T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/3483
KARAR NO: 2024/3395
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 26/04/2024
NUMARASI: 2022/163 Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit -İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı birleşen dosya davacısı vekili 25/04/2023 tarihli dilekçesi ile, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/38 D.iş dosyasının 28/01/2022 tarihli kararı ile "aleyhine ihtiyati tedbir istenen tarafın açılacak dava sonucuna kadar ihtiyati tedbir talep eden ...'ın ortak ve yetkili olduğu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ... Mah. ... Cad. No: ... Eyüpsultan/İstanbul adresinde bulunan işyerine 6100 sayılı kanunun 289. madde uyarınca tedbiren elektrik hizmetinin sağlanmasının devamına..." şeklinde karar verildiğini, ihtiyati tedbir kararına taraflarınca yapılan itirazların reddedildiğini, 31/10/2022 ve 02/04/2023 tarihli bilirkişi raporlarında davacı tarafın kaçak elektrik kullandığının bilirkişi marifetiyle kanıtlandığını, bilirkişi raporunun tamamen müvvekili şirket savunmalarını destekler nitelikte olması sebebi ile ihtiyati tedbir kararının HMK 396. maddesi gereğince kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemenin 29/04/2024 tarihli ara kararı ile; "1-Davalı birleşen dosya davacısının İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN İTİRAZIN REDDİ İLE TEDBİRİN BU AŞAMADA AYNEN DEVAMINA, 2-Kararın taraflara tebliğine"dair istinafı kabil olarak karar vermiştir. Davalı birleşen dosya davacısı daha önceki ihtiyati tedbire yeniden itiraz etmiş,bu itirazın da reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Kararı davalı birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; daha sonra ihtiyati tedbire itirazlarının reddine dair ara karar oluşturulmadığı ve istinaf kanun yoluna başvuru yapılmadığını,31/10/2022 ve 02/04/2023 tarihlerinde dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile davacı tarafın kaçak elektrik kullandığı kanıtlanmış olup, tedbirin kaldırılmasının yine talep edildiğini,bu talebin reddedildiğini,ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini,yaklaşık ispatın sağlanmadığını,tedbirin teminatsız verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi halde %100 oranında teminata hükmedilmesini istediklerini,ihtiyati tedbir hükmünün “doğmuş ve doğacak borçlara ilişkin olarak elektriğin kesilmemesi” şeklinde verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,sadece davaya konu edilen borç tahakkukları ile sınırlı olması gerektiğini, verilen ihtiyati tedbir kararının ortaya çıkacak kamu zararının engellenmesinin önüne geçtiğini,tedbirin sonuçlarının değerlendirilmediğini ,anayasal hakların ihlal edildiğini belirterek,ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu talebin reddi halinde tedbirin devamına karar verilmesi halinde karşı tarafın ticari faaliyetlerini hala sürdürdüğü bu sebeple ödeme kuvvetinin bulunduğu, dava sürecinde borçtan kurtulmak adına bu kurumdan yararlandığı ve ticari faaliyetini sonlandırma ihtimali göz önünde bulundurularak, müvekkili şirket tarafından tahakkuk edilen alacak miktarının %100'ünün teminat olarak depo edilmesine ve kararın dava konusu tahakkuklar ile sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Talep elektriğin kesilmemesine dair verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkindir. Asıl davada davalı şirket tarafından; davacı hakkında ... adlı kafede ''sayaca fiziki müdahalede bulunularak kaçak elektrik enerjisi tüketildiği'' iddiasına dayalı 18/01/2022 tarihli tutanakla 243.371,08 TL bedelli, ... numaralı ve 68.359,98 TL bedelli, ... numaralı, son ödeme tarihi 31.01.2022 olan faturalar düzenlenmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise, elektriğin kesilmemesi talebiyle ilgili ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Tüm bunlara göre, dava ve talebin niteliğine göre, somut olayda tedbir talep edilen yerin işyeri olması, iş yerinin elektriğinin kesilmesi halinde tedbir talep eden açısından telafisi zor ya da imkansızlık halinin bulunması karşısında, somut olayda HMK. 389 ve devamı maddelerde düzenlenen ihtiyati tedbir karar verilmesi için gerekli şartların mevcut olduğu, dosya içerisinde adli yardım talebi bulunmadığı anlaşılmakla, tedbir talep edenin faaliyeti adresi olarak belirtilen adresindeki işyerinde dava konusu edilen fatura ile sınırlı olmak üzere %15 oranında teminatın yatırılması koşuluyla elektrik kesintisinin yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, asıl davada davalının istinaf başvurusunun kabulü ile tedbire itirazın reddine dair 29/04/2024 tarihli ara karar ve ihtiyati tedbir kararı HMK 353/1-b-2 madde gereği kaldırılarak, tedbir talep edenin işyeri olarak kullandığı belirtilen adresi ile ilgili olarak elektriğin kesilmemesi yönünden, dava konusu fatura toplamının %15 i oranında teminatın davacı tarafça yatırılması halinde, dava konusu tesisat ve dava konusu faturalarla sınırlı olmak üzere yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl davada davalı ...'ın istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara karar ve ihtiyati tedbir kararı HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, yeniden; Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ... Mah. ... Cad. No: ... Eyüpsultan/istanbul adresinde bulunan işyerine ait 243.371,08 TL bedelli, ... numaralı ve 68.359,98 TL bedelli, ... numaralı, son ödeme tarihi 31.01.2022 olan faturalar toplamı 311.731,06 TL ile sınırlı olmak üzere, işyeri elektrik enerjisinin kesilmesinin (Dava konusu tesisat ve dava konusu faturalarla sınırlı olmak üzere belirlenen teminatla) TEDBİREN ÖNLENMESİNE, Davacı tarafından iş bu kararın tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde %15 teminatın (46.759,66TL) nakit olarak veya kesin-süresiz banka teminat mektubunun yatırılmasına/depo edilmesine, Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına ve teminat yatırıldığında ara kararın infazının ilk derece mahkemesince yapılmasına, İstinaf incelemesi ile ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden asıl davada davalı ...'a isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024