ltd. Şti'ne ait borcu ödemek zorundasın ödemezsen abonelik sözleşmesi yapmayız' denmek suretiyle reddedildiğini, sözlü olarak talebi reddedilen davacı işbu kerre ihtarname çekmiş ve atılı hukuksuzluğu belirttiğini, devamla 'sözleşme yapmaya hazırız' diye yazı gönderen davalı kuruma tekrar başvurulduğunda yine aynı şekilde reddettiğini, davalı kurum, İstanbul'da şebeke suyu dağıtan tek kurum olup tekel konumunda olduğunu, kişilerin en temel ihtiyacı olan suyu bu şekilde hukuksuz olarak vermekten kaçınamaz ve sözleşme yapmak zorunluluğu mevcut olduğunu, ayrıca davalı kurumun alacaklarını ancak kendi abonesinden talep edebileceği ve başkalarından bu şekilde hukuksuz olarak talepte bulunamayacağı hususu da herkesçe bilinen bir gerçeklik olduğunu, tüm bunlara rağmen davalı kurumun sözleşme yapmaktan ve şebeke suyunu bağlamaktan kaçınmasının açıkça hukuka aykırı olduğu sabit olduğunu, davalı kurumun beyan ve talepleri ile bu süreçteki davranışları tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, bu açık hukuka aykırılık nedeniyle davacının temel ihtiyaç olan suya erişiminin kısıtlanmış olması, temel ihtiyaçlarını gideremez hale gelmesi nedeniyle telafi edilemez ve katlanılamaz bir durumda olduğu sabit olduğundan tedbiren 22017990 nolu sayaçla şebeke suyunun bağlanmasına karar verilmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, suyun en temel ihtiyaç olması hali gözetilerek tedbiren davalı kurumun davacıya 22017990 nolu sayaçla ilgili şebeke suyunun bağlanması için sözleşme yapmasına karar verilmesini, yapılacak yargılama sonunda davacının davalı kuruma borçsuz olduğunun tespitine karar verilmesiniz talep ve dava etmiştir.Mahkeme, "Somut durumda, davacı vekili icra takibinden önce açtığı menfi tespit davasında re'sen tahakkuk ettirilen su borçlarından dolayı davacı şirketin şebeke suyunun bağlanması yönünde karar verilmesini talep etmiş olmakla, davacının işinin niteliği gereği suyun davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu olduğu gözetildiğinde, kesintinin davacının ticari işletme faaliyetinde ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu şebeke suyunun bağlanmaması davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar dava konusu miktarla ve tesisatla sınırlı olarak, davacının işletmesinde su kesintisinin önüne geçmek gerektiği, ihtiyati tedbir isteminde hukuki yarar bulunduğu " gerekçesi ile; "1- İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile, dava konusu ''... Mh. ... Cd. ... Blok N.... Bayrampaşa/İstanbul'' adresindeki ... LİMİTED ŞİRKETİ'ne ait ... nolu sayaca şebeke suyunun yeniden bağlanması hususunda ihtiyati tedbir uygulanmasına, 2-Kararın taraflara tebliğine, masrafın dosyada mevcut gider avansından karşılanmasına, 3-6100 sayılı yasanın 392.maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olmakla 10.000,00-TL teminat yatırılması halinde ihtiyati tedbir kararının geçerli olduğunun işbu kararın tebliği ihtar edilmesine, 4-6100 sayılı yasanın 393.maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorunda olunmakla aksi durumda tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının kararın tebliği ile ihtarına, 5-6100 sayılı yasanın 393/2 maddesi gereğince tedbirin uygulanması hususunda davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü veya İcra Müdürlüğünün yetkili ve görevli olduğunun tespiti ile tedbirin uygulanması halinde tedbiri uygulayan memurun tedbir konusu ve bulunduğu yeri gösteren bir tutanak tanzim etmesi ve tedbirin uygulandığına dair tutanağın bir örneğini karşı yana tebliğ etmesi gerektiğinin karar ile ilgili memura bildirilmesine, 6-6100 sayılı yasanın 394.maddesi gereğince karşı taraf dinlenmeden tedbir kararı verildiğinden, tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunulması halinde bu tarihten; hazır bulunulmaz ise tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak dilekçe ile, itiraz sebepleri açıkça gösterilmek ve itirazın dayanağı olan tüm deliller dilekçeye eklenmek zorunluluğu altında mahkememize itiraz edilebileceğinin, kararın tebliği ile birlikte karşı yana ihtarına, 7-6100 sayılı yasanın 395/1.maddesi gereğince aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişinin, mahkemece kabul edilecek teminatı göstermesi halinde mahkememizce, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği; 6100 sayılı yasanın 396/1.maddesi gereğince ise durum ve koşulların değiştiğinin sabit olması halinde talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebileceğinin işbu karar ile ihtarına, 8-6100 sayılı yasanın 397/2.maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının etkisinin, nihai kararın kesinleşmesine kadar devamına, 9-6100 sayılı yasanın 397/3.maddesi gereğince tedbirin kaldırılması halinde ilgili yerlere bildirilmesine" itirazı kabil olarak 06/01/2025 tarihinde karar vermiştir. İhtiyati tedbir kararına karşı davalı İski vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkemenin 12/02/2025 tarihli duruşma ara kararı ile "İhtiyati tedbire itiraz eden vekilinin 06/01/2025 tarihli tedbir kararına yönelik itirazının reddine" istinafı kabil olarak karar verilmiştir. Kararı davalı İski vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; İSKİ Abone Hizmetleri Uygulama Yönergesi 32.madde 3.fıkrasında “yeni sözleşme yapılacak yerin kiralandığı veya satın alındığı tarihten itibaren çıkan borçların ödemesi” halinde yeni sözleşme yapılabilir hükmüne istinaden, ... Tic.Ltd.Şti. adına Şirket sahibi ...’a tapu edinildiği tarihten itibaren oluşan borçların ödenmesi halinde,ilgili adresteki yere sözleşme yapılabileceği bildirilmesine rağmen borcun kendilerine ait olan kısmını ödemekten imtina ettikleri,tapunun edinildiği tarihten itibaren oluşan borçların,fiili kullanıcı olduğu tespit edilen ... Tic.Ltd.Şti. tarafından ödenmesi durumunda anılan yere abonelik yapılması uygun görülmektedir şeklinde cevap verildiğini, verilen tedbir kararı hukuksuz olup , idarenin hak kaybına sebep olduğunu,davalı İdarenin 2560 sayılı yasa ile kurulmuş bir kamu kurumu olduğu, yaptığı iş ve işlemlerde hukuk kurallarına göre hareket etmek zorunda olduğundan ,müvekkili İdare tarafından tahakkuk ettirilen bedellerin hukuka ve ilgili yönetmeliklere uygun olduğunu,ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, menfi tespit ve şebeke suyunun geçici bağlanması için ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.Mahkemece tedbir talebi kabul edilmiş ve davalının tedbire yönelik itirazı reddedilmiş, red kararı istinafa getirilmiş olmakla bu aşamada uyuşmazlık uyuşmazlık ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. (Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873)
HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877). Somut olay gelince; davacı mülkiyetinde bulunan taşınmazda dava dışı kişilerin kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisi aleyhine takip başlatıldığını ve tesisata elektrik verilmediğini beyanla muarazanın giderilmesini,yargılama sürecinde tedbiren geçici abonelik verilmesini istemiştir.Abonelik işlemleri davalı ...'nin faaliyet alanında kalmaktadır. Dava konusu mahallin iş yeri olduğu, dava konusunun yargılama gerektirdiği,bu süreçte tesisata şebeke suyu verilmemesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş olup tedbiren geçici şebeke suyunun yeniden bağlanarak tesis edilmesi HMK 389 md hükmüne uygundur.Teminatın 09/01/2025 tarihinde yatırıldığı görülmüştür. Mahkemece takdir olunan 10.000,00 TL teminat miktarının yeterli ve somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.Ayrıca tahakkuk edecek su bedelinin süresinde davacı tarafça ödenmesi,davalı tarafça da tahsil edilmesi gerekeceğinden,su bedelinin ödenmemesi durumunda gerekli işlemlerinde davalı tarafça her zaman yapılabileceğinin imkan dahilinde olduğu da açıktır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/04/2025