T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/273
KARAR NO : 2026/1280
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
NUMARASI : 2025/257 E - 2025/672 K
Birleşen İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/258 Esas sayılı sayılı dosyasında;
Birleşen İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/259 Esas sayılı sayılı dosyasında;
DAVALARIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında oluşturulan ... Adi Ortaklığı'nın işçisi ... tarafından T.C. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/566 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket ve davalı aleyhine işçilik alacağı talepli olarak alacak davası ikame edildiğini, dava sonucunda Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19/10/2023 tarih, 2023/380 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, akabinde işçi tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle, müvekkili şirket tarafından haciz tehdidi altında icra dosyasına ödeme yaptığını iddia ile müvekkili şirket tarafından Iğdır İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına 07/12/2023 tarihinde ödenen 7.939,56 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2025/258 ES. SAYILI DOSYADA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında oluşturulan ... Adi Ortaklığı'nın işçisi ... tarafından T.C. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/568 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket ve davalı aleyhine işçilik alacağı talepli olarak alacak davası ikame edildiğini, dava sonucunda Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19/10/2023 tarih, 2023/379 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, akabinde işçi tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle, müvekkili şirket tarafından haciz tehdidi altında icra dosyasına ödeme yaptığını iddia ile müvekkili şirket tarafından Iğdır İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına 07/12/2023 tarihinde ödenen 12.839,31 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2025/259 ES. SAYILI DOSYADA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında oluşturulan ... Adi Ortaklığı'nın işçisi ... tarafından T.C. Iğdır 1.İş Mahkemesinin 2024/71 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket ve davalı aleyhine işçilik alacağı talepli olarak alacak davası ikame edildiğini, dava sonucunda Iğdır 1. İş Mahkemesi’nin 03/12/2024 tarih, 2024/45 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, akabinde işçi tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle, müvekkili şirket tarafından haciz tehdidi altında icra dosyasına ödeme yaptığını iddia ile müvekkili şirket tarafından Iğdır İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına 04/02/2025 tarihinde ödenen 52.441,80 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davalara karşı cevap dilekçesinde özetle; öncelikle tarafların ve dava konusunun birebir aynı olduğu iş bu dava ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/130 esas sayılı dosyasının birleştirilmesini, davacı tarafın davalının şantiyeye girmesine engel olduğunu, davalının projeyi bitirmesini önlediğini ve taraflar arasında yapılan yazılı mutabakattan hiç bahsetmediğini, işin tamamlanması için 1100 gün süre verildiğini, işin yaklaşık %95'lik kısmının tamamlanmasından sonra projenin tamamlanması için verilen sürenin sona ermesine 1 yıl varken davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile projeyi tamamlanmasının ihtar edildiğini, ardından Üsküdar 17. Noterliği 12 Nisan 2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinden bir takım belgeler istenmiş, adi ortaklığı tasfiye etme yoluna gidileceğinin ihtar edildiğini, nitekim davacı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava da açtığını, adi ortaklığa bu davada davalı olarak talepleri üzerine kayyum heyeti atandığını, ancak davacı daha sonra işin geri kalan kısmını tamamlayabilmek için açtığı bu davadan feragat ettiğini, daha sonra yine davacı tarafından müvekkiline keşide edilen noter ihtarnamesi ile müvekkilinin yönetim yetkisini kaldırdığını bildirmiş, şantiyeyi ve projeyi kendisi sevk ve idare etmeye başladığını, ihtarnameden de anlaşılacağı üzere davalı müvekkilinin dava dışı işçilerin çıkış tarihinde şantiyeye giremediğini ve proje kapsamındaki tüm sevk, idare, iş ve işlemlerin davacı tarafından yapıldığından, müvekkilinin dava dışı işçiyi işten çıkartmadığını, davacı taraf kendi yönetiminde olan şantiyede çalışan işçiyi kendisi çıkartmış olmasına rağmen ödediği tazminat ve diğer alacakları müvekkilinden talep ettiğini, işçilerin işten çıkarılmasında müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkilinden talep edebileceği her hangi bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, dava tarihi itibariyle ortaklığın devam ettiği,protokol hükümleri kapsamında ödenen tutarın ancak tasfiye sonrasında talep edilebileceği, davacının ortaklık derdest iken rücuen tazminine ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile;
"Asıl ve birleşen davaların HMK m.114/1-h ve HMK m.115/2 hükmü uyarınca hukuki yarar dava şartı noksanlığı yönünden usulden REDDİNE" karar vermiştir.
Kararı asıl ve birleşen iki dava yönünden davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin adi ortaklık adına yapmış olduğu ödemeleri adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadan önce de talep edebileceği yerleşik yargıtay içtihatlarında açıkça izah edildiğini,mahkemece, huzurdaki dava müvekkili şirketin rücuen tazmine ilişkin ikame ettiği huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı kanaati ile reddedilmesinin hatalı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 627 hükmünde;“MADDE 627- Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar; bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler.Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir.Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir.”denilerek ortaklardan birinin ortaklık adına yapmış olduğu giderleri talep edebileceğinin kabul edildiğini,tasfiye öncesinde açılan davalar, adi ortaklığın tarafları arasında bir alacak davası olarak değerlendirilmiş ve alacağın tahsiline karar verilmesi gerektiğinin kabul edildiğini,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/11820 Esas, 2016/8161 Karar, 25.05.2016 tarihli kararında;“Tüm bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının dava dilekçesi ile davalının üzerine düşen sermaye katkısında bulunmadığı, ortaklığa alınması gereken mallar ile yapılması gereken masraflara da katkı sağlamadığı iddiası ile alacak talebinde bulunduğu, bu talebin TBK'nın 627.maddesine dayandığı ve fesih ve tasfiye istenmeden de böyle bir talepte bulunabileceği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; açılan davanın adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin bir dava olmadığı ortaklar arası alacak davası olduğu göz önünde bulundurularak, konusunda uzman bilirkişiden rapor almak suretiyle varsa davacının alacağının tahsiline karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.” denildiği,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/17908 Esas, 2018/4889 Karar, 09.05.2018 tarihli kararında;''Somut olayda; davacı şirket ile davalılardan ... . AŞ. arasında bir ortaklığının söz konusu olduğu hususunda tartışma yoktur. Davada, davacı ortak tarafından; ortaklık adına, diğer davalı şirketin banka hesabına yaptığını iddia ettiği bir ödemenin diğer ortak olan ... .AŞ.'nden tahsilini talep edilmektedir. Yukarıda bahsi geçen kanun hükmü uyarınca; ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortakların ona karşı sorumlu olacağı, bu doğrultuda davacı ortağın ortaklık adına yaptığını iddia ettiği ödemeyi ispat ettiği oranda davalıdan talep edebileceği açıktır. O halde, mahkemece; davacının aktif husumet ehliyeti olduğu göz önünde bulundurularak işin esasına girilip, yapılacak yargılama sonucu bir karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” denildiği, Özel Daire olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/17908’nin vermiş olduğu işbu karar, Hukuk Kurulu’nca da benimsendiği,Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2070 Esas, 2024/1814 Karar, 04.06.2024 tarihli kararında;“Temyiz olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, 6098 sayılı Kanun'un 627’nci maddesi uyarınca, ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortakların ona karşı sorumlu olacağı, davacının adi ortaklık için yaptığı harcamaları davalı ortaktan talep edebilme hakkı bulunmakla birlikte söz konusu talebin adi ortaklığın tasfiyesini gerektirmediği, gerek dava dilekçesi gerekse davanın tamamen ıslahına dair dilekçede de, "hiçbir şekilde adi ortaklık ilişkisini tasfiye anlamına gelmemekle birlikte" kaydıyla alacak talep edildiği, dava konusu bonoların ise, adi ortaklık dışında başka bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğinin davacı tarafından ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.” denildiğini,yerleşik yargı içtihatları uyarınca ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortakların ona karşı sorumlu olacağı, bu doğrultuda ödeme yapan ortağın ortaklık adına yaptığı ödemeyi adi ortaklık tasfiyesini beklemeden adi ortaklığın diğer tarafından talep edebileceğinin açık olduğu, tasfiye talebinde bulunulmadığı nazara alındığında huzurdaki davanın ikame edilmesinde müvekkili şirketin hukukî yararının bulunduğunu,adi ortaklık konusu iş tamamlanmış olup işin kesin kabulünün yapıldığını, 11.09.2025 tarihli tutanakta geçici kabulün 19.04.2021 tarihinde yapıldığı, 13.10.2023 tarihinde eksik işlerin geçici kabulünün yapıldığı, nihayet 30.05.2025 tarihinde ise işin kesin kabulünün yapıldığının belirtildiği, huzurdaki dava reddedilmiş olsa da adi ortaklık konusu işin kesin kabulünün yapıldığı, ekte sunulan Yargıtay kararlarında ise müvekkilinin huzurdaki davayı ikame etmesinde hukukî yararının bulunduğunun açıkça belirtildiği nazara alınarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen dosyalar yönünden huzurdaki davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde,davacı istinafının reddini talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava,davacının ödediği işçilik alacağının asıl ve birleşen davalar yönünden davalıdan rücuan tahsili talebine ilişkindir.
Davacı ile davalının adi ortaklık sözleşmesi gereği ortak olduğu,asıl ve birleşen davaya konu işçilik alacağına esas söz konusu işçilerin adi ortaklık işçisi olduğu,bu işçilerin işten çıkarılması nedeniyle mahkeme kararı ile alacağın icra marifetiyle davacı tarafça ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik dava açıldığı, görevsizlik kararından sonra İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce adi ortaklığa kayyım atandığı, yönetim yetkisinin kayyıma devredildiği, ihale eden tarafından projedeki eksikliklerin tamamlanması için yazılan yazılar sonucunda tarafların yeniden bir araya gelerek fesih için açılan davadan feragat edilerek adi ortaklığın devam ettirilmesi ve adi ortaklığın tüm yönetim ve yetkisinin davacı şirkete verilmesi, bunun yanında projenin kalan kısmının tamamlanması,bundan sonra ortaklığın tasfiye edilmesi aşamasında tarafların hak ve yükümlülüklerinin değerlendirilmesi hususunda 17/07/2020 tarihli mutabakat protokolü düzenledikleri anlaşılmıştır.
Bu nedenle adi ortaklık masraf ve gideri olarak davacı tarafça asıl ve birleşen davalara konu ödenen işçilik alacaklarının da tıpkı adi ortaklık masrafları,kar payı ve adi ortaklık alacağı gibi adi ortaklık tasfiye edildikten sonra yapılacak kar zarar hesabında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,
Asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
Birleşen 2025/258 esas sayılı davada; davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
Birleşen 2025/259 esas sayılı davada; davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2026