T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1587
KARAR NO: 2025/225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/01/2024
NUMARASI: 2020/307 E - 2024/90 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 28/01/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkili şirketin reklam, tanıtım ve organizasyon alanlarında faaliyet gösterdiğini, bu alanda kamu ve özel şirketlere hizmet verdiğini, davalı şirket ise yukarıda belirtilen adreste faaliyet gösteren grup şirketlerden biri olup ambulans üretim ve satışı yap- tığını , müvekkili şirket ile davalının kamu ve özel şirketlere ambulans temini ve satışı yapmak, iha- lelere yeni kuracakları şirket ile katılmak üzere 22.08.2019 tarihli “Ticari Ortaklık Taahhüt Sözleşmesi” imzaladıklarını, Sözleşmeye göre tüm ambulans ihalelerine tarafların birlikle gireceği kararlaştırılmışsa da, müvekkil şirketin kısa vadede 04.10.2019 tarihli ihaleye davalı şirketin tek başına girmesine (md 3.1.) muvafakat ettiğini, sözleşmenin 3 maddesinde de davalının ihtiyaç duyduğu nakdi ve gayri nakdi kredi desteğini 37.900.000-TL limitle sınırlı olmak üzere sağlamayı kabul ve taahhüt ettiğini, Müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak, limit olmasına rağmen, iyi niyet çerçevesinde limiti aşmak suretiyle davalıya nakdi ve gayri nakdi desteği verdiğini, karşılığında yine sözleşme hü- kümlerine göre (madde 3.6.) 8.500.000-TL' lik ipotek aldığını ve ihalenin alınması halinde hak ediş- lerin kendisine temlik edileceğine ilişkin taahhüt (madde 3.8.) aldığını, ihale davalı şirket üzerinde kalınca davalı şirket ve müvekkili arasında 20.11.2019 tarihli Alacak Temlik Sözleşmesi yapıldığını ve aynı gün ... nolu yazıyla davalı şirketin Sağlık Bakanlığı nezdindeki hak edişlerinin müvekkilinin hesabına ödenmesi için Bakanlığa yazı verdiğini , ancak davalının bilahare Bakanlığa (sonradan tespit ettikleri ) yazıyı vererek sözleşmeye aykırı davrandığını ve hak edişleri kendisinin aldığını, dolandırıcılık suçunun oluştuğunu düşündükleri bu eylem için Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın devam ettiğini, Aynı sözleşmenin 3.11. maddesinde davalının, kendisinin ve grup şirketlerinin ihtiyaç duyduğu danışmanlık, reklam ve promosyon ürünlerini müvekkil şirketten almayı kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından sözleşme kapsamında davalı ve aynı adreste faaliyet gösteren diğer grup şirketlerine hizmetler verilip ürünler satıldığını, sonuç olarak müvekkilinin, davalıya ödenen nakdi bedellerden, gayri nakdi bedellerin vergi ve masraflarından, davalıya ve grup şirketterine verilen hiz- metler ile satılan ürünlerden dolayı davalıdan toplam 16.865.194,09 TL tutarında alacaklı olduğunu, Davalıya gönderilen tüm bedeller, verilen hizmet ve satılan ürünler resmi olup bu mik- tar üzerinde taraftar arasında ihtilaf olmadığını, nitekim taraflar arasında muhtelif zamanlarda hesap mutabakatı yapıldığını, tarafların ticari kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğunu, kesilen faturalara ilişkin olarak da davalı şirketin BA-BS mutabakat formlarını müvekkiline gönderdiğini, Sözleşmenin 3.5, maddesinde; müvekkili şirketin davalıya sağladığı nakdi ve gayri nakdi destekleri için davalıdan kur farkı ya da faiz talep etmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, sözleş- menin 3.10. maddesinde ise toplam 5 başlık altında sayılan sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde davalı şirketin “YRD” nin katlanmak durumunda kaldığı/kalacağı dolaylı dolaysız her türlü maliyet, gider faiz, bankacılık masraf ve işlemleri, kar kaybı,kar/zarar payı gibi mevcut/muhtemel bilcümle alacak müspet menfi zarar ziyan ve kayıplarına karşılık olarak en az 2.000.000-TL en çok 3.000.000-TL. net ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder" ödemek zorunda olduğunun hüküm altına alındığını, gelinen noktada müvekki- linin sözleşmeye göre 2.000,000-TL' yi talep hakkı olduğunu, icra takibinde cezai şart olarak talep edilen bedelin bu olduğunu, Sözleşmenin 3.11. maddesinde, davalının sözleşmenin feshi veya temlik verilmemesi halinde fatura bedellerine fesih tarihinden itibaren aylık % 5 temerrüt faizi uygulanacağını kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 4.2, maddesinde yapılacak tüm bildirimlerin 4.1. maddesinde sa- yılan kişilere yapılacağı ve bu adreslere yapılan bildirimlerin ihtar yerine geçeceği, ayrıca ihtar çek- meye gerek olmadığının hüküm altına alındığını, Sözleşme kapsamında davalı şirketin yetkili olarak belirlediği mail adreslerine davacı- nın yetkili vekili tarafından 07.01.2020 tarihinde mail atılarak sözleşmenin feshedildiğini ve alacak- larının 14.01.2020 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının ödeme yapmadığını ve 14.01.2020 tarihinde temerrüde düştüğünü, icra takibinde talep edilen faizin de temerrüt tarihinden işletilen faiz olduğunu, Davalı şirket müvekkil alacaklarını ödemeyince, yukarıda belirtilen asıl alacak,cezai şart (tazminat) ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.556.917,87-TL. üzerinden davalı şirket aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının vekili marifetiyle borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, ancak bu itirazın haksız ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu; Zira; - İcra dairesinin yetkisi yönünden; taraflar arasında imzalanan 22.08.2019 tarihli Ticari Ortaklık Sözleşmesinin 4.4, maddesinde İstanbul (Çağlayan) Adliyesinin yetkili mahkeme olarak kabul edildiğini, öte yandan takip konusu alacak para alacağı olup TRK 89/1 uyarınca da müvek- kilinin ikametgâhı mahkemesi olan (İstanbul/Çağlayan) yetkili olduğunu, - Borca itiraz yönünden; davalı ile yapılan tüm hukuki ilişkinin resmi ve kayıtlı oldu- ğunu, karşılıklı mutabakat formlarının ve davalı tarafından gönderilen BA-BS formlarının alacağı teyit ettiğini, öte yandan davalıya yukarıda EK 8'de belirtilen mail atılıp temerrüte düşürüldükten sonra davalının Ankara ... Noterliği'nin 30.01.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarını göndererek müvekkilinin kendisine kestiği 31.08.2019-22.11.2019 tarihleri arasındaki toplam 9 adet faturayı iade ettiğini bildirdiğini, ihtar ekindeki tüm faturalar üzerinde “kontrol edilmiştir” ve “işlendi” şerhlerinin bulunduğunu,davalının aynı ihtarda en yenisinin üstünden yaklaşık üç ay geçen faturaları iade etmekle kalmayıp bir de müvekkili adına her bir fatura bedeli kadar ayrı ayrı 9 adet fatura kestiğini, fatura- ların tamamının 24.01.2020 tarihli olduğunu, cari hesabı sıfırlamak için vergi mevzuatı, muhasebe tekniğine ve hukuka aykırı bu işlemlere derhal cevap verilerek faturaların iade edildiğini, dolayısıyla davalının tüm faturaları kayıtlarına işlediği ve borçlu olduğunun bu ihtar ile de sabit olduğunu, Diğer yandan işletilen faizi temerrüt tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan akdi temerrüt faizi olup fazlaya ilişkin bir talep bulunmadığını beyanla; Öncelikle davalının Sağlık Bakanlığı nezdindeki doğmuş ve doğacak hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama sonunda İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı dosyasına yapılan tüm itirazların iptali ile takibin takip talebindeki taleple doğrultusunda devamına, davalı borçlunun % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Takip talebinde ve ödeme emrinde borcun kaynağı ve sebebi olarak somut hiçbir belge ve bilgi gösterilmediğini, taraflar arasında 6102 Sayılı TTK 89 ve devamı maddelerine göre yapılmış olan geçerli herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığını, emsal yüksek yargı kararlarında da belirtildiği üzere itirazın iptali davalarının konusu olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduklarını, bu bağlılığın sadece meblağ yönünden değil takipte dayanak yapıp gösterilen borcun kaynağı ve sebepleri, belgeleriyle de olduğunu, davacının dava konusu takipte dayanmadığı ve göstermediği, sunmadığı herhangi bir borç kaynağını, sebebini, belgeyi başkaca ala- cak kalemlerini vs.bilgi açıklama, belgeyi takipten sonra açtığı itirazın iptali davasında kendi lehine ileri süremeyeceğini, sunmuş olsa bile mahkemece bunların incelenip dikkate alınamayacağını, Davada yetkili mahkemenin Ankara mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu, Davacının işbu dava dilekçesinde belirttiği ve hepsi sözde olan; 22.08.2019 tarihli ticari ortaklık taahhüt sözleşmesi, teminat ipoteği diye aldığı anılan Çayyolu'ndaki Ankara Çankaya Tapu Müdürlüğü’nün ... Ada ... parseli üzerindeki 18.09.2019 tarihli ... yevmiyeli sayılı 8.500.000,00 TL bedelli 1.derece üst limit ipoteği, teminat olarak imzalattırdığı 48.000.000 TL gibi fahiş yüksek ve doğacak ihale hak edişinin tamamı kadar bedel üzerinden teminat amaçlı 20.11.2019 tarihli alacak temliki sözleşmesi başlıklı metni, 22.08.2019 tarihli ticari ortaklık taahhüt sözleşmesi, teminat ipoteği diye aldığı anılan Çayyolu'ndaki Ankara Çankaya Tapu Müdürlüğü’nün ... Ada ... parseli üzerindeki 18/09/2019 tarihli ... yevmiyeli sayılı 8.500.000,00 TL bedelli 1.derece üst limit ipoteği, teminat olarak imzalattırdığı 48.000.000 TL gibi fahiş yüksek ve doğacak ihale hakedişinin tamamı kadar bedel üzerinden teminat amaçlı 20.11.2019 tarihli alacak temliki sözleşmesi başlıklı metni, 20.11.2019 tarihli Sağlık bakanlığına hitaben başlıklı yazı, davalı tarafından iade faturası kesi- lerek iptal ve Noter ihtarnamesiyle davacıya iade edilmiş olan davacının kestiği 9 adet faturası (sırf üç tanesinin toplamı 4.469.924-TL gibi fahiş bedeli mevcuttur) ve bu faturalarla ilgili edindiği verdirt- tiği mutabakat, teyit vs belgeler olmak üzere, keza davacının dava dilekçesinde hiç bahsetmediği ancak aynı şekilde "teminat" diye aldığı Gölbaşı Tapu Müdürlüğü’nün ... Ada ... parsel üzerindeki 08.10.2019 tarihli ... yevmiye sayılı 3.800.000,00 TL bedelli ipoteği, yine teminat diye aldığı ... Bankası Anafartalar Şubesi‘nin 31.10.2019 vadeli 600.000 TL bedelli ... çek no’lu (bedelsiz ve geçersiz) tacir çeki ve belirtilmeyen süreçte davalıdan aldığı edindiği yada buna çabaladığı diğer menfaat evrak ve şeyler;hepsi en baştan itibaren hukuken geçersiz, hükümsüz , mut- lak butlanla batıl ve yok hükmünde, ayriyeten gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, hiç birinin müvekkilini bağlamadığını, Davacı şirketin en baştan itibaren müvekkilinden aynı zamanda suç teşkil eden haksız fazla menfaatler edinmek için planlı, sistemik ve maksatlı şekilde hareket ettiğini , hukuka aykırı amaç ve eylemlerini gizlemek için müvekkili ve grup şirketlerinin personeli üzerinde güven algısı oluşturduğunu, davalı şirketin o sıralardaki aşırı mali sıkıntıları ve deneyimsizliklerinden yararlanmak suretiyle, yukarıda belirtilen tüm belge ve menfaatleri kendi lehlerine imzalattırdıklarını ve edin- diklerini, - Davacının işbu dava dilekçesinde bahsettiği ve "EK 1" diye numaralandırdığı sözde 22.08.2019 tarihli "Ticari Ortaklık Taahhüt Sözleşmesi" başlıklı metni gerçekte 13.09.2019 tarihli olup davacı tarafından 22.08.2019 tarihi yazıldığını, - Davalıdan henüz doğmamış ancak ileride doğabilecek alacaklarının teminatı olması için daha en başta davalıdan aynı grup firması olan ... AŞ firması üzerinden aldığı Çay yolundaki Ankara Çankaya Tapu Müdürlüğü’nün ... Ada ... parseli üzerindeki 18.09.2019 tarihli ... yevmiyeli sayılı 8.500.000,00 TL bedelli 1.derece üst limit teminat ipoteğini ve Gölbaşı Tapu Müdür- lüğü’nün ... Ada ... parsel üzerindeki 08.10.2019 tarihli ... yevmiye sayılı 3.800.000,00 TL bedelli teminat ipoteğini imzalattırdıklarını, - Davalının ... İhale kayıt numaralı ihaleyi girip kazanması ve İdareyle (Sağ- lık bakanılğı) ile ihale sözleşmesini imzalamasından sonra, davalının ve gösterdiği davalı adına bir- likte hareket ettiği (... adlı) kişinin Ankara ofisine gelip adeta yoğun baskı ısrarla türlü ilave vaadleriyle ve yine aynı şekilde teminat amacıyla 48.000.000 TL gibi fahiş yüksek ve doğacak ihale hakedişinin tamamı olan bedel üzerinden 20.11.2019 tarihli alacak temliki sözleşmesi başlıklı metini imzalattırdıklarını ve Bakanlığa verdirttiklerini, Davalının gerçekte davacıdan böyle bir bir mal ve hizmet alım siparişi verilmediğini, her hangi bir satım alma ve teslim işlemi yapılmadığını, davalı şirketin böyle ve fahiş meblağlarda bu mal ve hizmet ihtiyacı da yokken ve finansal darboğaz içinde iken ne olduğu belirsiz çay kahve kutuları tükenmez kalem vs gibi davalı şirketle ilgisiz sözde mal ve hizmetleri satıl almasının mümkün olmadığını, müvekkilinin haksız şekilde borçlandırılmak istendiğini, Bundan başka davalıdan aynı şekilde teminat diye en başta aldıkları ... Bankası Anafartalar Şubesi‘nin 31.10.2019 vadeli 600.000 TL bedelli ... çek no’lu (bedelsiz ve geçersiz) tacir çekini imzalattırıp aldıklarını, Tüm bunlara bakıldığında 20.11.2019 tarihinde teminat diye imzalattırdıkları temlik yazısı itibarıyle; davacının uhdesinde güya teminat olarak 8.500.000 TL ipotek+3.800.000 TL ipotek +600.000 TL çek + 48.000.000 TL temlik olmak üzere toplam 60.900.000 TL meblağında evrak ve menfaat bulunduğunu, bunun karşılığında gerçek bir alacak olmadığını üstelik bu 60.900.000 TL meb- lağa bir de yukarıda belirtilen 4.469.924-TL'lik 3 adet sözde fatura bedeli eklenirse meblağın toplam 65.369.924 TL gibi daha fahiş bir bedele ulaştığını,üstelik bu meblağa cezai şart rakamlarının dahil olmadığını, Sözleşme geçersiz olduğu gibi sözleşmede yer alan cezai şart düzenlemesinin de geçersiz ve hukuka aykırı olduğunu, Davacının böyle fahiş yüksek meblağlarda ne danışmanlığı olduğu bile bilinmeyen bir konuda güya bir danışmanlık vermiş olmasının mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, BA formlarının da, içeriğindeki mal yada hizmetlerin müvekkiline teslim edilip edil- memiş olmasından, mal ve hizmet tesliminden önce ve teslim olmaksızın erken kesilen fatura olma- sından, taraflar arasında alacak-verecek ilişkisinden ödenip ödenmemesinden tamamen ayrı ve bağım- sız bir vergisel ve vergi idaresine karşı bir form olup, BA formu ile sadece davacı tarafından gönde- rilen bu faturaların müvekkiline geldiğine ve ilgili kayıtlarına alındığının vergi idaresine bildirilme- sine dair olduğunu,fatura konusu malların gelip gelmediğine sipariş edilip edilmediğine ödenip öden- mediğine faturanın hangi hesaba ne şekilde kayıt edildiğine vs verilen bir form olmadığını, BS formu ise fatura düzenleyicisi durumundaki vergi mükellefleri tarafından vergi idaresine verildiğini , dava- cının BS formu verip vermediğinin müvekkilini ilgilendirmediğini ve delil olarak kabul edileme- yeceğini,davalı muhasebesinin veya davalı temsilcisi dışındaki başka birinin davalıyı borçlandıracak taahhüt altına sokacak herhangi bir belge mutabakat teyit vs oluşturamayacağını ve geçerli olma- yacağını, Netice itibariyle , icra takibine konu borcun dayanağının bulunmadığını, takibin haksız itirazın yerinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk derece Mahkemesi'nce:" taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, bu iliş- kinin feshedildiği, feshe rağmen tasfiye talep edilmeden, doğrudan iç ilişkiye dair icra takibi ile alacak talep edildiği, tasfiye yapılmadan münferit alacak tahsilinin mümkün olmadığı, eldeki dava bir itirazın iptali davası olarak dermeyan edildiğinden, takip talebinin dışına çıkılarak eldeki davanın mahkemece resen tasfiye davası olarak görülmesinin mümkün olmadığı" gerekçesi ile " DAVANIN USULDEN REDDİNE" karar vermek gerekmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararında taraflar arasında bir ortaklık olduğu ve bu ortaklığın tasfiye edilmediği sonucuna varılmış ve "siz ortaksızınız "denilerek dava reddedilmiş ise de, davalının 22 sayfadan ibaret cevap dilekçesinde taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğuna dair hiç bir kabul,itiraz ve beyanının bulunmadığını,taraflarca ileri sürülmeyen bir hususun ret gerekçesi yapıldığını, Davalı aleyhine başlatılan icra takibinin sözleşme kapsamında davalıya gönderilen nakit bedeller ile teminat mektupları için bankaya ödenen bedellerin toplamı, sözleşmede kararlaş- tırılan cezai şart ve davalıya kesilen faturalara dayandığını, davalıya satılan ürünler ve verilen hizmete ilişkin faturaların sözleşme ve sözleşmenin konusu olmadığını, yani sözleşme kapsamında kesil- miş faturalar olmadığını, bu hususun sözleşmenin 3.11. maddesinde "...bu kapsamda ... tarafından yapılan satış ve verilen hizmetler aynı cari üzerinden yürütülse de 3.7., 3.5 ve 3.10 maddeleri haricinde bu sözleşme hükümlerinden bağımsızdır" denilmek suretiyle düzenlendiğini, nitekim dosyadan alınan her üç raporda da faturaya dayalı bu alacakların ayrıca değerlendirildiğini, taraflar arasındaki sözleşme adi ortaklık olarak değerlendirilse dahi, sözleşme ile hiç bir alakası olmayan bu alacakların - tıpkı bilirkişi raporlarında yapıldığı gibi -ayrı değerlendirilmesi ve ayrı karar verilmesinin gerektiğini, hal böyle iken mahkemece sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiğini, Taraflar arasındaki sözleşmenin başlığı "Ticari Ortaklık Taahhüt Sözleşmesi" olup her iki tarafın hukukçuları tarafından hazırlanıp onaylanan sözleşmenin başlığının "Ortaklık Taahhüt" değil doğrudan "Ortaklık Sözleşmesi" olacağını, nitekim sözleşmenin içeriğindeki tüm maddelerde de gele- cekte açılacak ihaleye birlikte girileceği ve ortaklık yapılacağı, mevcut ve yakın tarihli olan ihaleye ise davalının tek başına gireceği ve yürüteceğinin yazılı olduğunu, bu hususun yoruma dahi yer bırak- mayacak şekilde açık ve net olduğunu, Sözleşmenin 3.1. maddesi; "AC Arge 04.10.2019 tarihli ihaleye kendi nam ve hesabına hareketle tek başına gireceğini, uhdesinde kalması durumunda tek başına yürütüp sonuçlandıracağını, ... şimdiden kabul ve taahhüt etmiştir." şeklinde olup bu maddenin iyi niyetle okunması halinde, her hangi bir ortaklığın olmadığı, ihaleye davalının tek başına gireceği, ihaleyi alması halinde de tek başına yürütüp sonuçlandıracağı anlamından başkaca bir anlam çıkartılamayacağını, Sözleşmenin 3.7. maddesi "04.10.2019 tarihli ihalenin ... tarafından alınması halinde ... ilk hak edişten itibaren öncelikle ...' den aldığı nakdi bedeli ödeyeceğini... peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklinde olduğunu, şayet sözleşme ortaklık sözleşmesi olsa mantıken ve hukuken ortaklığın ne şekilde tasfiye edileceği, karın ne şekilde dağıtılacağı ve kimin ne kadar para koyacağının yazıl- masının gerekeceğini, sözleşmede karın dağıtımına ve tasfiyeye ilişkin hiç bir hüküm bulunmadığını, buna karşın ihalenin davalıda kalması halinde davalının ilk hak edişten ... den aldığı nakit bedelleri ödeyeceğinin yazıldığını, nitekim davalı da ilk hak edişi aldığında müvekkilinden değişik zamanlarda 17 kerede aldığı paraların 9 adedini 30.12.2019 tarihinde aynı gün ve aynı saatte müvekkiline iade ettiğini, Dosyada mübrez iade dekontlarında da görüleceği üzere her bir aldığı borca karşılık birebir ödemeler yaptığını, açıklama kısmında ortaklık payı ya da buna benzer bir ifade bulunmadığını, ör- neğin 13.11.2019 da almış olduğu 396.624,59 TL lik borcuna karşılık 396.624,59 TL bedelli , 21.10.2019 da aldığı 767.028,71TL lik borcuna karşılık 767.028,71-TL bedelli havale yaptığını, gönderilen 9 adet havalenin tamamının alınan borcun iadesi şeklinde olduğunu, sadece bu husus bile ortada bir ortaklık olmadığını, borç alınan paraların sözleşme kapsamında iade edildiğini gösterdiğini , aksini düşünmenin mümkün olmadığını, Diğer yandan sözleşmenin 3.9. Maddesi "Ocak 2020 de açılacağı söylenen ihale ve 04.10. 2019 tarihinden sonra açılacak, iş bitirme belgesi aranan tüm ihalelere nasıl girileceği ve kar oranları ayrıca kararlaştırılıp hüküm altına alınacaktır" şeklinde düzenlenmiş olup bu madde hükmüne göre sözleş- menin ortaklık sözleşmesi değil, ama bu sözleşme kapsamında ileride ortaklık yapılırsa ihalelere ne şekilde girileceği ve karın ne şekilde dağıtılacağının ayrıca düzenleneceğini, 04.10.2019 tarihinin, müvekkilin nakdi ve gayri nakdi destek verdiği ihalenin tarihi olduğunu, madde metninde -04.10.2019 tarihinden sonra açılacak, iş bitirme belgesi aranan ihaleler" iba- resinin 04.10.2019 tarihli ihaleden sonra ortaklık yapılacağını belirtmek için yazıldığını, Ocak 2020 denmesinin ise asıl ortaklık taahhüt edilen ihale olmasından kaynaklandığını, kaldı ki bu ihalenin açıldığını ve yaklaşık 27 milyon Euro değerindeki bu ihaleye davalının - sözleşmeye aykırı olarak- başka bir firma ile ortak girdiğini, Dava konusu hakkında hukuki nitelendirme hiç şüphesiz mahkemeye ait ise de, bu değerlendirme yapılırken tarafların gerçek iradesinin göz ardı edilemeyeceğini, somut olayda taraflar arasında bir adi ortaklığın olmadığı son derece net olmasına rağmen mahkemece adi ortaklığın var olduğunun kabul edildiğini, Dosyadan üç adet heyet raporu alındığını, talimatla Ankara Asliye Ticaret Mahkeme- sinden alınan ilk raporda taraflar arasında Adi Ortaklık sözleşmesi olabileceğinin belirtildiğini, hal- buki bu tarihe kadar davalının adi ortaklık konusunda bir iddiasının bulunmadığını, bilirkişilerin yanlı olduğunu gönderilen nakit bedelleri dahi rapora yazmaktan imtina ettiklerini, inceleme tarihi itiba- riyle henüz yapılmamış olan, inceleme tarihinden sonra da üçüncü şahıs tarafından yapılan ödemeleri sanki yapılmış gibi, rapora geçtiklerini ,bilirkişilerin kendilerince şikayet edildiğini ve uyarı cezası aldıklarını, ilk raporun uyuşmazlığı aydınlatmaktan uzak olduğu gerekçesi ile yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulduğunu, yeni heyetin alacağın haklılığını ortaya koyduğunu, bu rapordan sonra davalı tarafın parasını ödeyerek mütalaa satın aldığını, İDM'nin mütalaa ile heyet raporu arasında çelişki oldu- ğundan bahisle yeni bir heyet oluşturarak dosyayı bilirkişiye verdiğini, yeni heyetin mütalaadaki tes- pitlere tek tek cevap vererek rapor düzenlediğini , öyle ki işlemiş faiz talebindeki aylık % 5 lik faizin sadece faturalara ilişkin olduğunu, diğer alacaklara ilişkin talep edilen % 5 lik faizin istenemeye- ceğini belirterek işlemiş faiz yönünden bir kısım talepleri düşürerek asıl alacak konusundaki alacakları davalı kayıtlarına göre tespit ettiğini, asıl alacağa ilişkin taleple bilirkişi tespitinin birebir aynı oldu- ğunu, sözleşmedeki düzenlemeye göre taraflar arasında adi ortaklık olmadığını "...davacının ileride gerçekleşecek ortaklık kapsamında müstakbel ortağına finansman desteği sağladığı anlaşılmıştır" demek sure- tiyle tespit ettiğini ,bu tespitin sözleşmeye uygun olduğunu, ancak mahkemenin kendi tayin ettiği bilirkişinin raporuna göre değil, davalının parayla satın aldığı ve yukarıda yer verilen sözleşmedeki net ifadelerin aksini söyleyen mütalaaya göre karar verdiğini, İstanbul 10. ATM, dosyada karar verecekken davalı taraf müvekkil tarafından kesilen ve BA/BS formlarıyla vergi dairesine bildirdiği, KDV indirimine konu yaptığı, mutabakatlarda kabul ettiği faturaların sahte olduğu yönünde itirazda bulunduğunu,mahkemenin bu itirazı da Vergi Dairesi'ne sormaya karar verdiğini, başka bir ifadeyle faturalar yönünden esasa yönelik inceleme başlattığını, Vergi Dairesi sahtecilik ihbarı ya da incelemesi olmadığını ,ancak yazıdan sonra inceleme yapılacağını bildirdiğini, yani esasa yönelik incelemenin sonuca bağlanmadığını, Normal olarak incelemenin sonucunu beklemesi gerekir diye düşünürken İDM 'nin davayı usulden reddettiğini, iki duruşma arasında yaklaşık 1,5 ay zaman olup 1,5 ay önce esasa yöne- lik itiraz konusunda ara karar oluşturan heyetin hangi saikle esasa yönelik bu incelemeden vazgeçtiği konusunda bir gerekçe açıklanmadığını Neresinden bakılırsa bakılsın kararın son derece hatalı, usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine 16.865.194,09 TL asıl alacak, 2.000.000 TL cezai şart, 691.723,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.556.917,87 TL alacağın tahsili talebiyle 05.02.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlunun vekili aracılığıyla ibraz ettiği 13.02.2020 tarihli dilekçesinde ;" takip alacaklısı olarak görünen şirkete her hangi bir borcunun bulunmadığı"ndan bahisle asıl alacağa, faize , borcun sebebi ile tüm ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildi- ğinden itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Takip talebinde 2.000.000,00 TL cezai şart, 16.865.194,09 TL ise cari hesaplar bakiyesi olarak açıklanmış, borcun dayanağı olarak her hangi bir belge sunulmamıştır. Davacı dava dilekçesinde borcun ispatı noktasında; 22.08.2019 tarihli Ticari Ortaklık Taahhüt Sözleşmesi , İpotek Belgesi , 20.11.2019 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi, Davalı şirket tarafından Sağlık Bakanlığı'na verilen 20.11.2019 T., ... sayılı yazı, Sağlık Bakanlığı'nın davacıya verdiği ... sayı ve l7.02.2020 tarihli, davalının hak edişlerin kendi hesabına yatırılmasını talep ettiğini bildirir yazısı, değişik tarihlerde ve en sonuncusu 03.12.2019 tarihinde imzalanmış ve davalı şirketin 22.398.213,80-TL borçlu olduğunu kabul ettiği hesap mutabakat formu , davalı şirket tarafından gönderilen BA/BS mutabakat formları , 07.01.2020 tarihli, sözleşmede yazılan kişilere gönderilen (İHTAR) mail, davalı tarafından davacıya gönderilen Ankara ... Noterliği'nin 30.01.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ve ekli iadeye konu 9 adet fatura, Beyoğlu ... Noterliği'nin 04.02.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı. (Ankara .... Noterliği'nin ihtarına cevap, iade talebinin reddi ve fatura iadesine ilişkin) , Beyoğlu ... Noterliğinin 21.02.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ( Ankara ... Noterliğinin ihtarına cevap) ,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/66282 soruşturma numaralı dosyası , İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... ayılı İcra dosyası, Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Es. sayılı dosyası, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/150 E. sayılı dosyalarına dayanmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, bu ilişkinin feshedildiği, feshe rağmen tasfiye talep edilmediği, tasfiye yapılmadan iç ilişkide alacağın tahsil edilemeyeceği , davanın itirazın iptali davası olarak açıdığı, takip talebinin dışına çıkılarak re'sen tasfiye davası olarak görülemeyeceği " gerekçesi ile USULDEN RED kararı verilmiştir. Ancak "adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca eriş- mek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir.Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuş- ması gerekir (TBK md 2/1).Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna bir- likte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşul- ması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşma- mış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır. Türk Borçlar Kanunu'nun 620 . maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" deni- lerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir söz- leşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri de yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir. Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez.Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy). Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır. Taraflar arasında akdedilen 22.08.2019 tarihli "Ticari Ortaklık Taahhüt Sözleşmesi"nin tetkikinde; Madde 2- Konu ... üretimi konusunda iş bitirme belgeleri olan ve sektörün bilinen, tecrübeli ve güçlü firmalarından biridir. ... ise reklamcılık ve organizasyon alanında sektörün önemli firmalarından biridir. Bu iki firma, eşit hisseli olarak kuracakları şirket veya kendi unvanları altında oluşturacakları iş ortaklığı gibi belirleyecekleri şekillerde, bilgi ve birikimlerini birleştirerek ortak ambulans işi yapmak gerek kamu ve gerekse özel şirketler nezdinde açılacak ambulans ihalelerine girmek konusunda prensipte anlaşmaya varmışlardır. Bu sözleşmenin konusu bu prensip anlaşmasının ve öncelikle kısa vadede Sağlık Bakanlığı'nın açtığı, 04.10.2019 tarihinde yapılacak ... İKN sayılı 125 Adet Ambulans Alımı ve açılacak ... (... Adet Ambulans ön görülmektedir.) Ambulans ihalesine ilişkin işbirliğinin genel çerçevelerinin belirlenmesidir. Madde 3- Genel Hükümler 3.1.Sağlık Bakanlığı, 04.10.2019 tarihinde ... İKN sayılı 125 araçlık ambulans alım ihalesi açmıştır. Ayrıca ... (... (... Adet Ambulans öngörülmektedir) ikinci bir ambulans ihalesi açılabileceğini beyan etmektedir. Taraflar bu iki ihale bakımından işbu sözleşmenin yukarıda 2'nci maddesi çerçevesinde hareket etme konusunda prensipte anlaşmışlardır. Ancak 04.10.2019 tarihli ... İKN sayılı ihale yakın olması ve tarafların belirlemelerinin ve prosedürlerinin tamamlanması yakın olacağından ... firmasının 04.10.2019 tarihli bu ihaleye kendi nam ve hesabına hareketle tek başına gireceğini ve uhdesinde kalması durumunda tek başına yürütüp sonuçlandıracağını, ... şimdiden kabul ve muvafakat etmiştir. 3.2. ... ortaklık taahhüdü kapsamında, 04.10.2019 tarihli ... İKK sayılı ihalenin ... tarafından alınması ve alındıktan sonra ihale yükümlülüklerini yerine getirmek konusunda ...'ye, ihtiyaç duyduğu nakdi ve gayri nakdi finansman desteğini sağlamayı taahhüt etmiştir. 3.3....'nin 04.10.2019 tarihli ... İKN ihalesi için sağlamayı kabul ve taahhüt ettiği maksimum finansman desteği: 18.500.000-TL nakdi ve 19.400.000-TL lik (veya döviz karşılığı) gayri nakdi olmak üzere 37.900.000-TL. dır. ...'nin yapacağı finansman desteğinin ödeme dönem ve miktarları sözleşmeye ekli protokol ile belirlenmiştir. ... ihtiyaca göre yukarıda belirtilen limitleri aşmamak ve yazılı olarak talep etmek koşuluyla ekli protokolde değişiklik talep edebilecektir. 3.4.Gönderilecek tüm bedeller resmi olarak gönderilecektir. 3.5. ... göndermiş olduğu bu bedeller için. ... tarafından sözleşmeye aykırı hareket edilmedikçe ve sözleşme yürürlükte kaldığı sürece faiz ya da kur farkı talep etmeyecektir. 3.6. ..., 04.10.2019 tarihli ... İKN sayılı ihale için ...'den alacağı nakdi ve gayri nakdi ödemelerin teminatını teşkil etmek üzere kendi adına kayıtlı ...Cad. No:... Adresinde mukim ... Ada ... Parsel Beysukent Çankaya ANKARA taşınmaz üzerinde ... lehine 8.500.000-TL ipotek koyduracaktır. ..., ipoteğin koyulduğu tarih itibariyle taşınmaz üzerinde başka bir ipotek olduğunu beyan ettiğinden. ... lehine ipotek konulduktan sonra 5 gün içinde (tapu idaresinden ötürü olabilecek gecikmeler, ...'den kaynaklı olmayan elde olmayan gecikme durumları hariç) önceki ipoteği kaldırılacağını ve konulan ipoteğin 1. Sıraya alınacağını ... taahhüt etmiştir. İpotek konulduktan sonra 5 gün içinde ipoteğin 1.sıraya alınmaması ve ...'nin bunu sağlamamış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Bu ipoteğe konu aynı borç, bu sözleşmenin aşağıdaki 3.7'inci maddesine göre ...'ye teminaten verilen temliğin de kapsamında olacağından, temliğin ardından bu ipotek teminatı mükerrer teminat sayılır ve yazılı olarak istendiğinde kaldırılacaktır. 3.7. 04.10.2019 tarihli ihalenin ... tarafından alınması halinde ... ilk hakedişten itibaren öncelikli olarak ...' den aldığı nakdi bedeli ödeyeceğini ve 04.10.2019 tarihli ... İKN hak ediş alacağının ...' den alacağı yukarıda 3.3. maddesindeki nakdi ve gayri nakdi tutarlar ile aşağıdaki 3.10. maddesindeki tutarın toplamı kadarını ...'ye teminaten temlik edeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder. ..., bu temliki 04.10.2019 tarihli ... İKN ihalesi için İdare ile sözleşmeyi imzaladıktan sonra verecektir. Aksi durum sözleşmeye aykırılık teşkil eder. 3.8. ..., (... Adet Ambulans ön görülmektedir.) yeniden ambulans ihalesi açılabileceği duyumunu ifade etmiştir. ..., açılacak olan bu ve başkaca özel veya kamu ambulans ihalelerine, sözleşmenin 3.1. maddesi çerçevesinde, tek başına girmemeyi, ... ile ortak girmeyi taahhüt eder. İş bitirme belgesi aranmayacak ambulans ihalelerine tarafların eşit hissedar oldukları yeni kurulacak şirket ile girmeyi tercih edeceklerini taraflar taahhüt eder. İş bitirme belgesi aranan ambulans ihalelere ise iş ortaklığı olarak girilecektir. Ankara merkezli yeni şirketin kuruluş işlemleri, tarafların bu şirkete dair usul ve esasları belirlemesinin ardından, en geç 2019 yılı sonuna kadar ... tarafından yapılacaktır. Şirket kuruluşu ile ilgili gerekli belgeler ve maliyetler yazılı olarak ... den talep edilecektir. ...' nin 2019 yılı sonuna kadar kurulması konusunda prensip anlaşmasına varılan şirketin kuruluş işlemlerini geciktirmesi veya kuruluşla ilgili işlemlere başlamaması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. 3.9.Ocak 2020' de açılacağı söylenen ihale ve 04.10.2019 tarihinden sonra açılacak, iş bitirme belgesi aranan tüm ihalelere nasıl girileceği ve kar oranları ayrıca kararlaştırılıp hüküm altına alınacaktır. 3.10. Bu sözleşmenin imzasından sonra 3.10.1 ...'nin iş bu sözleşmeye aykırı davranması, sözleşmedeki taahhütleri yerine getirmemesi, 3.10.2. Asgari 500 adet ambulanslık ... ihalesinin Ocak 2020 sonuna kadar açılmaması. 3.10.3. ...' nin ... ile ortaklık yapmaksızın yukarıda belirtilen ihaleye girmesi, 3.10.4. İhaleye girildiği halde bu ihalenin kazanılmaması halinde ..., 3.10.5 taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi ve veya cayması halinde, O tarihe kadar ...ye ekli protokol kapsamında sağlanan nakdi ve gayri nakdi finans- manların tamamını, 3.11 maddesinden kaynaklı doğacak alacaklarını ve sözleşmenin feshinden dolayı ...'nin katlanmak durumunda kaldığı kalacağı dolaylı dolaysız her tür maliyet, gider, faiz,bankacılık masraf ve işlemleri, kar kaybı, kar zarar payı gibi mevcut muhtemel bilcümle alacak müspet menfi zarar ziyan ve kayıp- larına karşılık olarak en az 2.000.000-TL - en çok 3.000,000-TL net (3.025.640-TL KDV dahil brüt. 4.538.460- TL KDV dahil brüt) ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. 3.11.Bu sözleşmenin imzasından itibaren, karşılıklı iş birliği ve dayanışma çerçevesinde ... ve grup şirketleri, ihtiyaç duyduğu tüm danışmanlık, reklam ve promosyon ürünlerini ...'den almayı kabul ve taahhüt eder. Bu kapsamda ... tarafından yapılan satış ve verilen hizmetler aynı cari üzerinden yürütülse de 3.7., 3.5 ve 3.10 maddeleri haricinde bu sözleşme hükümlerinden bağımsızdır. Sözleşmenin feshi halinde veya temlik verilmemesi halinde fatura bedellerinin fesih tarihinden itibaren aylık % 5 temerrüt faizi ödemeyi ... peşinen kabul ve taahhüt eder. İşbu madde kapsamında ...' nin doğmuş doğacak alacakları ... tarafından fatura edilmemiş olsa bile, ...' ye 04.10.2019 tarihli ... İKN sayılı ihaleden dolayı idareden alınacak ilk hakedişten itibaren öncelikle ödenecektir. 4-SON HÜKÜMLER: 4.1.Sözleşmenin yürütülmesi ve devamı süresince ... adına Av. ..., ... ...com., SMMM ... ... ...com.tr., ... İstanbul Mali İşler ve Muhasebe Sorumlusu SMMM ... ... ...@...com görevlidir. ... adına ... ... (Finanstan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi) ... ... (SMMM ) (yönetim ...com.tr: ...com.tr: ankara muhasebe hotmail. com) görevlidir. 4.2.Sözleşmenin yürütülmesi ile ilgili tüm bildirimler yukarıda yazılan mail adreslerine yapılacak ve şirket yetkililerinin mail adreslerine de aynı mailde bilgi verilecektir. Bu şekilde yapılan bildirimlerin tamamı ihtar yerine geçer ve ayrıca ihtar çekmeye gerek yoktur. 4.3.Taraflar istedikleri zaman sözleşmenin bir kısmı veya tamamı üzerinde mutabık kalmak suretiyle değişiklik yapabilirler. Yine 3.000.000,00-TL cezai şartı peşin olarak ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilirler. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle fesih halinde noterden ihtar çekileceği gibi ilgili mail adreslerine yapılacak yazışmalar da ihbar yerine geçer ve yeterlidir. 4.5. İş bu sözleşme 22.09.2019 tarihinde imzalanmış ve imza ile birlikte yürürlüğe girmiştir." şeklinde hükümler içerdiği görülmüştür. Söz konusu taahhütname, adi ortaklığın yukarıda belirtilen "kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı" unsurlarını içeren bir sözleşme değil, ileride oluşturulacak ortaklığa ilişkin bir taahhüt ,işbirliği vs vasfındadır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığa adi ortaklık hükümlerinin uygulanması mümkün olma- yıp dava ve takip konusu alacak iddiasının söz konusu taahhütname ve dosyada mübrez diğer deliller ışığında değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken , hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde usulden red kararı verilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacının vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/01/2025