T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2740
KARAR NO: 2025/567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/07/2024
NUMARASI: 2023/684 E - 2024/482 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının yetkiye yönelik itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira davalı şirket ile müvekkil arasında imzalanan Abonelik Sözleşmesinin 8.6. Maddesinde " İşbu Sözleşme Türk Hukuku’na tabi olup, işbu sözleşme tahtında çıkacak tüm uyuşmazlıklarda İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" hükmü ile sözleşme kapsamında çıkacak uyuşmazlıklar için yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetki sözleşmesi ile belirlendiğini, davalı (borçlu) ile müvekkil şirket arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeline ilişkin olmak üzere 1 adet fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle, Merkezi Takip Sistemi'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlu, 21.07.2023 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz etmiş olup, yapılan itiraz ile icra takibi durduğunu, davalı-borçlunun itirazları ve iddiaları hukuki mesnetten yoksun olup, haksız bir menfaat sağlama gayesi ile yapılmış olup reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketten olan alacağı, elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşme hükümlerinden kaynaklandığını, borca ve icra takibine konu fatura sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiğini, söz konusu fatura bedeli davalı tarafından halen ödenmediğini, takibe konu edilen 193.286,01-TL tutarlı olan fatura cezai şarttan (cayma bedeli) kaynaklandığını, borca ve takibe dayanak fatura, elektrik abonelik sözleşmesinin hükümlerine göre öngörülen cezai bedele ilişkin düzenlendiğini, söz konusu fatura bedeli davalı tarafından halen ödenmediğini, borçluya akdedilen abonelik sözleşmesi ve SKTT % 15,00 tarife paketi kullanım şartlarında görüleceği üzere davacı şirketin portföyünden, usulüne uygun olmayan tahliye dolayısıyla çıktığını, taraflar arasında imza altına alınan sözleşme gereği belirlenen faiz oranlarına da uygun olarak faiz belirlenmiş ve faturaya yansıtıldığını, bu bakımdan tamamıyla taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olarak yansıtıldığı belirterek,davanın kabulüne, davalı-borçlunun takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasından da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin faaliyet merkezinin Bursa ili olduğunu, ayrıca sözleşme konusu hizmet de Bursa ilinde ifa edilmesi gereken bir hizmet olduğunu, HMK Mad. 6 gereğince genel yetkili mahkeme davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, bu nedenle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan davaya öncelikle yetki yönünden itiraz ettiğini, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini, davacının dayanak yapmaya çalıştığı sözleşmede müvekkili şirkete atfedilen imzayı da kabul etmediğini, imza itirazında bulunduğunu, bu sebeple sözleşme gereğince mahkemenin yetkili olabileceğine dair davacı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konusu alacak talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalının, taraflar arasında imzalandığını iddia ettiği sözleşme gereğince "cayma bedeli"ne yönelik bir istemde bulunmakta, buna dair Merkezi Takip Sistemi'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, bu takibe yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiğini, davacının yapmış olduğu icra takibi ve açtığı dava hukuki mesnetten yoksun olduğunu, haksız menfaat sağlama gayesi ile yapıldığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davaya dayanak sözleşme, fatura ve alacak istemi hukuka aykırı olduğunu bildirip, öncelikle sözleşmede yer alan imzaya itiraz ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı şirket arasında iddia edilen cezai şart alacaklarını içeren bir sözleşme imzalanmadığını, bu nedenle sözleşmeye ve sözleşmede yer alan cezai şart hükümlerine itiraz ettiğini, dava konusu faturanın müvekkili şirkete e- posta veya SMS yolu ile gönderildiğini, müvekkili şirketin itiraz etmemesi sebebiyle fatura içeriğinin kesinleştiğine yönelik iddiaların da doğru olmadığını, Bursa ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı 31.03.2023 tarihli ihtarnamesi faturaya müvekkili şirketin itiraz ettiğini açıkça gösterdiğini, yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkisizlik kararı verilerek yetkili Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, zamanaşımı itirazı nedeniyle davanın reddine, davanın esasına yönelik itirazları gereğince davanın ve talep edilen icra inkar tazminatı ile tüm taleplerin reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacının, sözleşme aslını ibraz etmemesi sebebiyle sözleşmede yer alan imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunu ispat edemediği,davalının imzayı inkâr ettiği, alacağın cayma bedeline ilişkin olması sebebiyle sözleşmeye dayandığı gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davacı şirketin, davacı borçlu şirketten olan alacağının , elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşme hükümlerinden kaynaklandığı,borca ve icra takibine konu faturanın sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiğini ve ödenmediğini, taraflar arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeline ilişkin olmak üzere 1 adet cayma faturasının bedelinin ödenmemesi sebebiyle, İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü Merkezi Takip Sistemi'nin ... Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini,haksız itirazla takibin durdurulduğunu, takibe konu edilen 193.286,01-TL tutarlı olan faturanın cezai şarttan (cayma bedeli) kaynaklandığını,takibe dayanak faturanın , elektrik abonelik sözleşmesinin hükümlerine göre öngörülen cezai bedele ilişkin düzenlendiğini, akdedilen abonelik sözleşmesi ve SKTT % 15,00 tarife paketi kullanım şartlarında görüleceği üzere davacı şirketin portföyünden, usulüne uygun olmayan tahliye dolayısıyla çıktığını,davalı borçlu şirketin sözleşme bitiş tarihi öncesinde Dağıtım Şirketi aracılığı ile tahliye talebinde bulunduğunu, tahliye dolayısı ile portföyden çıkan davalı borçlu hakkında, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği “İkili anlaşmanın sonlandırılmasına ilişkin süreç" başlıklı, MADDE 17 "(2) İkili anlaşmanın tahliye nedeniyle sonlandırılması halinde tedarikçi dağıtım şirketini bilgilendirir. Dağıtım şirketi imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde son endeks değerlerini alarak kullanım yerinin elektriğini keser. Endeks değerlerinin alınmasını izleyen gün içerisinde bu değerler tedarik şirketine bildirilir.” maddesi uyarınca tedarikçi sıfatı ile taraflarına bildirilmeyen tahliye talebine istinaden cayma faturası düzenlendiğini,bu nedenle sözleşme feshedilmiş ve sözleşme bitiş süresinden önce fesih nedeniyle cayma bedelinin 20.03.2023 tarihli faturaya yansıtıldığını, elektrik abonelik sözleşmesinin son sayfasında gayet net bir şekilde yer aldığı üzere, "...sözleşmenin tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 12 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile feshedilmesi veya bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olma halinde faturaların ortalama tutarının 2(iki) katı kadar bedeli fesih cezası olarak derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde hüküm altına alındığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde "Öncelikle sözleşmede yer alan imzaya itiraz ediyoruz. Müvekkil şirket yetkilisi ile davacı şirket arasında iddia edilen cezai şart alacaklarını içeren bir sözleşme imzalanmamıştır. Bu nedenle sözleşmeye ve sözleşmede yer alan cezai şart hükümlerine itiraz ediyoruz." şeklindeki mesnetsiz iddialarıyla sözleşmedeki imzaya ve cayma bedeli maddesini inkar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,söz konusu hüküm, tacir olan borçlunun da bilgisi ve rızası dahilinde olup davalının iddia ettiği gibi haksız şart niteliğini taşımasının söz konusu olmadığını,davalı tarafın edimini yerine getirmemesinden kaynaklanan ve müvekkili şirketin zarara uğramasına sebep olan eylemi ve bu eylemi hali hazırda savunuyor oluşunun, hak ve sorumluluklarını bilen basiretli tacir sıfatı ile de bağdaşmadığını,TTK. m.18/2 gereğince her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmek zorunda olduğunu, kanun koyucu tarafından tacir borçlular bakımından cayma bedeli bakımından özel bir düzenleme dahi getirildiğini, davalının ben cezai şart içeren bir sözleşme imzalamadım şeklindeki iddiasının basiretli bir tacir olan davalının söylediklerine itibar edilemeyeceğinin bir göstergesi olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme kapsamında, davalı adına 01.02.2023 dönemi 82.838,69 TL bedelli fatura ve 01.01.2023 dönemli 110.447,32 TL bedelli faturalar düzenlendiği ve bu faturaların davalı tarafından ödendiğini, davalının hangi hukuki ilişkiye dayanarak bu faturaları ödemiş olduğunun anlaşılamadığını,davalı tarafın müvekkili şirket ile bir sözleşme imzaladığı ve karşılığında hizmet aldığını,bu yaptığı ödemelerinde tarafların aralarında yaptıkları sözleşmenin bir göstergesi olduğunu,taraflar arasındaki ilişkiyi sadece sözleşme aslının fiziki olarak varlığı şeklinde yorumlamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari kayıtlarında bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini,bu durumda taraflar arasında bir hizmet ve sözleşme ilişkisinin bulunduğunun ortaya çıkacağını, ilk derece mahkemesince eksik inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek,davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde,davacı istinafının reddini istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava ,sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine yöneliktir. Davacı erken tahliye nedeniyle sözleşme ihlali yapıldığını,buna karşılık sözleşme hükümlerine göre ceza şart bedelinin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek takip yapmıştır. Davalı taraf cezai şart bedeli yönünden sözleşmenin imzalanmadığını ve imza itirazında bulunduklarını bildirmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür. Tarafların tacir olduğu ve aralarındaki ilişkinin ödenen bazı tüketim faturaları ile bulunduğu kabul edilse bile davalı tarafın cezai şart hükmü içeren sözleşmedeki imzayı inkar ettiği görülmekle,imza incelemesi yapılması yönünden davacı tarafın sözleşme aslını sunması için mahkemece davacıya verilen süreye rağmen ,sözleşme fotokopisinin davacı tarafça sunulduğu,imza asıllarının bulunduğu sözleşme asıllarının davacı taarfça sunulmadığı anlaşılmıştır.İmzası inkar edilen belgenin aslının sunuluması ve asıl olan belgede celbedilecek başka imza örnekleri ile davalının yetkilisinin imzasının eli ürünü olup olmadığının grofolojik olarak incelenip rapor alınması gereklidir. Davacı taraf cezai şart hükmü bulunan sözleşme aslının imza incelemesine esas olacak şekilde sunmadığından,ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek davanın davacı tarafça ispatlanamadığı belirlenmiştir.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/02/2025