T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/2499
KARAR NO: 2025/2483
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 04/09/2025
NUMARASI: 2025/774 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Anonim Şirketi ile davalı arasında; Türkiye genelinde farklı bölgelerdeki elektrik şebekelerinden enerji temini amacıyla 03.01.2024 tarihinde "İkili Anlaşma İle Elektrik Enerjisi Tedarik Sözleşmesi" imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davalının bazı bölgelerde üreticilerden elektrik temin ederek, indirimli fiyatla müvekkili şirkete satış yapmakla yükümlü kılındığı,elektrik bedeli, ön ödemeli olarak davalıya aktarılmakta, takip eden ay sonu faturalar düzenlenerek fazla veya eksik tüketim üzerinden mahsuplaşma yapıldığını,başka bir deyişle, müvekkili şirket, alt tedarikçi olan davalı ile Türkiye genelinde farklı bölgelerde yer alan elektrik şebekelerinden enerji temini sağlanabilmesi amacıyla sözleşmeye taraf olduğunu,ancak sözleşmenin devamı sırasında, tedarikçilerden gelen tebligatlar ile, davalının Teminat Usul ve Esaslarının 11. maddesi gereğince yatırması gereken teminatı süresinde ödemediği ve bu nedenle 04.07.2025 tarihi itibarıyla davalı şirketin portföyünde bulunan serbest tüketici kayıtlarının silindiğinin öğrenildiği, bu gelişme neticesinde, sözleşmenin 6.6.2. maddesinde açıkça düzenlenen fesih halleri (a) “Tedarikçiden kaynaklanan nedenlerle tüketici tedarikçinin portföyüne geçirilemezse” ve (b) “Tedarikçi kusuru sebebiyle sözleşme yükümlülüklerini yerine getiremezse” gerçekleştiği, sözleşmenin devamının imkânsız hale geldiği,müvekkili tarafından yapılan ön ödemelerin karşılıksız kaldığı, en son 27.06.2025 tarihinde 5.297.025,96 TL ön ödeme yapılmasına rağmen elektrik enerjisi temin edilmediğini, diğer yandan ise, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamı olarak müvekkili şirketin Gaziantep İlinde sahip olduğu Güneş Enerjisi Santralinde (GES Projesi) ürettiği elektrik enerjisi ile ilgili olarak; 2024 Eylül dönemi itibariyle, bu elektriğin diğer tedarikçilere satılması ile ilgili olarak davalı şirketten, müvekkili şirket arasında mahsuplaşma işlemi uygulanarak hizmet alındığı, GES Projesi kapsamında ... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından dağıtımı yapılan elektrik enerjisi ile müvekkili mağazalarının tüketimi arasında mahsuplaşma sürecinin davalı KGM’nin aracılığıyla yürütüldüğü, davalının portföyden düşmesi nedeniyle bu mahsuplaşma süreci de kesintiye uğramış ve müvekkilinin sistemsel dengesinin zarar gördüğü, GES Projesi kapsamında 8.751.019,56 TL tutarında enerji temin edilerek faturalandırılmış olmasına rağmen, bu bedele karşılık davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış ve müvekkili şirket ciddi zarara uğratıldığını,müvekkili şirketin yaptığı ön ödeme karşılıksız kalmış ve hizmetin karşılanmaması sebepleriyle davalı şirkete 16 Temmuz 2025 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtar keşide edilmiş ve sözleşmelerin feshedildiği , davaya konu sözleşme ve Güneş Enerjisi Santrali'nden ürettiği elektrik enerjisinin diğer tedarikçilere satılmasına yönelik alınan hizmet sözleşmesi kapsamında ihtarda talep edilen toplam 14.048.045,52-TL nın müvekkili şirkete ödenmediğini,ihtarname keşide edildikten sonra, Haziran 2025 dönemine ilişkin faturalar da düzenlenmiş ve mahsuplaşma işlemleri yapıldığı,bu kapsamda, GES Projesi kapsamında sağlanan enerji temini için 2.987.774,92 TL tutarında ek fatura daha kesilmiş olup, bu bedel de ihtarda belirtilen alacak kalemine eklendiği, müvekkili şirketin davalıdan olan bakiye alacağının toplam 17.035.819,49 TL’ye ulaştığından, belirtilen tutar takip tarihinde tarafımızca güncellenerek İstanbul Anadolu İcra Dairesinde 17.035.819,49-TL tutar ve ... Esas sayılı takip başlatıldığı,ancak takibin başlatılmasından sonra, davalı şirketin portföyünde bulunan serbest tüketici kayıtlarının silindiği tarih olan 04.07.2025 tarihine kadar davalı tarafından müvekkil i şirkete temin edilen enerji bedelleri, davalı şirket tarafından ayrıca fatura edildiğini,bu faturaların mahsup edilmesi neticesinde müvekkili şirketin, davalıdan olan güncel bakiye alacağı ekte görülecek olan cari hesap ekstresi kapsamında 15.876.103,25 TL olarak hesaplandığını,takip talebinin 17.035.819,49-TL'lik miktarı içerdiği,ancak takibin başlatılmasından sonra taraflar arasında geçmiş dönemlere ilişkin faturalar da düzenlenmiş ve mahsup edildiğinden güncel alacak bakiyesi 15.876.103,25 TL olarak kesinleşmiş olup, işbu tutar üzerinden itirazın iptali davası açıldığından davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına,%20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ve harca esas değer miktarınca ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkeme,somut olayda, taraflar arasında girift ilişki bulunduğu, uyuşmazlığın ancak bilirkişi incelemesi sonucu çözülebileceği, dosyanın bu aşamadaki haliyle yaklaşık ispatın bulunmadığı, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden mevcut duruma göre bir para borcundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile;"1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine,2-Kararın davacı vekiline tebliğine" dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda işbu kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle 04/09/2025 tarihinde karar vermiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; dosyaya sundukları bilgi ve belgeler doğrultusunda yaklaşık ispatın gerçekleştiği ni,buna rağmen mahkemenin ihtiyati tedbir niteliğindeki ihtiyati haciz talebini reddetmesinde hukuka uygun bir gerekçe bulunmadığını,alacağın rehinle temin edilmediğini,vadesi geldiğin,muaccel olduğunu ve davacının alacağının bulunduğunu belirterek bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,itirazın iptali ve ihtiyati haciz talebine ilişkindir.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur..Somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, talep eden tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu alacağa dair miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır. Alacak yargılama sonunda belirlenecektir.Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. madde gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/10/2025