T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/3545
KARAR NO: 2024/3411
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/10/2024
NUMARASI: 2024/505 E
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mah. ... Sok. No: ... Beyoğlu /İST. adresindeki “ Depo “ vasıflı işyerinde davalı şirketin ... Hizmet Tüketim Hesap numarasıyla müşterisi olduğunu, tüm elektrik faturalarımı da aksatmadan düzenli olarak ödediğini, davalı şirket yetkilileri tarafından işyerinde yapılan bir denetimde depoda sayaç harici bir hat olduğu iddiası ile h kaçak tutanağı düzenlediklerini ve 320.000,00 TL. borç tahakkuku yaptığını, kaçak elektrik kullanmadığını, tutanağa komu olan hattın kendisinden önceki kişiler tarafından yapılmış olduğundan davalı şirkete 07.08.2024 tarihli itiraz dilekçesiyle itirazda bulunduğunu ve güç tespitinin yapılarak düzenlenen kayıp/kaçak tutanağının iptalini talep ettiğini, davalı şirket tarafından bu itirazına olumlu bir yanıt verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de olumlu sonuç alınamadığını, bu işyerini depo olarak kullandığını, güç tespiti yapıldığında depoda bulunan eşyaların ve makinenin bu kadar bir güç sarfiyatında bulunamayacağı ve elektrik fazlarının da buna yetmeyeceğinin tespit olunacağını ileri sürerek davalı şirket tarafından elektriğin kesilmemesi ve faaliyetinin engellenmemesi bakımından dava neticesine kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak tetkik ve inceleme neticesinde menfi tespit suretiyle davalı şirkete bu miktarda bir kayıp/kaçak faturası borcunun olmadığının tespitini, usul ve yasalara aykırı olarak düzenlenmiş bulunan kayıp/kaçak faturasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından 02/09/2024 tarihli ara kararla "Dosya kapsamı ve HMK 389. Madde hükümleri değerlendirildiğinde; tacir olan davacı ait işyerinin elektrik kesilmesi davacı açısından telafisi imkansız ciddi bir zararın doğacağı, davalı kurumun elektrik enerjisi dağıtımı konusunda tekel sahibi olması, talep edenin başka türlü elektirik enerjisine sahip olmasının mümkün olmaması ve HMK 389. Madde koşulları oluştuğundan ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davacıya ait iş yerinin elektrik akışının tekrar sağlanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle 1-Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; dava değerinin % 20'si oranında nakdi teminat tutarının veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu mahkememize yatırıldığı veya ibraz edildiği takdirde; ... Mah. ... Sok. No: ... Beyoğlu /İST. adresindeki “ Depo “ vasıflı işyerinde ... Hizmet Tüketim Hesap numarasındaki elektrik enerjisinin kesilmemesi; kesilmiş ise elektrik verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara davalının itirazı üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda 16.10.2024 tarihli ara kararla ihtiyati tedbire itirazın reddine, bu hususta gerekçeli karar yazılmasına, Teminatın arttırılması talebinin kabulü ile tensip zaptı doğrultusunda davacı tarafça toplam %30 oranında teminat yatırılmasına, daha önce yatırılmış olan teminat mahsup edilmek suretiyle davacı tarafa bakiye teminatı yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, karar verilmiş, 17.10.2024 tarihli gerekçeli kararda ise "Dosya kapsamı ve HMK 389. madde hükümleri değerlendirildiğinde; tacir olan davacıya ait işyerinin elektrik kesilmesi davacı açısından telafisi imkansız ciddi bir zararın doğabileceği değerlendirilmiş olup ihtiyati tedbir talebinin teminatla kabulü ile davacıya ait iş yerinin elektrik akışının tekrar sağlanmasına dair ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiştir. Yargılama sonuçlanmadan önce tedbir kararının kaldırılması telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağından ve enerji şirketinin usulsüz kullanım iddiasına ilişkin alınan bilirkişi raporu gelinen aşama itibariyle taraflarca itiraza uğramış olduğundan ispatı yargılamayı gerektirdiği, durum ve koşulların değiştiğinin sabit olmadığı" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı/birleşen dosya davacısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili 17.10.2024 tarihli ara karara karşı yaptığı istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının ticarethanesinde kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini adına H/684499 seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden 230.194,45 bedelli fatura ve 90.140,02 TL bedelli ek tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, davacının art niyetli ve maddi menfaat elde etmek için adet haline getirmiş olduğu kaçak tüketim halleri video görüntüsünden anlaşılacağını, ihtiyati tedbir şartları ile davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat edilemediğini, davacı her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da; dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamadığını, teminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, asıl dosyada İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit, birleşen dosyada ise İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esasıyönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar." Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Dosya kapsamından, işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre davalı şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024