T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2992
KARAR NO: 2024/2898
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/07/2024
NUMARASI: 2023/1204 E - 2024/772 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/11/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket ile davalı şirketlerin adi ortaklık oluşturduklarını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, yapılan iş bedeli olarak 2.073.181,85-TL alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında yapılan icra takibine davalıların haklı bir neden olmaksızın itiraz ettiğini, bu nedenlerle haksız itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; taraflar arasında düzenlenen 25/01/2023 tarihli sözleşmenin 15.1 maddesinde yetki şartı bulunduğunu, sözleşmeye göre yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 25/01/2023 tarihli sözleşmenin 15.1 maddesinde yetki şartı bulunduğu, yetki sözleşmesinin HMK 17.maddesine göre geçerli olduğu, davalı tarafın süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunması nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemesinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespitine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalılar vekili istinaf etmiştir. Davalılar vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece HMK 114/ç uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, zira ;taraflarca imzalanan 25/01/2023 tarihli sözleşmenin 15.1. maddesinde; işbu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olacağı kararlaştırılmış ve başkaca bir mahkeme yetkili kılınmadığı, bu durumda HMK 17/Son uyarınca (Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.) hükmü uyarınca dava konusu uyuşmazlıkta İstanbul Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yalnızca İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı ve bu mahkemenin kesin yetkili olduğu dikkate alındığında; esasen davanın kesin yetki nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, nitekim HMK 114 ve 115 hükümleriyle; yetkinin kesin olduğu hallerin dava şartı olduğu ve dava şartlarının eksik olması halinde mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğinin açık olduğu,ayrıca yerel mahkeme kararında vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir. ...nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan (kapatılan )Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasının dava dosya içindeki evrakına göre ; davacı tarafça davalı şirketler hakkında yapılan ilamsız takipte ,davalılar vekilince verilen itiraz dilekçesinde ,her iki müvekkilinin de böyle bir borcunun bulunmadığı belirtilerek,borç ve fer'ilerine itiraz edildiği görülmüştür.Davalı-borçluların icra takip dosyasında icra dairesinin yetkisine itirazları bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 15.1.maddesinde " İşbu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmektedir. HMK'nun 17. madde hükmüne göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinin söz konusu olmaması kaydıyla ve yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ancak sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilir. HMK’nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Bu noktada tartışılması gereken husus HMK düzenlemesine göre yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin yetkisinin kesin yetki mahiyeti taşıyıp taşımadığı ve bunun sonucu olarak mahkemece resen dikkate alınmasının gerekip gerekmediğidir. 24.Yukarıda da bahsedildiği üzere; kesin yetki hâlinin kamu düzenine ilişkin ve kanun koyucunun yalnızca belirli bir mahkemede dava açılabileceğini emrettiği durumlarda söz konusu olması, yetki sözleşmesinin ise ancak tarafların üzerinde anlaşabileceği konularda yapılabilmesi ve davanın salt sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına ilişkin hükmün aksinin taraflarca kararlaştırılabilmesinin mümkün bulunması, bunların yanı sıra sözleşme ile kesin yetkili mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırılamaması da göz önünde bulundurulduğunda yetki sözleşmesiyle yapılan belirlemenin kesin yetki olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki yetki sözleşmesi kesin yetki hâli teşkil etmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilemez.Bu sebeple ,davalı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İcra takibinde, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediğinden bu sebeple (sözleşmedeki yetki şartına rağmen) İcra Dairesi yetkili hale gelmiştir. Bu bağlamda, takibin yapıldığı Büyükçekmece İcra Dairesinin yetkisine itiraz edilmediğinden, icra dairesinin yetkisinin kesinleşmesinin itirazın iptali davasındaki mahkemenin yetkisini de belirlediği sonucuna varılamaz. Bu hâlde davalı tarafın usulüne uygun şekilde mahkemenin yetkisine itirazda bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Davalı taraf cevap süresinde ve yetkili mahkeme de açıkça gösterilerek usulüne uygun yetki itirazında bulunmuştur.HMK 17. Maddesi uyarınca yetki şartı geçerli olduğundan ,itirazın iptali davasının sözleşmede yetkili olarak gösterilen mahkemede açılması gereklidir.davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ;HMK 331/2 maddesine göre, “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.” HMK 323/ğ maddesi gereği vekalet ücreti de harçlar gibi yargılama giderlerindendir. Mahkemenin verdiği görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesinleşmesi ve başka mahkemeye gönderilmesi işlemleri ve sonucunun beklenilmesi gerekli olup, açıklanan yasal düzenlemeler gereğince, görevsiz mahkemece gerekçeli kararla birlikte yargılama giderlerine hükmedilmesi olanağı bulunmamaktadır.Görevli mahkeme ise, yaptığı yargılama sonucunda hüküm şekline göre vekalet ücretine hükmedecektir. Bu itibarla, mahkemece verilen kararda usul ve hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/11/2024