T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/1919
KARAR NO:2025/825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/02/2024
NUMARASI:2022/829 E - 2024/132 K
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:25/03/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa icra dosyasına konu ödenmemiş tüketim borcu bulunmadığını, davalının borca dair açıklayıcı abonelik ve yer bildirimi yapmadığını, bahse konu binayı 1989 yılında ... ve ... isimli şahıslara sattığını, tapu kaydında bunun belli olduğunu, hak düşücü sürelerin aşıldığını, yapılan takibin yasaya aykırı olduğunu, takibe ilişkin ihtarın kendisine yapılmadığını, icra takibinden dolayı memleketinde bulunan hisseli taşınmazlara haciz işlemi yapıldığını ve icra marifetiyle satışa dair davet aldığını, davalı idareye daha önce yaptığı itirazların dikkate alınmadığını, davalı idarenin daha önce de kendisini enerji hırsızlığı ile itham ettiğini, ancak binayı sattığını ispat ederek borcunun kendisi ile ilgisi olmadığının ispat ettiğini beyanla ... sayılı dosyası ile adına yaptığı icra takibininde borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından yapılan tahakkuk ve hesaplamaların Elektrik Piyasasına uygun olarak yapıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların yerinde olmadığını, müvekkili tarafından tutulan tutanakların EPDK mevzuatına uygun bir şekilde yapıldığını, tutanaklarla davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, dava konusu tahakkukların davacını devrettiğini ileri sürdüğü adrese ilişkin olup olmadığının tespit edilemediğini, davacının iddiasının kabul edilecek olsa bile davacının abonelik sözleşmesinde belirtilen adresi boşaltılmasından sonra EPTHY kapsamında bu durumu müvekkili kuruma bildirme yükümlülüğü bulunduğunu, ancak davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda;Davalı yanın 2.506,61-TL normal tüketimden kaynaklı enerji bedelini, 12.209,02-TL kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı enerji bedelini takibe konu etmekte haklı olduğu, takibe konu enerji bedelinden mahsubu ile bakiye (19.686,79-TL'den mahsubu ile) 4.971,16-TL yönünden davacı yanın menfi tespit isteminde haklı bulunduğu ,gerekçesiyle;Davanın Kısmen Kabulü ile, Davacının... Sayılı takip dosyası kapsamında davalı yana 4.971,16-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine,şeklinde karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir .Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda ,dava harçları alınmamış olduğundan ,harç eksikliği giderildiğinde davaya devam edilerek ,sonucuna göre bir karar verilmesi için davacı istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda; Davanın Kısmen Kabulü ile,Davacının ... Sayılı takip dosyası kapsamında davalı yana 4.971,16-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı istinaf etmiştir.1- Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından karar gerekçesindeki değerlendirme ile müvekkilinin menfi tespit talebi yönünden 4.971,16-TL yönünden haklı olduğu ancak diğer miktar yönünden davanın reddine karar verdiğini, ancak ilk derece mahkemesinin istinaf ilamında belirtilen bozma sebebini yeteri kadar irdelemediği ve yine bir önceki kararında olduğu gibi hatalı karar verdiğini,dosya içerisinde bulunan ve ilk derece mahkemesince dikkate alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin sorumlu olması gerektiği belirtilen rakamın toplamda 36.869,82-TL olarak belirtildiği, bu yöndeki karara da katılmanın mümkün olmadığı, müvekkili tarafından yargılama boyunca dilekçelerinde ve beyanlarında belirtildiği üzere, icra takibine konu faturaların adresi olarak gösterilen taşınmazın 1989 yılında müvekkili tarafından satılmış ve tüm irtibatı, ilişkisinin kesilmiş olduğu, dolayısıyla bu tarihten sonra müvekkilinin ilgili bölümün faturasından sorumlu olmasının da beklenemeyeceği, Şöyle ki; 12.08.1999- 11.11.2003 fatura dönemleri normal fatura tahakkukları olup, 09.02.2004-11.07.2012 fatura tarihlerinin ise kaçak elektrik tüketim tahakkukları olarak işlem yapıldığı, ancak söz konusu dönem için müvekkilinin hukuken sorumlu olabilmesinin söz konusu olmayacağı, takibe konu alacak ... tesisat numaralı, ... Bağcılar/İstanbul adresinde kayıtlı binanın zemin katında bulunan dükkan niteliğindeki taşınmaz için kesilmiş olan faturaların takip konusu yapıldığı, takibe dayanak olarak gösterilen toplam 65 adet ödenmeyen faturanın gösterildiği, takip haksız ve hukuka aykırı olup işbu davanın kısmen kabul şeklinde verilen kararın da hatalı olduğu, İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında faturaların davacı adına düzenlendiğini, 22.02.2006 tarihinde tutulan kaçak tespit tutanağında imzasının bulunduğu gibi hususlara yer verdiğini , müvekkilinin faturanın kesildiği dönemden çok önce ilgili yeri devrettiğini ,devrettiği kişi veya kişilerce faturanın alınması işlemleri yapılmamış olup, bu hususun yine müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığı, davalı şirketin icra takibini borcun asıl muhatabına yöneltmesi gerektiği, müvekkilinin icra dosyası açısından taraf ehliyeti bulunmamadığı, bu tarihten sonra müvekkilinin ilgili bölümün faturasından sorumlu olması da beklenemeyeceği,Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporu ve ek raporuna göre ilgili bölümden müvekkilinin sorumlu olduğu yönünde kanaat bildirilmişse de söz konusu yerin müvekkiline ait olmadığını, devir işleminin gerçekleşip gerçekleşmediğinin daha detaylı araştırılması gerektiği, müvekkili tarafından dava dilekçesi ekinde 2 adet ceza mahkemesi beraat kararları sunulmuşt olmasına rağmen ,dikkate alınmadığı,kararlar incelendiğinde müvekkilinin dava boyunca mahkemeye sunduğu beyanların doğruluğunun ortaya çıkacağı, bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.2-Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle;Davalı taraf kabul edilen miktarı istinaf etmiş ise de ,hükmedilen miktar olan 4.971,16-TL davalı yönünden kesin olmakla,davalı istinafının HMK 352/1-b,341 ve 346. maddeleri uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava menfi tesbit talebine ilişkindir.Davacı tarafın istinaf sebeplerinin incelenmesinde;Dava icra takip dosyasındaki borçla ilgili borçlu olmadığının tesbitine ilişkin olup, ... sayılı dosyadan ... A.Ş. tarafından ... aleyhine icra takibi başlatıldığı, 19.686,79 TL enerji bedeli, 34.138,12 TL gecikmiş gün faizi, 6.144,86 TL faizin KDVsi olmak üzere toplam 59.969,77 TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %16,80 oranındaki gecikme faizi ve işleyecek gecikme faizine ilişkin %18 KDV , icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra ,davacı taraça gerekli dava harçlarının yatırıldığı anlaşılmıştır.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davalı tarafından sunulan abonelik sözleşmesi ve abone detay bilgileri başlıklı belge içeriklerinden, ... ( önceki ... Cad ) ... Bağcılar adresindeki binanın (taşınmaz) zemin katında yer alan dükkana ait ... nolu elektrik tesisat ile ilgili davacı ... ile 27.12.1996 tarihinde sözleşme yapıldığı, ilgili sözleşmenin davacı ... tarafından imzalandığı görülmüştür.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle;Davalı ... kurumu tarafından dosya içeriğine sunulan delil ve belgelerin incelenmesinden, icra takibinde alacak konusu olan abone tesisat numarasının ... olduğu ve bu tesisata ait taşınmaz adresinin de, ... ( önceki ...Cad.) ... Bağcılar adresindeki binanın zemin katında bulunan Dükkan nitelindeki taşınmaz olduğu, gerek tutulan kaçak akım tutanaklarından ve gerekse sunulan fatura üzerindeki adres ve tesisat numarasından anlaşılmaktadır. 22.05.2005-06.05.2010 tarih aralığında davalı... kurumu tarafından ilgili adreste, davalı kurumda kaydı olmayan ve bağlantı kapağı mühürsüz sayaçtan geçirilerek ( ilk kaçak elektrik kullanım tutanağında sayaçsız) kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek, kimi tutanakta kurulu güç tespiti, kimi tutanakta çekilen faz akımı ölçümü yapılarak, elde edilen bu veriler kaçak elektrik kullanım tutanağına yazılarak imza altına alındığı, kaçak elektrik kullanım tablosunda da görüleceği üzere ( 20 adet kaçak kullanım tutanağı), yukarıdaki aynı adrese ait binanın 22.05.2005 tarihli dükkana ait, 22.02.2006 tarihli saat 13:00 dükkana ait, 22.02.2006 tarihli saat 13:30 Daire:7’ye ait ilk 3 adet tutanakta, elektrik kullanıcısı olarak huzurdaki davada davacı olan ...’nunda imzası bulunduğu, diğer 17 adet kaçak elektrik Kullanım tutanağının ise kullanıcı tarafından imzalanmasından imtina edildiği görülmektedir. ... Cad. ( önceki ... Cad.) Bağcılar adresindeki bina (taşınmaz) ile ilgili tutulan bu kaçak kullanım tutanaklarından, 22.02.2006 tarih saat 13:30’da tutulan tutanak Daire:... tesisat numarası: yar. ..., 15.04.2006, 17.06.2006 tutulan tutanaklar daire:3 tesisat numarası: ..., 15.04.2006, 17.06.2006, 19.06.2006,17.07.2006 ve 19.08.2006 tarihli tutanaklar Daire:... tesisat No:...’ ait olup, bu söz konusu olan tutanaklara ait kaçak elektrik kullanım tahakkuk alacaklarına, icra takip asıl alacak listesindeki alacak kalemi içeriğinde rastlanılmamıştır. Ayrıca ... Cad. ( önceki ... Cad.) ... Bağcılar adresindeki binanın (taşınmaz) zemin katında yer alan dükkan vasıflı yerin, delil olarak sunulan kaçak elektrik kullanım tutanaklarında çoğunlukla Yemekhane, 26.04.2007 son ödeme tarihli 602,10 TL tutarlı tahakkuka konu 28.03.2007 tarihli kaçak elektrik kullanım tutanağında ... olarak belirtildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı söz konusu adresteki binayı 1989 yılında 3. bir şahsa sattığını, ikametini başka bir adrese taşındığını iddia etse de, ... tarafından...tesisat numaralı dükkan için davacı ...adına düzenlenmiş, 1999/07 dönemi 12.08.1999 son ödeme tarihli- 2003/11 dönemi 11.11.2003 son ödeme tarihli 28 adet faturasının düzenlenmiş olduğu, üstelik bu faturalardan 11.11.2003 son ödeme tarihi ve 66,30 TL tutarlı faturanın bu alacak yanında 84.750,27 TL tutarında önceki dönemlere ilişkin ödenmeyen borcu da içerdiği ve ödenmeyen önceki dönemlere ilişkin bu borcun huzurdaki itirazın iptal davasına konu icra takibinde alacak konusu da olmadığı belirlendiğinden, bu borcun daha önce ödenmiş olduğunun kabulü gerekmiştir. Örneğin davalı kurum tarafından delil olarak sunulan 2006/01 dönemi 07.2.2006 son ödeme tarihli 132,40 TL tutarlı faturada önceki dönemlere ilişkin ödenmeyen her hangi bir borç tutarı yazılı değildir. Davacı huzurdaki menfi tespit davasındaki beyanlarında, yukarda belirtilen adresteki binayı 1989 yılında 3. kişilere sattığını, taşınmazla hiçbir alakasının kalmadığını iddia ve beyan etmektedir. Oysa, ... tesisat numaralı dükkanla ilgili davalı işletme tarafından delil olarak sunulan 1999/07 dönemi 12.08.1999 son ödeme tarihli- 2003/11 dönemi 11.11.2003 son ödeme tarihli 28 adet fatura ile 2006/01 dönemi 07.2.2006 son ödeme tarihli 132,40 TL tutarlı faturalar, davacı adına yukarıda söz konusu adrese düzenlenmiş olup, 22.02.2006 tarihinde tutulan kaçak tespit tutanağında da imzası bulunmaktadır. Davacı ... imzaladığı bu abonelik sözleşmesini sonlandırmamıştır.Takibe esas faturalardan 12.08.1999 son ödeme tarihli faturadan 11.11.2003 son ödeme tarihli fatura dahil normal fatura tahahhuklarının asıl alacak bedellerinin tamamından davacının sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır. Aynı emsal ilam gözetilerek ödenmeyen faturalara rağmen davacının elektriğinin kesilmemesi davalı şirket bakımından müterafik kusur teşkil edeceğinden 11.11.2003 son ödeme tarihli fatura dahil normal fatura tahakkuklarının tamamına takip tarihine kadar yasal faiz uygulanabileceği , menfi tespit davasına konu icra takibi alacakla ilgili, kaçak elektrik kullanım tutanaklarına, ... nolu elektrik tesisatına takılı mühürsüz ve kuruma kaydı olmayan ... marka ... seri numaralı sayanın endeks değerleri dönem tarih bazında okunarak kayıtlandırılmadığı ,dava dosya içeriğine delil olarak sunulan 15.06.2005-06.05.2015 tarih aralığında tutulmuş 20 adet (tahakkuk tablosuna göre 27) kaçak kullanım tutanağı dikkate alındığında kaçak kullanım eylemin en az 10 yıl müddetçe devam ettiği anlaşıldığından, kayıtsız sayaç endeksi yerine ölçüm yapılarak çekilen güç belirlenmesinin isabetli olduğu görüşü beyan edilmiştir.Davacı tarafça ,hakkında açılan ceza davalarında beraat kararları verildiği ,bu sebeple bu kararların dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür.Dairemizce ,ilgili ceza mahkemesi kararları istinaf incelemesi sırasında celp edilerek incelenmiştir.Bakırköy 24.Asliye Ceza Mahkemesi 2012/660 Esas sayılı dosyasında ;suç tarihinin 22/03/2005 olduğu, mahkemece suçu sabit görüldüğünden 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ,neticede adli para cezasına çevrilen cezanın ertelenmesine karar verildiği görülmüştür. tarihinde elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçlaması ile kamu davası açılmıştır.Bakırköy 20.Asliye Ceza Mahkemesi 2017/40 Esas sayılı dosyasında ,davacı/sanık hakkında mühür bozma suçundan dolayı beraat kararı verildiği görülmüştür.Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel şekilde düzenlenmiştir.Öğreti ve uygulamada hukuk hakimi, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yukarıdaki yasal hükümlere göre yapılan değerlendirmede ,kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile davacı (sanık) kaçak elektrik kullandığı sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği,maddi fiilin tesbitine ilişkin bu kararın bağlayıcı olduğu ,kaçak tutanakları, kurumda kaydı olmayan ve bağlantı kapağı mühürsüz sayaçtan geçirilerek kaçak elektirk kullanımına ilişkin olduğundan mühür fekkine ilişkin davadaki beraat kararının bu yönden iş bu davaya etkisinin olmadığı değerlendirilmiş,bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava menfi tesbit davası olduğundan ,ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa aittir.Ancak,dosya kapsamına göre , davacının abone olduğu, abonelik sözleşmesini sözleşmeye uygun olarak sonlandırmadığı, kaçak elektrik kullandığı tespitine konu 22.03.2005, 22.06.2006 tarihli 2 adet olmak üzere düzenlenen 3 adet kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının altında davacının imzasının bulunduğu, icra takibine konu alacak kalemi dönemlerinde söz konusu olan adresteki dükkan vasıflı yeri fiilen kullanmadığına dair ,tutanak aksini ispatlayan delil sunulmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporu,dosya kapsamına ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun değerlendirme ve inceleme içerdiğinden ,hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davalının istinaf dilekçesinin , HMK 352/1-b,341 ve 346. maddeleri uyarınca ,karar davalı yönünden kesinlik sınırı altında kaldığından, kesinlikten reddine,Davalı tarafın yatırdığı istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine ,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf masrafının istinaf davacı üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/03/2025