T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/446
KARAR NO: 2025/454
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/10/2024
NUMARASI: 2024/489 E - 2024/493 K
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tesisat/hizmet numaralı otel olarak işletilen kullanım yerinde elektrik enerjisi kullanmakta olduğunu, müvekkilinin bu kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanıldığı iddiası ile kaçak elektrik tüketim faturaları düzenlenerek toplam 2.007.231,34 TL kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini ancak müvekkili tarafından kaçak elektrik kullanılmadığını ve tek taraflı olarak düzenlenen tutanağın ispata elverişli ve yeterli olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkilinin ... tesisat/hizmet no'lu kullanım yerinin elektrik enerjisinin; 08/10/2024 tarihli ve ... no'lu ve 1.079.738,36 TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ile 08/10/2024 tarihli ... no'lu ve 927.492,98TL bedelli kaçak elektrik tüketim fatura borcundan dolayı kesilmemesi, kesilmiş ise yeniden verilmesi yönünde ihtiyati tedbir tesis edilmesine ve ... tesisat/hizmet no'lu "... Mah. ...Sok. No....Fatih/İstanbul" adresindeki işyerinde kullanılan elektriğe yönelik tahakkuk ettirilen 18/10/2024 son ödeme tarihli toplam 2.007.231,34 TL fatura bedeline ilişkin yapılacak icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; " takip başlatılmadan önce ancak, açılmış bir menfi tespit davasında mahkemece uygun görülmesi halinde icra takibinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilebilir.Somut olayda, talep tarihi itibariyle tedbir isteyen tarafça karşı taraf aleyhine açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığından icra takibi yapılmaması, yapılmış ise durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle 1-Elektriğin kesilmemesi, kesilmiş ise yeniden verilmesi talebinin %15 teminat ile kabulüne; 2-Talebe konu fatura bedelleri toplamı olan 2.007.231,34 TL'nin %15'i oranında (301.084,70 TL) teminatın yatırılması karşılığında 08/10/2024 tarihli ... fatura numaralı 18/10/2024 son ödeme tarihli 927.492,98 TL tutarlı ve ... fatura numaralı 18/10/2024 son ödeme tarihli 1.079.738,36 TL tutarlı 2 adet fatura ile sınırlı olmak üzere, ... mah. ... Sk. No:...Fatih/İstanbul adresindeki, ... hesap nolu aboneliğe ilişkin elektriğin kesilmemesi ve kesilmiş ise yeniden bağlanmasına, 3-Teminat miktarı (301.084,70 TL) mahkememiz veznesine yatırıldığında veya aynı miktardaki kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulduğunda kararın taraflara tebliğine, 4-Talebe konu faturalara ilişkin icra takibi yapılmaması, yapılmış ise durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı karşı taraf ... vekilinin itirazı üzerine mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda 05.12.2024 tarihli karar ile " Mahkememizin 17/10/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı incelendiğinde; talep konusu yerin ticari işletme olması nedeniyle faaliyetlerinin devamı için ve doğması muhtemel zararların önlenmesi amacıyla kararda belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verildiği, belirlenen %15 oranındaki teminat miktarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bulunduğu, talep edenin tedbir talebinin reddedilmesi halinde telafisi güç zararların doğma ihtimalinin bulunduğu, esas hakkında yapılacak yargılama neticesinde itiraz edenin alacaklı olduğuna kanaat getirilse dahi ihtiyati tedbir talep edenin faaliyetine devam etmesinde borcun ödenebilmesi bakımından itiraz edenin de yararının bulunduğu" gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı talep eden ve karşı taraf tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kaçak elektrik tespit tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığını, uyuşmazlığın taraflarının dışındaki idarece görevlendirilmiş yetkili memur tarafından düzenlenmediğini, HMK.m205 hükmüne göre adi senet vasfı da olmadığını, yazılı belgenin, adi senet niteliğinde delil olduğunun kabuk edilebilmesi için, hasımdan sadır olması gerektiğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik kullanılmamış olduğundan davaya konu faturalar ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin tamamından sorumlu ve borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açılacağını, müvekkili tarafından kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise davaya konu faturalar ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin EPTHY'nin kaçak elektrik kullanımının tespiti ile kaçak elektrik tüketim bedelinin hesaplanmasına ve faturalandırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren m.42 ve m.49 hükümlerine, EPDK tarifelerine uygun hesaplanıp hesaplanmadığı, haksız ve hukuka aykırı olarak fazla tahakkuk yapılıp yapılmadığının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi ve sonucunda, kaçak elektrik kullanım iddiasının ispatlanamaması halinde, müvekkilinin davaya konu faturalarla tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinin tamamından borçlu olmadığının tespiti, ispatlanması halinde ise haksız ve hukuka aykırı olduğu tespit edilen kısmından borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, bu tespitlerin yapılabilmesinin menfi tespit davasının konusunu oluşturduğunu, otel işletmeciliği yapmakta olan müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçmek amacıyla; haksız ve hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirilen kaçak elektrik tüketim bedelinden dolayı, elektriğinin kesilmemesi, kesilmiş ise yeniden bağlanması yönündeki ihtiyati tedbir tesis edilmesi istemli talebi kabul edilmiş ise de; İ.İ.K. 72. maddesi gereğince işyerinde kullanılan elektriğe yönelik davalı tarafça tahakkuk ettirilen, davaya konu 18/10/2024 son ödeme tarihli toplam 2.007.231,34 TL fatura bedeline ilişkin yapılacak icra takibinin durdurulması (takip başlatılmaması ve başlatılmış ise durdurulması yönünde) ihtiyati tedbir tesis edilmesi yönündeki talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Karşı taraf ... vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; borçlunun kaçak elektrik kullanımına istinaden borçlu adına; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 1.079.738,36 TL ve 927.492,98 TL tahakkuk ettirildiğini, müvekkili şirkete ödeme yapılmamış olduğunu, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, lehine ihtiyati tedbir kararı verilenin, kaçak elektrik kullanımında bulunmadığını ispat edecek somut bir delil gösteremediğini, değişik iş dosyasında karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Talep kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle ihtiyati tedbir yoluyla elektriğin kesilmesinin önlenmesi ve takip başlatılmamasına ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. "Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Dosya kapsamından, işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, talep edenin ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin talep eden aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre elektrik şirketinin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira talep edenin mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Şu halde, mahkemesince çekişmeli faturalarla sınırlı olarak ihtiyati tedbir yoluyla elektriğin kesilmesinin önlenmesine karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Takdir edilen teminat miktarının da hakkaniyet ölçüsünde belirlendiği anlaşılmaktadır. Takip başlatılmasının önlenmesine yönelik istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise; İİK'nun Menfi Tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde: "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Eldeki dosyada, kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının olup olmadığı ve varsa miktarının yargılama sonucu belirleneceği, talebin menfi tespit davasından önceki tedbir niteliğinde olduğu ve arabuluculuk süreci de dikkate alındığında davacının dava açmadan önce tedbir talep etmesinde hukuki yararının olduğu anlaşılmakla İİK'nın 72/2. Maddesi gereğince alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla, elektriğin kesilmemesine ilişkin verilen kararda yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, karşı taraf ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, faturaların takibe konu yapılmaması talebinin reddine ilişkin karara karşı ise talep edenin yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulüyle ara karar kaldırılarak dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, -Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
B-İhtiyati tedbir talep edenin istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1-Talebin kabulü ile İİK'nın 72/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle, davacının davaya konu abonelik sözleşmesi kapsamındaki elektrik enerjisi talep eden şirket adresi olarak belirtilen ... Mah. ... Sok. No... Fatih/İstanbul adresi ve dava konusu 08/10/2024 tarihli ve ... no'lu 1.079.738,36 TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ile 08/10/2024 tarihli ... no'lu 927.492,98 TL faturaları ile sınırlı olacak şekilde taraflar arasında hüküm doğurmak üzere icraya konu edilmemesi, takip başlatılmış ise durdurulmasına, 2- Davaya konu edilen faturalar toplamının %15 i oranında nakti yada kesin ve süresiz banka teminat mektubunun kararın davacıya tebliğinden itibaren bir hafta içinde davacı tarafça süresinde yatırıldığında yada sunulduğunda işbu faturaların takibe konulmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine,teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/02/2025