T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1797
KARAR NO: 2026/1920
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/05/2026
NUMARASI: 2026/396 E
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 30/06/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin kullanımında olan ... yardımcı tesis numaralı "Gümüşyaka Mahallesi ... Sokak No:... Karşısı Silivri/İstanbul" adre- sinde 17.12.2025 tarihinde yapılan kontrolde, "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Madde 1/a fıkrasında yer alan ilgili kullanım yerinde ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz bir şekilde dağıtım sistemine müdahale ederek yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan elektrik enerjisi kullanıldığı"nın tespit edildiğini, karşı tarafın işbu tüketiminin, zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42/1-a maddesi kapsamında kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olması sebebiyle karşı taraf/borçlu adına ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, borçlunun işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden davalı adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 22.12.2024-17.12.2025 tarihleri arasında 360 gün x 31,02 kw x 0,6 x 9,6h =64323 kwh enerji tüketimi karşılığı 842.342,64-TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, fatura hesaplamasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında ve kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettirildiğini,tespit ve tahakkukta hata bulunmadığını, tanzim edilen işbu fatura neticesinde davalı/ borçlu şirket ve yetkilileri aleyhine fatura bedeli, işbu bedele işleyen gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek 908.416,00 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden takibe girişildiğini, itiraz nedeniyle takibin durduğunu ,tüzel kişi- nin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı TBK madde 41 ve TMK madde 50/3 uyarınca haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmasının gerektiğini, bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağını arabu- luculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyanla;
Öncelikle davalı/borçluların taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve ala- cakları üzerine İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,
Davalı/borçluların İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, Davalı/borçlular aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takipte ve davada müvekkillerinin adresi ve haksız fiilin işlendiği yer itibariyle Silivri İcra Daireleri ile Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu,davacı tarafın tüm iddialarının müvekkili şirketin dava konusu adreste fiilî kullanıcı olduğu varsayımına dayandığını, oysa tespit tarihi olan 17.12.2025 tarihinde müvekkil şirket tarafından dava konusu adreste herhangi bir faaliyet yürütülmediğini,söz konusu yapının henüz tamamlanmadığını, yaşamaya, ikamete veya ticari faaliyete elverişli olmadığını, elektrik enerjisi kullanımı gerektirecek herhangi bir ticari veya üretim faaliyetin bulunmadığını, davacı taraf, daha önce tahakkuk ettirilen ve ödenen fatura sonrasındaki dönemde kullanımın devam ettiğini iddia etmekteyse de bu iddianın ispatlanamadığını, müvekkilleri tarafından sunulacak fotoğraf ve video kayıtları,mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile dava konusu taşınmazın fiziki durumunun açıkça ortaya konulacağını, davacının 360 günlük kullanım süresi, 31,02 kw kurulu güç ve günlük 9,6 saat çalışma süresini esas alarak yaptığı hesaplamaların tamamen varsayımsal olduğunu, tespit tutanaklarının usule uygun tutulmadığını, tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceğini, tahakkukların denetlenebilir olmadığını, davacı tarafın, gerçek kişi davalıların bireysel kusurlarını ortaya koyabilecek herhangi bir delil sunamadığını, yalnızca şirket ortaklığı veya müdürlük sıfatına dayanarak gerçek kişi davalılar hakkında takip başlatması ve dava açmasının mümkün olmadığını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin veya vergi borçlarına ilişkin kanuni temsilci sorumluluğunun uygulama yerinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi'nce 11.05.2026 tarihinde davacı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli delil sunulmadığı, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesi ile İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde: dosyaya sundukları tutanak, fatura, tahakkuk vs deliller ışığında kaçak kullanımın kesinlik ölçüsünde ispatlandığını, alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir.
İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlular aleyhine icra takibine girişmiş, borçluların takibe itirazı üzerine takip durduğundan eldeki dava ile itirazın iptali talebinde bulunmuş, ayrıca alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.
Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır.
2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:
"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,
Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;
“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.
İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.
Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.
Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.
Dosya kapsamından;... çalışanları tarafından "Gümüşyaka Mahallesi ... Sokak No:... Karşısı Silivri/İstanbul" adresinde 17.12.2025 tarihinde yapılan kontrolde, "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Madde 1/a fıkrasında yer alan ilgili kullanım yerinde ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz bir şekilde dağıtım sistemine müdahale ederek yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan elektrik enerjisi kullanıldığı" tespit edilmekle borçlu şirket adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-a maddesi gereğince ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiği,
Bilahare bu tespite istinaden davalı şirket adına 29.12.2025 son ödeme tarihli 842.342,64-TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturası tahakkuk edildiği,
Faturanın sön edeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatılarak 842.342,64-TL asıl alacak + 55.061,13 TL gecikme zammı + 11.012,23 TL KDV'den ibaret toplam 908.416,00-TL alacağın tahsilinin talep edildiği,borçluların itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, davadan önce başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığı, itirazın iptali talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece celp olunan ... kayıtlarına göre davalı şirket "Yakuplu Mh. .... Bl. No: ... .../İSTANBUL" adresinde tescilli olup temsilcileri ... ve ...'dır. (İtiraz dilekçelerine ekli imza sirkülerindeki bilgiler de bu yöndedir.)
Davalı taraf , tutunak tarihi itibariyle bu mahalde bir faaliyetlerinin bulunmadığını, inşaat tamamlanmadığı için elektrik tüketimini gerektirir bir durumun da olmadığını savunmaktadır. Tespit anında davalı şirket veya temsilcisi hazır olmayıp tutanak yokluklarında düzenlenmiştir. Tutanak tarihinde davalı şirketin burada faaliyette bulunduğunu dair fotoğraf vs sunulmamıştır.
Dava konusu kaçak kullanım ve buna bağlı alacak yargılamaya muhtaç olup , yargıla- manın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispatın sağlanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf baş- vurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/06/2026