T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1824
KARAR NO: 2026/1964
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 18/05/2026
NUMARASI: 2026/472 Esas
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 08.05.2026 tarihli dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 02.03.2020 tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi, Ek Protokol ve 28.05.2025 tarihli Tutanak uyarınca davalının sözleşmesel edimlerini yerine getirmede temerrüte düştüğünün tespiti ile davaya konu taşınmazların tapu iptali ve müvekkili adına tescili, cezai şart ve zararların tazmini ile davaya konu (İstanbul, Üsküdar, ..., ... Ada ... Parsel E Blok 10, E Blok 7, ... Ada ... C Blok 8, C Blok 9, ... Ada ... A Blok 9) tapu kayıtlarının üzerine tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme; "Somut olayda, dava dosyasının henüz layihalar aşamasında olduğu, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin dosyanın bulunduğu aşamada henüz toplanmamış olduğu, davacı tarafça Mahkememiz dosyasına ibraz edilen ek protokolde ... A.Ş.'ye devredilecek varlıklar olarak ... Ada ... Parsel E Blok 10, E Blok 7, ... Ada ... C Blok 8, C Blok 9, ... Ada ... A Blok 9 nolu bölümlerin belirtildiği, ancak işbu davada anılan şirketin taraf sıfatının bulunmadığı, Valilik izninin ... A.Ş. tarafından alındığı, her ne kadar dava dilekçesinde davacının anılan şirketin kurucusu olduğu belirtilmişse de bu hususa ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmış, yine taraflar arasındaki iş ortaklığı sözleşmesinin 6.maddesinde davalı adına tescili yapılacak tapuların %50'sinin davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı ve bu maddenin sonunda "(sadece bir kez)" ifadesinin yer aldığı, bu şartın İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ..., 253 , ... , 255 , ... Parsellerde davalı .... Ltd. Şti. adına kayıtlı tüm taşınmazlar üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin, satışının, üzerlerinde ayni hak tesis edilmesinin ve her türlü cebri icra yoluyla satışının önlenmesi amacıyla tedbir kararı verilmesi talebi yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği hususu dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında tespit edilememiş olmakla ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Talep edenin uyuşmazlık konusunda haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve bu uyuşmazlığa dair haklılığın talep eden tarafça yaklaşık olarak ispat edilemediği, dosya kapsamı itibariyle davanın esası yönünden haklılık durumunu yaklaşık olarak gösteren delillerin bu aşamada dosyada bulunmadığı değerlendirilmiş, yargılamanın ilerleyen aşamalarında delillerin toplanmasından sonra ihtiyati tedbir karar verilmesi gerektiren bir durum olması halinde talep edilmesi halinde yeniden inceleme yapılabileceği" gerekçesi ile;
"1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,
2-İş bu ara kararın taraflara tebliğine" dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere 18/05/2026 tarihinde karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki ve müvekkilinin edimlerini eksiksiz ifası müvekkili ... ile davalı...Ltd. Şti. arasında, İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan "... ..." projesinin geliştirilmesi ve inşası amacıyla 02.03.2020 tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi akdedildiği,sözleşme uyarınca müvekkili, projenin finansmanını üstlenen "Yatırımcı Ortak", davalı ise projenin teknik ve idari süreçlerini yürüten "Yüklenici" sıfatıyla hareket ettiği, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm finansman yükümlülüklerini banka kayıtları ve ticari defterlerle sabit olduğu üzere fazlasıyla yerine getirdiği,dosya kapsamındaki banka ekstreleri, eft kayıtları ve sunulan dekontlardan da görüleceği üzere; müvekkili tarafından davalı şirkete ve proje hesaplarına aktarılan toplam bedelin 50.000.000 TL'nin (elli milyon Türk Lirası) üzerinde olduğu,davacının her halükarda davalı şirket hesaplarına aktardığı ödemelerin
15.11.2022 tarihinde 3.000.000,00 TL (EFT - ... İnş.),
16.11.2022 tarihinde 3.000.000,00 TL (EFT - ... İnş.),
14.11.2022 tarihinde 2.500.000,00 TL (EFT - ... Proje Bedeli),
17.11.2022 tarihinde 2.500.000,00 TL (EFT - ... İnşaat Ödemesi),
05.07.2021 tarihinde 3.250.000,00 TL (EFT),
25.05.2021 tarihinde 1.700.000,00 TL (EFT),
29.09.2021 tarihinde 1.950.000,00 TL (EFT),
9.12.2021 tarihinde 4.625.000,00 TL (EFT - ... İnşaat Ödemesi),
23.12.2020 tarihinde 1.000.000,00 TL (EFT)
20.03.2020 ve 27.03.2020 tarihlerinde toplam 3.000.000,00 TL (Havale - ... Taksitleri),
17.07.2020 tarihinde 1.500.000,00 TL (EFT) ve dökümü sunulan diğer milyonluk kalemler bulunduğu,
taraflar arasında imzalanan 20.10.2022 tarihli 2. Ek Protokol'ün 3. maddesinde davalı şirketin müvekkilinin projenin %50 inşaat maliyetini karşıladığını ve finansman edimini tamamladığını açıkça ikrar ve kabul ettiğini,davacının davaya konu İş ortaklığı sözleşmesi ile yatırımını finanse ettiği ve karşılığında mülkiyet hakkını beklediği taşınmazlar kapsamında davalı şirket hesaplarına aktardığı 50 milyon TL üzerinde bir kaynak aktarmış, bu alacağın ve tescil hakkının güvencesi kapsamında da tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasının "elzem" hale geldiğini,sunulu banka dekontları ile davalı şirket hesaplarına aktarılan büyük bir yatırımın, davalının temerrüdü karşısında güvencesiz bırakılmasının hukuk devletinin koruma mekanizmalarıyla bağdaşmadığını,mahkemenin belge eksikliği ve taraf sıfatına dair değerlendirmesinin hatalı olduğunu, itiraz dilekçesi ekinde (EK-1) sunulan 29.11.2024 tarihli ve 11217 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarından tereddüde mahal bırakmayacak şekilde görüleceği üzere; ... A.Ş.'nin tek pay sahibi (%100), tek kurucusu ve münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanının müvekkili ... olduğunu,şirketin kuruluş amacı, taraflar arasındaki projeden doğan tapu devirlerinin gerçekleştirilmesi, yabancıların mal edinme yasaları çerçevesinde gerekli araştırmaların yapılması ve projenin yönetimi olduğu, davacının tek sahibi olduğu bu şirket, projenin hukuki ve idari süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla kurulmuş olup, müvekkilinin şahsi hak sahipliği ile doğrudan illiyet bağı içerisinde olduğunu, mahkemenin bu hususu "belirsiz" veya "ispatsız" addetmesi, sunulan resmi sicil kayıtları karşısında açık bir maddi hata teşkil ettiğini,davalının temerrüdü ve 28.05.2025 tarihli tutanak ile sabit olan borç ikrarı
davalı şirket, projenin 24 ay içerisinde bitirilmesi ve tapuların teslim edilmesi edimlerini yerine getirmeyerek temerrüde düşmtüğünü, davalı yan, 28.05.2025 tarihli tutanak ile de borcunu ve mülkiyeti devretme yükümlülüğünü açıkça ikrar ettiğini,söz konusu tutanakta, dava konusu olan; İstanbul, üsküdar, ..., ... ada ... parsel e blok 10 ve e blok 7,... ada ... parsel c blok 8, c blok 9 ve 10 nolu dubleks,... ada ... parsel a blok 9 nolu dubleks ve diğer bağımsız bölümlerin müvekkilinin şirketine devredileceğinin taahhüt edildiğini, açık banka kayıtları, resmi sicil belgeleri ve yazılı borç ikrarlarının bulunduğu bir dosyada "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmediğinden bahsetmenin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,6100 sayılı HMK m. 389/1 uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."hükmü bulunduğunu,huzurdaki davanın taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğunu ve bu aşamada uyuşmazlık konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmaması durumunda, davalının bu taşınmazları iyi niyetli üçüncü kişilere devretme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu,taşınmazların devri halinde, müvekkilinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası konusuz kalacak ve mülkiyet hakkına kavuşmasının imkansız hale geleceğini belirterek ihtiyati tedbir kararı verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Davadaki talep ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesine ibraz olunan dilekçe "ihtiyati tedbir" talebine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesi'nce verilen "talebin reddi" kararı hakkında istinaf yoluna başvurulmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/21-1791Esas-2013/1676 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; gerek ihtiyati tedbir, gerekse de ihtiyati haciz hukukumuzda geçici hukuki korumalar olarak düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir ile ilgili olarak, HMK’nun 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğa- cağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenmekle ihtiyati tedbir açıklanmıştır.
Dosyaya sulan iş ortaklığı sözleşmesinde davacı yatırımcı,davalı taraf ise yüklenici konumunda bulunmakta olup ,söz konusu Çengelköyde belirilen alanda arsa sahipleri üçüncü şahıslarla arsa karşılığı inşaat sözleşmesinin dayanağını teşkil ettiği anlaşılmış,daha sonra taraflarla imzalan ek protokolün de sunulduğu görülmüştür.
Gerek iş ortaklığı sözleşmesi ve gerekse ek protokol davacı ve davalı arasında imzalanmıştır.
Davacı tarafça dosyaya sunulan ek protokolde ... A.Ş.'ye devredilecek varlıklar olarak ... Ada ... Parsel E Blok 10, E Blok 7, ... Ada ... C Blok 8, C Blok 9, ... Ada ... A Blok 9 nolu bölümlerin belirtildiği,davanın ise bu şirketin yetkilisi ve sahibi olduğu gerçek kişi tarafından açıldığı anlaşılmıştır.
Bu aşamada delillerin değerlendirilmesi ve talebin yargılamayı gerektirdiği gözetilerek davada henüz ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleşmediği görülmüştür.
Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/07/2026