T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2945
KARAR NO : 2026/1220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2025
NUMARASI : 2025/85 E - 2025/574 K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına tahakkuk ettirilmiş bulunan, ... fatura seri nolu, 19-12-2024/12-2024 fatura tarih/dönemli, 30.12.2024 son ödeme tarihli 368012,41 TL tutarındaki kaçak elektrik kullanım faturasının iptali ve elektriğin bağlanması istemiyle mahkemeniz nezdinde işbu davayı açmış bulunduklarını, müvekkilinin abonenin bulunduğu dükkanı işyeri olarak işletmekte olduğunu, yanında işçi çalıştırdığını ve ürettiği mamuller gereğince elektrik kullandığını, elektriğe önemli ölçüde ihtiyacı duyulduğunu, açılan dava sonucu, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/238 D.İş 2024/237 K. Sayılı kararı elektriğin bağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir dava dilekçesinde davalı ismi ... A.Ş. Olarak yazılmasına rağmen, kararda hatalı olarak ... Anonim Şirketi olarak yazıldığını, tavzih kararı istenildiğini, açılan davanın sonuçsuz kalmaması, elektriğin bağlanabilmesi yönünde öncelikle mahkemeniz tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekeceğini, Esentepe Mah. ... Sokak, No:..., ... Salonu, Sultangazi/İstanbul adresinde bulunan iş yeri niteliğinde olduğunu beyanla; ceza tahakkuk ettirilmesi kabul edilmemekle birlikte, Abonelik sözleşmesinin tarafı müvekkilinin olmadığını, ... Limited Şirketi olduğunu, cezanın müvekkili adına tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin taşınmazı 01/12/2024 tarihinden itibaren kullandığını, bu tarihten elektriğin kesildiği tarihe kadar kullanılan elektriğin 47.281 kWh olmasının hayatın olayan akışına aykırı olduğunu, ceza miktarı hatalı hesaplandığını, Esentepe mahallesi ... sokak, no:..Sultangazi İstanbul adresinde bulunan... hesap nolu, ... hizmet numaralı sözleşmelere istinaden yapılan elektrik kesintilerinin karar ile tedbiren durdurulmasını, elektrik kesintisi yapılmamış sözleşmelere ilişkin ise tedbiren elektrik kesintisi yapılmaması için tedbir kararı verilmesini, verilecek tedbir kararlarının takdiren teminatsız olarak, aksi halde teminat mukabili tedbir kararı verilmesini, müvekkili adına tahakkuk ettirilmiş bulunan, ... fatura seri nolu, 19-12-2024/12-2024 fatura tarih/dönemli, 30.12.2024 son ödeme tarihli 368012,41 TL tutarındaki kaçak elektrik kullanım faturasının iptali ve elektriğin bağlanmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya usul ve esas yönünden itiraz ettiklerini, usul yönünden kendilerine tahakkuk ettirilen 368.012,41 TL olduğunu ancak davanın 10.000,00 TL üzerinden harç yatırılarak davanını açıldığını davanın reddi gerektiğini, esas yönünden ise müvekkili Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak elektrik enerjisi kullanımından dolayı tanzim edilen davaya konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım faturasında herhangi bir hesaplama hatası bulunmadığını, yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ilgili faturaların mevzuata uygun olarak hesaplanıp tahakkuk ettirildiği görüleceğini, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olduğunu ve aksi ispat oluncaya kadar geçerli nedenle ispat yükü, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle mevcut regülasyon ve enerji tedarik sistemi gereği hesaplanan kaçak elektrik tahakkuklarının miktarı müvekkil şirket tarafından peşinen ödendiğinden bu kadar yüksek bedellerin müvekkil şirketin finansal yapısını etkileyeceği de mahkemece göz önünde bulundurulmadığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin Ödeme başlıklı 47. Maddesi kaçak elektrik kullandığı tespit edilen tüketicilerin adına tahakkuk ettirilen fatura ve fatura bedellerine karşı 6 ay içerisinde kuruma itiraz edebileceğini, bu itirazın 10 gün içinde karara bağlanacağını ve yapılan itiraz sonuçlandırılıncaya kadar tüketicinin mağduriyetinin önlenmesi bakımından itiraza esas tutarın teminata bağlanması şartıyla elektrik enerjisi bağlanabileceğini düzenlemiştir. Görüldüğü üzere, düzenlenen özel mevzuatta tedbir kararının uygulanması için tüketiciye tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin tamamının teminat olarak alınması öngörüldüğünü, yerel mahkeme tarafından tahakkuk ettirilen faturaların %20'si üzerinden tedbir kararının verilmiş olması açıkça mevzuata ve mevzuatın ruhuna aykırı olacağını beyanla; davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi görüşte ise esastan reddini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi görüşte ise teminat miktarının %100 oranında arttırılmasını ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " davalı kurum tarafından düzenlenen sözleşmeli kaçak elektrik kullanım faturasından dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkin açılan menfi tespit davasında yapılan yargılamada; davacının borçlu bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, mahkememizin ön inceleme duruşmasında bilirkişi ücretini yatırmak için davacıya kesin süre verilmiş ve bunun yasal sonuçları da ihtar edilmiştir. Davacı buna karşın bilirkişi ücretini yatırmadığından bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Davacı bilirkişi ücretini yatırmamasına ilişkin haklı veya geçerli bir mazeret ileri sürmemiş, bu konuda yeniden süre istemiştir. Davacıya bu hususta kesin süre verildiği halde iki duruşma arasında 3 aylık sürenin bulunması, kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmayan davacının bu sürede de bilirkişi ücretini yatırmadığı dikkate alınarak davacının 6100 Sayılı HMK' nın 94. Maddesine aykırı talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının ispatlanamayan davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin Suriye uyruklu olduğunu, Suriye'de iç savaşın bitmesi ile memleketine gittiğini ve kendisiyle iletişim kurulamadığını, ayrıca maddi olarak zor durumda kaldığını, bankacılık işlemlerini gerçekleştirmediğini, bilirkişi incelemesi ile davada karar verilmesinin gerekli şart olmadığını, dava konusunda hukuki inceleme neticesinde de mevcut delillere göre karar verilebilecek bilgi ve belge mevcut olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava,kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
İstinafa gelen uyuşmazlık ise, menfi tespit davasında delil avansını hangi tarafın karşılayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 324. maddesince taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olup, kesin süre içinde delil avansı yatırılmadığı takdirde mahkemece o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır ve bu durumda mevcut deliller değerlendirilerek karar verilir.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)Somut olayda davacı tarafça bilirkişi ücretinin verilen ihtaratlı kesin süre içinde yatırılmadığı,bu nedenle dosyanın bilirkişiye tevdi edilemediği anlaşılmıştır.
Eldeki davada, davacı kaçak tespit ve tahakkuka itiraz ederek hatalı olduğunu ileri sürmekle ispat yükü davalı alacaklıda olsa da alacaklının bilirkişi incelemesi sırasında sunduğu bilgi ve belgelerle alacağını, uyuşmazlık kapsamında tahakkukun doğru olduğunu ispatlayacağı,dosya kapsamı itibarıyla bilirkişi incelemesi yapılmadan bu tespitin yapılamayacağı,dosyadaki delillerin davacının davasını ispata yeterli olmadığı da gözetilerek, davanın davacı tarafça açılması nedeniyle gider avansının davacı tarafça karşılanacağı ve dava sonunda haklı çıkan lehine hükmolunacağı gözetildiğinde mahkemece verilen karar isabetli bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2026