T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/3615
KARAR NO: 2024/3521
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2024
NUMARASI: 2024/376 E -
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "... Mh. ... No:... Fatih/İstanbul" adresinde faaliyet gösterdiğini, karşı taraf şirket tarafından gerçekleştirilen kontroller neticesinde müvekkillinin mevzuata aykırı bir şekilde elektrik kullandığının tespit edildiği iddiasıyla 20/05/2023 tarihli ... nolu, 175.279,80 TL tutarlı ve 20/05/2024 tarihli ... nolu 388.822,48 TL tutarındaki faturalar tanzim edildiğini, kaçak elektrik kullanımına dair herhangi bir tutanağın ne müvekkiline ne de müvekkili temsilen herhangi bir kişiye verilmediğini, tedbir talebinde bulundukları İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/229 D.İş Sayılı dosyasına davalı tarafından tutanakların sunulduğunu, tüketime esas olarak mikrodalga fırın, klima ve çamaşır makinası da yazıldığını gördüklerini, fahiş bir ceza yazılmasının yanında hiç tüketim yapılmayan çalışmayan cihazların da hukuka aykırı bir şekilde ceza tutanağında tüketim.e esas yapıldığını, ceza tutanağının somut durumu yansıtmadığının hem tanık beyanı hem de işyerinde yapılacak keşifle bu cihazların çalışmadığı, tesisatlarının dahi kurulu olmadığı, hiçbir biçimde elektrik bağlantılarının olmadığının ispat edileceğini, 17.05.2024 tarihinde .. görevlileri tarafından şifaen harici bir hat olduğu tespit edildiğinin müvekkilinin işyerinde bulunan yetkilisine söylendiğini, bu harici hattın nereden ve hangi binaya ait olduğuna dair komşu binaya da bakılmasına rağmen kime ait olduğu tespit edilemediğini, ayrıca ekiplerin harici hattan binaya herhangi bir elektrik verilmediğini de tespit ettiklerini, gelen ekibin hattın iptal edilmesi ve 186 bilgi verilmesinin akabinde tekrar kontrole geleceğini söylendiğini, bu talep üzerine kime ait olduğu belli olmayan harici hattın 17/05/2024 günü iptal edildiğini ve müvekkili tarafından 186 nolu hatta bilgi verildiğini, aynı gün müvekkili tarafından ... çağrı merkezinden talep açıldığını, müvekklinin talebi üzerine ekiplerin kontrole ve tespite gelmesi beklenirken 20/05/2024 tarihinde kaçak elektrikle ilgili işlem yapıldığını ve tutanak paylaşımının da yapılmadığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret mahkemesinin 2024/229 D.İş Sayılı, 2024/243 Karar sayılı ve 03/06/2024 tarihli kararı ile tedbir talebimizin kabulüne karar verildiğini, uyuşmazlık konusu elektirk cezasının kesildiği taşınmaz, eski 4 katlı evden bozma ve sonrasında pansiyon ruhsatı alınan ve pansiyon olarak işletilen eski bir taşınmaz olduğunu, binaya ait 4 adet elektrik sayacı bulunduğunu, üç sayaç ... adına bir saycın da müvekkili adına kayıtlı olduğunu, kaçak kullanım cezasının sanki binaya sadece 1 sayaç üzerinden elektrik sağlanıyormuş gibi tanzim edildiğini, tutanağın usuli ve mevzuata uygun düzenlenmediğini, yönetmelik gereği kaçak elektrik enerjisi tüketim halleri ile kaçak elektrik enerjisi tespit süreci, kaçak elektrik tüketim miktarının hesaplanması, kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ve faturalanmasında esas alınacak süre belirlenmiş olup dava konusu olayda davalı tarafından kaçak elektrik kullanımı ile ilgili yapılan tespit ile ilgili somut herhangi bir delil bulunmadığını ileri sürerek davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından 05.11.2024 tarihli ara kararla; " Dava ve talebin niteliğine göre, somut olayda tedbir talep edilen yerin işyeri olması, tedbir talep eden açısından telafisi zor ya da imkansızlık halinin bulunması karşısında ,somut olayda HMK. 389 ve devamı maddelerde düzenlenen ihtiyati tedbir karar verilmesi için gerekli şartların mevcut olduğu anlaşılmakla, tedbir talep edenin faaliyeti adresi olarak belirtilen adresindeki işyerinde teminatın yatırılması koşuluyla dava konusu edilen faturalar ile sınırlı olmak üzere elektrik kesintisinin yapılmaması/kesinti varsa kaldırılması şeklinde tedbir kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçeleriyle ( ihtiyati tedbire itiraz niteliğindeki) ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının kaçak elektrik kullandığını, kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini, yaklaşık ispat koşulunun da somut olayda gerçekleşmediğini, davacı tarafından eğer ki kaçak tespit tutanağında tespiti yapılan maddi olgunun aksi ve bu nedenle kaçak kullanım bedelinden sorumlu olunmadığı iddia ediliyorsa buna dair somut argümanlarını sunarak davasını ispatlaması gerekirken delil sunulmadığını, teminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tahakkukuna dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri olması nedeniyle işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre davalı şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Bu halde, davanın menfi tespite ilişkin olması, ispat yükünün kaçak elektrik kullanıldığını iddia eden davalı alacaklı üzerinde olduğu, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden de olmadığı, davalı-alacaklının kaçak kullanımı ispat yükü altında olduğu birarada değerlendirildiğinde mahkemece tedbire itirazın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/12/2024