T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1358
KARAR NO: 2024/3609
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/12/2023
NUMARASI: 2020/51 E - 2023/1019 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının esnaf olduğunu ve Bostancı Sanayi Sitesi'nde kaportacı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının ise İstanbul İçerenköy’de “...” isimli galerisinin bulunduğunu ve galericilik yaptığını, taraflar arasında 2019 yılı ortalarından beri araç alım satımı konusunda ilişki bulunduğunu, davaya konu icra takibine kadar bu şekilde 5-6 adet araç alım-satımı yaptıklarını ve herhangi bir sorun yaşamadıklarını, -22.11.2019 tarihinde davalının, oğlu dava dışı ... aracılığıyla davacıya ulaşarak "Kayseri’de pert ... plaka sayılı ... araç olduğu"ndan bahisle ve yine alıp tamir ettikten sonra satmayı teklif ettiğini, bunun üzerine davacının 22.11.2019 tarihinde davalı ...’nın hesabına işbu araç bedeli olarak ... Bankası A.Ş. aracılığıyla 137.240,00TL gönderdiğini, aracın davacıya 1-2 hafta ulaşmaması üzerine, davacının davalı ve davalının oğlu ...’ı aradığını, davalının ve oğlunun "aracın kredi borcundan kaynaklı geç geleceğini" beyanla davacıyı oyaladıklarını, - 02.12.2019 tarihinde, davalının oğlu ... aracılığıyla yine davacıya ulaşarak " pert durumda ... plaka sayılı ... araç bulduğunu" söylediğini ve davacı tarafından aynı gün (02.12.2019 tarihinde) davalı ... hesabına işbu araç bedeli olarak ... Bankası A.Ş. aracılığıyla 25.540,00 TL gönderdiğini, bu aracın 3-4 gün sonra davacıya ulaştığını, - Bu aracın davacıya getirildiği gün, davalının yine oğlu aracılığıyla davacıya ulaşarak "1 adet ... marka pert araç olduğu"nu beyanla yine alıp tamir edip satmayı teklif ettiğini, davacının ...’nın hesabına işbu araç bedeli olarak ... Bankası A.Ş. aracılığıyla 99.840,00TL gönderdiğini, bu aracın plakasının davacı tarafından bilinmediğini, Tüm bu para transferlerinden sonra, davacı ikinci aracı olan ... marka aracı davalının “...” isimli galerisine satmak için götürdüğünde dava dışı ...’nın davacıyı arayarak "... marka aracı 27.500,00 TL bedelle sattığını, kapora aldığını ve Pazartesi satışını vereceğini" söylediğini, bunun üzerine davacının aracı bıraktığını, Pazartesi günü ...’dan haber alamayan davacı davalının galerisine gittiğinde davalının, "oğlunun ve aracın nerede olduğunu bilmediğini, ...’yı satması için oğluna noterde devrettiğini" söylediğini, diğer iki aracın davacıya hiç gelmediğini, ... aracın piyasada olmadığını, ...’ın da davacının gönderdiği paralarla kendisine ve kız arkadaşına araç alıp İzmir’e kaçtığının öğrenildiğini, Davalının davacıdan paraları aldığını, buna rağmen araçları teslim etmediğini ve paraları iade de etmediğini, dolandırıldığını anlayan davacının 17.12.2019 tarihinde davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibini başlattığını, Ayrıca davacının 18.12.2019 tarihinde İçerenköy Şehit Halil Çayır Polis Merkezi’ne giderek davalı ve oğlu ... hakkında dolandırıcılık suçundan şikayetçi olduğunu, şüpheli davalı ...’nın 18.12.2019 günü polis merkezinde alınan ifadesinde "paraları aldığını, buna rağmen araçları teslim etmediğini ve paraları da iade etmediğini" ikrar ettiğini, Neticede davalının aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; müvekkilinin davacı ile her hangi bir ilişkisinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin oğlu ile ticaret yaptığını ve kazancı paylaştığını, davalının oğlunun hesaplarında sıkıntı olduğundan davacının parayı müvekkilinin hesabına gönderdiğini, Davacının davalının banka hesabına borç iadesi açıklaması ile gönderdiği paraların da iadesini istemiş ise de, hem borç iadesi açıklaması yapıp hem de alacaklı olduğunu iddia etmesinin çelişkili bir durum olduğunu, Dava konusu dışı olan, davalı tarafça ... Hasar Servisi’nden satın alınan ... plakalı aracın davacı adına tescil edildiğini, bunun ödemesinin de davalı tarafça yapıldığını, daha sonra davacının davalıya herhangi bir ödeme yapmadığını, ayrıca mahkemece davacıya sorulan dava konusu ... plakalı araçla ilgili davacının beyanlarının kabul edilmediğini, davalının davacıya bu araçla ilgili bir borcunun bulunmadığını, Alacağın ispatının davacıya ait olduğu bu husumet itirazı kabul görmez ve banka hesa- bından gönderilen paralar davacının alacağı olarak kabul edilirse, davacıya gönderilen ödemelerle takas mahsup talebinde bulunulacağını, davalının eşine ait hesaptan davacının banka hesabına ödeme yapıl- dığını, bu ödemeleri yapanın da davacının ortak iş yaptığı davalının oğlu ... Usta olduğunu, dava- lının eşinin hesabından davacıya gönderilen paraların da davacı tarafça davalının eşine iade edilmesinin gerektiğini, davalının bu ödemelere ilişkin hakları temlik aldığını, temliknamenin dosyaya ibraz edileceğini, taraflar arası gönderilen paraların mahsubunun yapılmasının talep edildiğini beyanla davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere tazminat ile mahkumiyetine, yargılama giderlerinin davacı üstüne bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce: "A) 1-DAVANIN KABULÜ ile ;İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan İtirazın Kısmen İptali Takibin 262.620,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebini REDDİNE. B) Davalının takas ve mahsup talebinin REDDİNE "karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının ticari ilişkisinin ve ortaklığının müvekkilinin oğlu ... ile olduğunu, davacının bu hususu ceza dosyası sürecinde ve polis merkezinde alınan ifadesinde de kabul ettiğini, mahkeme içi ikrar sayılan bu durumun mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkilinin olayla tek ilgisinin oğlunun banka hesabındaki sorun nedeniyle paranın müvekkilinin banka hesabına hesabına gönderilmesinden ibaret olduğunu, ayrıca söz konusu paraların "borç iadesi" açık- laması ile gönderildiğini, bu açıklamaya göre davacının alacak talebinde bulunmasının çelişkili oldu- ğunu, bundan başka müvekkilinin oğlu ...'ın ortağı olan davacıya göndereceği paraları annesinin hesabından gönderdiğini ,kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacaklı olduğu sonucuna varılırsa müvekkilinin eşinin hesabından davacıya gönderilen paraların da takas ve mahsubunun gerek- tiğini, müvekkilinin eşine ait bu alacağı temlik aldığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. Eldeki dava dosyası ve davalının sanık olarak yargılandığı İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2020/71 E. Sayılı dosya içeriğinden; Davacının kaporta ustası olup davalının oğlu ... Usta'nın pert araba alım satımı yaptıkları, ...'ın satılacak araçları bulduğu, davacının ise finansal destek sağladığı, ...'ın banka hesaplarında sorun olduğundan para akışını davacı babası ile dava dışı annesinin banka hesapları üzerinden gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Davacı kendisi adına alımı yapılacak ..., ... plakalı araçlar ile plakası bilinmeyen ... model araç için davacı tarafından davalının banka hesabına 22.11.2019 tarihinde 137.240,00 TL, 02.12.2019 tarihinde 25.540,00 TL ve 05.12.2019 tarihinde 99.840,00 TL olmak üzere 262.620,00 TL tutarında para transferi gerçekleştirdiğini beyan etmiş, ödemeye dair dekontları sunmuştur. Her ne kadar davacı tarafça gönderilen para dekontlarında ,paranın niçin gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş ise de, özellikle davalı ile oğlunun ceza yargılamasındaki beyan- larından yapılan ödemelerin dava konusu üç adet araç ile olduğu ikrar edilmiştir. Dosya içeriğinden satışa konu araçların davacıya devrinin sağlanmadığı da anlaşılmakla yapılan ödemenin davalı tarafça iadesi gerekmektedir. Yine dosya kapsamından takip tarihi itibariyle iadenin gerçekleşmediği ve takibe haksız olarak itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Takas /mahsup konusuna gelince; takas ve mahsup farklı iki hukukî kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynak- lanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir. Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “ İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir”. Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür.Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vade- den yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişi alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler.Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'i de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’i talebini red veya kabul edecektir. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı men- faatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semere- lerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ame- liyesi bahis konusu lmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalının temlik sözleşmesine konu (eşinin banka hesabına gönderilen ödemelerden kaynaklanan ) alacak yönünden takas mahsup koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 17.939,57 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.527,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.411,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024