T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/2822
KARAR NO:2025/1826
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/05/2024
NUMARASI:2023/158 E - 2024/351 K
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:08/07/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...Gaziosmanpaşa/İstanbul adresindeki işyerine ... sözleşme ... tesisat numarası ile kurulu olan elektrik sayacının abonesi olduğunu, tüketim bedeli karşılığında düzenlenerek davacıya tebliğ edilen tüm fatura bedellerinin uyuşmazlık konusu 10.03.2023 tarihli fatura tarihine kadar düzenli olarak ödendiğini, Şubat ayı başlarında davacı müvekkili tarafından saatin durmuş olduğunun fark edilerek davalı şirkete bilgi verilmesi ve davalı şirket görevlilerince de sayacın durduğunun uzaktan fark edilmesi sonucunda 10.02.2023 tarihinde müvekkiline ait iş yerindeki sayaç değiştirilerek yeni sayacın takıldığını, davacının iş yerinde enerji tüketimini etkileyebilecek bütün faktörler aynı olmasına, enerji tüketimini etkileyebilecek müvekkilinden kaynaklı herhangi bir değişken olmamasına karşın -10.02.2023 tarihinde saatin değiştirilmesi sonrasında- davaya konu 10.03.2023 ödeme tarihli fatura ile aşırı tüketim bedeli istenmesi üzerine, davacı yanca 08.03.2023 tarihli dilekçe ile davalı kuruma durumun bildirilerek sayacın değiştirilmesi ve hatanın düzeltilmesinin istenmiş olduğunu, her ne kadar söz konusu faturaya yönelik itiraz başvurusu yapılmış ise de davaya konu faturanın ödeme tarihinin yakın olması ve gecikme halinde yaşanabilecek elektrik kesintisi ve benzeri yaptırımlar nedeniyle mağduriyet yaşanmaması açısından davacılar açısından tüm borçtan sorumlu olunmadığının tespiti için işbu davayı açtıklarını, davalı yanca uyuşmazlık konusunun 121.331,30 kwh tüketim miktarı ve 546.496,00 TL tüketim bedelinin neye göre belirlendiğine ilişkin herhangi bir yazılı tutanak verilmediği gibi ,yargılama aşamasında davacının elektrik tüketimine yönelik bugüne kadar herhangi bir usulsüzlük tutanağının düzenlenmediğinin de anlaşılacağını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin " ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı," yönündeki kararları çerçevesinde arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın, davacının borç tehdidi altında olması nedeniyle bilirkişi tarafından tespit edilecek gerçek kullanım bedeli dışında borcun olmadığının tespitini ve ödenen veya ödenecek paraların istirdadını istemek zorunluluğunun doğduğunu beyanlarla,öncelikle, henüz icra takibi başlatılmamış olan 10.03.2023 ödeme tarihli faturada belirtilen 546.496,00 TL miktar borç yönünden icra takibinin durdurulması bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesine, uyuşmazlık konusu faturadan dolayı davacı müvekkilinin davalı şirkete -tespit edilecek gerçek kullanım bedeli dışında- borçlu olmadığının tespitine, dava sürecinde uyuşmazlık konusu faturanın icra tehdidi altında ödenmesi durumunda, alacaklıya haksız ödenecek bedelin ödeme tarihi itibariyle ticari faizi ile geri alınmasına, dava konusu alacaktan dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların karşılığı olarak (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik) % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ;kaçak elektrik uyuşmazlığına ait olan konu hakkında davacı tarafın şahıs olması sebebiyle, kaçak elektrik kaynaklı alacaklarda, davacının açtığı menfi tespit davalarında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bunun dışında; davacı hakkında tutulan kaçak elektrik tutanaklarının resmi evrak niteliğinde olduğunu ve aksinin ancak iddia edenin bizzat ispatlaması gerektiğini, Nitekim; Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 01.03.2006 Tarih ve 2015/11944 E, 2015/20510 K. Sayılı Tarihli kararında da belirtildiği üzere ; “Kaçak elektrik tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerdendir.Bu nedenle ispat yükü bu belgenin aksini iddia eden tarafa düşmektedir.” denilerek borçlunun kaçak elektrik kullanmadığı yönündeki itirazının yersiz olduğunun ortaya çıktığını, davacı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu sebepler dikkate alındığında da görüleceği üzere, davacının haksız ve mesnetsiz olarak dava açmış olup davanın reddi gerektiği gibi ; icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, öncelikle, dava dilekçesinde belirtilmiş olan haksız ve mesnetsiz iddiaların ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,Davacının, davalıya 31/01/2023 – 28/02/2023 tarihleri arasındaki kullanıma ilişkin 2023/02 dönemine ait fatura sebebiyle 11.107,22 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-277.995,00 TL yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 3-Açılmış bir icra dosyası bulunmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; "Dava dilekçesi içeriğinde ve istem sonucunda da açıklandığı gibi; elektrik faturasından dolayı davacı müvekkilin davalı şirkete -tespit edilecek gerçek kullanım bedeli dışında- borçlu olmadığının tespitinin istenmiş olduğu davada yerel mahkemece ,davaya konu elektrik faturasındaki gerçek kullanım bedelinin tespiti yapılarak davacının borçlu olduğu ve olmadığı kısım ile ilgili haklı tespite karşın hatalı olarak "davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş" olmasının usul ve hukuka aykırı olduğu, bu sebeple sözkonusu kararın istinaf edilmesi gerektiği, elektrik tüketim miktarının hatalı kaydedilmesi ve dolayısıyla tüketim bedelinin hatalı hesaplanması nedeniyle oluşan yanlar arasındaki somut uyuşmazlıkta -gerek dilekçeler içeriği gerek dosyaya gelen müzekkere cevaplarından ;-Davalının da kabul etmiş olduğu uyuşmazlığın kaynağı olan faturanın hatalı düzenlenme olgusu nedeniyle- davacı tarafından elektrik tüketimi ile ilgili gerçek kullanım bedelinin bilinmediği, bilinmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla gerçek kullanım bedeli bilinmediğinden dava ile "davacının davalı şirkete tespit edilecek gerçek kullanım bedeli dışında borçlu olmadığının tespitinin" istendiği,söz konusu faturanın yargılama aşamasında düzeltilerek ayrıştırıldığı, her ne kadar davalı kurum tarafından dava konusu fatura ile ilgili söz konusu kabule karşı davalı vekili tarafından dosyada davanın kabulü veya sulh konusunda herhangi bir beyanın olmadığı aksine davanın reddi yönünde itirazların devam ettiği, dolayısıyla uyuşmazlık çözülmediğinden ve çekişme devam ettiğinden davacı tarafından yargılamaya devam olunduğu,nitekim dosyaya sunulan ve Yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararında dayanılan bilirkişi raporunda davalı şirketin belirlediği tüketim miktarının hatalı olduğu, dolayısıyla hesapladığı fatura bedelinin de hatalı olduğu, davalının itiraz konusu faturada borçlu olduğu bedelin -davalı kurumun revize ettiği faturada belirtilen 268.501,00 TL olmayıp- 257.393,78 TL olarak hesaplandığı açıkça anlaşılmaktadır.Mahkeme gerekçeli kararında da esasında açıklanmaya çalışılan olgulara ilişkin tespitler kabul edilerek ;"Davalı kurumun ilk düzenlediği 546.496,00 TL’lik faturanın gerçek tüketim borcunu yansıtmaması, bu faturanın dava açıldıktan sonra davalı kurum tarafından düzeltilmesi sebebiyle davanın konusuz kalan kısmı açısından davacının davanın açıldığı tarihte işbu davayı açmakta haklı olduğu kanaatine varılmış ve bu kısım yönünden davacı lehine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmiştir" yönündeki kabul ile çelişki oluşturacak şekilde somut menfi tespit davasının amacına aykırı olarak bilirkişi raporunda tespiti yapılan gerçek kullanım bedeli üzerinden davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmek suretiyle eksik, şekli ve görünüşte gerekçe ile karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararı bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. Maddesine aykırıdır.Dosyadaki deliller hakkındaki yerinde tartışma ve değerlendirmenin aksine uyuşmazlık konusu olan borcun tespiti sonrasında herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin tespit edilen gerçek borç miktarının -adeta itirazın iptali davalarında yapılabilecek bir değerlendirme ile- davanın red edilen kısmı olarak değerlendirilmiş olması ve red olunan miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması Nedeniyle gerekçe konusundaki yasal düzenlemeye aykırı davranılmıştır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.
HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , menfi tesbit talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı, aboneliğine ait sayacın arızalanması sebebiyle davalı kurum tarafından değiştirildiğini, yapılan değişiklik sonrası yeni takılan sayacın fazla tüketim gösterdiğini ve fazla elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini iddia ederek 10/03/2023 son ödeme tarihli 546.496,00 TL’lik fatura için menfi tespit talebinde bulunmuştur. Dosyadaki beyanlara göre ;davacı vekili ön inceleme duruşmasında davalı kuruma yapılan itiraz sonucu dava konusu faturanın ayrıştırıldığını, yeniden iki farklı fatura düzenlendiğini, bunlardan birinin 268.501,00 TL diğerinin de 260.187,00 TL olduğunu, davacının elektriğin kesilmemesi için 260.187,00 TL’lik faturayı ödediğini, yapılan ödeme sebebiyle istirdat taleplerinin bulunmadığını ve davanın 268.501,00 TL’lik fatura yönünden devam ettiğini beyan etmiştir. ... Şirketi tarafından mahkemeye bu hususta yazılan yazıya verilen cevapta ;" ... adına ...hesap numarasında tespit edilen 2023/02 dönem 546.496,00 TL tutarlı fatura 03.04.2023 tarihinde, 2023/03 dönem 528.185,00 TL tutarlı fatura 19.04.2023 tarihinde iptal edildiği ve iptal edilen faturalar yerine 19.04.2023 tarihinde 31.01.2023-28.02.2023 tarihleri arasına 268.501,00 TL ve 28.02.2023- 31.03.2023 tarihleri arasına 260.187,00 TL tutarlı faturaların revize edildiği tespit edilmiştir. "şeklinde bilgi verildiği görülmüştür.Dava 13/03/2023 tarihinde açılmıştır.Fatura revizyonu,iş bu davanın açılma tarihinden sonra yapılmıştır.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi kurulu raporunda özetle; Davacının İtiraz Konusu Faturada Borçlu Olduğu Bedel: Davacı ...'ın, 31.01.2023-28.02.2023 arasında tükettiği elektrik enerjisi, dosyadaki endeks kayıtları, sayaç değiştirme tutanakları ve faturalar incelenerek, 59611,8 kWh olarak tespit edilmiştir. Belirlenen 59611,8 kWh elektrik enerjisinin bedeli EPDK Ocak'2023 ... Sanayi, tek terimli tek zamanlı abone birim fiyatlarıyla. 257.393,78 TL olarak hesaplanmıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, dava konusu 546.496,00 TL’lik faturanın 2023/02 dönemine ait ve 31/01/2023-28/02/2023 tarihleri arasındaki kullanıma ilişkin olduğu,davacının, davalı kuruma itirazı üzerine bu fatura 268.501,00 TL olarak düzeltildiği, davacının ödediğini beyan ettiği ve ödeme dekontu ibraz ettiği 260.187,00 TL’lik fatura ise, dava konusu olmayıp 2023/03 dönemine ait 28/02/2023-31/03/2023 tarihleri arasındaki kullanıma ilişkin olduğu, davacının yaptığı ödemenin dava konusu faturadan başka bir faturaya ilişkin olması sebebiyle bilirkişinin ödeme hususundaki tespitine itibar edilmediği, bilirkişi raporunun tüketim miktarı ve fatura bedeli hesabı kısmının denetime elverişli, usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş ve bu kısım yönünden hükme esas alınmasına karar verilmiş olduğu açıklanmıştır. Mahkemece ,yazılı bu gerekçe ile karar verilmiş ve "7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red olunan miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 40.609,07.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine " şeklinde vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmuştur. Davacı tarafça ,davalının düzenlediği ,dava konusu 546.496,00 TL’lik fatura ile ilgili olarak menfi tesbit davası açılmış olup, yargılama sırasında davalı tarafça fatura revize edilmiştir.Davacı tarafça davanın 268.501,00 TL’lik fatura yönünden devam ettiği beyan edilmiş, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi kurulu raporua göre davacının borçlu olduğu miktar 257.393,78 TL olarak tesbit edildiğinden,dolayısıyla davacının dava konusu faturanın 11.107,22 TL’lik (268.501,00 TL - 257.393,78 TL) kısmından borçlu olmadığına karar verilmesinde hata bulunmamaktadır.Bu sebeple mahkemece, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red olunan miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/07/2025