T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2024/3725
KARAR NO:2024/3606
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/298 E
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ:30/12/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işin aciliyetine binaen huzurdaki davayı açmadan önce davalının, müvekkiline ait iş yerine elektrik enerjisi verilmesinin durdurulmasına dair işleminin ihtiyati tedbir yolu ile durdurularak yeniden elektrik enerjisi verilmeye başlanılması maksadıyla Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/80 D.İş sayılı dosyasından talepte bulunulduğunu, İhtiyati tedbir taleplerini inceleyen Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesince 2024/80 D.iş sayılı dosyadan tesis edilen 11/03/2024 tarihli karar ile tedbir taleplerinin kabulü ile kesilen elektrik enerjisinin tekrar verilmesine karar verildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 397/1.maddesi uyarınca yasal süresi içinde esas hakkındaki davalarını da Mahkememiz nezdinde ikame etmiş bulunduklarını, davalı tarafça kaçak elektrik enerjisi tüketimi yapıldığının tespit edildiğinden bahisle müvekkil şirket aleyhine tanzim edilen, 05.03.2024 tarih, ... no.lu 15.03.2024 son ödeme tarihli, 511.719,77 TL bedelli fatura ve 05.03.2024 tarih, ... no.lu 15.03.2024 son ödeme tarihli, 852.236,41 TL bedelli faturalardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile daha önce Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/ 80 D.İş sayılı dosyasından tesis edilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; " işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre davalı şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır.Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. (İBAM 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/2063 esas, 2021/2448 kara sayılı ilamı) İhtiyati tedbir kararına konu olan elektriğin sayaçtan geçerek kullanılması nedeniyle kullanılan enerji bedelinin tespitinin yapılabileceği, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemeisnce verilen tedbir kararının dava konusu tutanak haricindeki ihtilafları kapsamadığı, olası bu ihtilaflarla ilgili kurumun tutanak tutma, tahakkuk ve tahsilat yapma imkanının bulunduğu hususları göz önüne alınarak Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce dava konusu 15/03/2024 son ödeme tarihli 511.719,77 TL fatura ile 15/03/2024 son ödeme tarihli 852.236,41 TL tutarlı faturalarla sınırlı olmak üzere %15 teminat alınarak dava konusu sayacın dava sonuna kadar elektriğin kesilmemesinin tedbiren durdurulmasına dair vermiş olduğu tedbir kararının devamına karar verilmiştir.Karara karşı davalının itirazı üzerine duruşmalı olarak yapılan niceleme sonunda ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; tedbir kararı davanın esasını çözer nitelikte bir karar olduğunu, ihtiyati tedbir ve yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığını, teminatın yetersiz olduğunu, talep edenin kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı tahakkuk eden fatura alacağına yönelik İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Dosya kapsamından, işin niteliği gereği elektriğin davacının işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, davacının ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle davacının ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin davacı aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı davacının işletmesinde elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre davalı şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Bu haliyle mahkemece, talebin kabulüne karar verilmesinde ve belirlenen teminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024