T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2976
KARAR NO: 2024/2479
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/05/2024
NUMARASI: 2024/302 E. - 2024/357 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı firma arasında 4 ayrı erişim numarasına sahip maden ruhsatlarına ilişkin, ruhsatı müvekkili şirkete ait olmak üzere, rödovans karşılığında davalı firma tarafından işletilmesi esaslarını düzenleyen ve "Maden Ocağı İşletme (Rödövans) sözleşmesinin süresinin uzatılmasına dair ek sözleşme" başlığını taşıyan sözleşmeinin 28.06.2021 tarihinde imzalandığını, söz konusu sözleşmemim Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nın 08.09.2021 tarihli oluru ile maden siciline şerh edilerek yürürlüğe girdiğini, esasen müvekkili şirket ile davalı firma arasındaki rödovans ilişkisinin 18.06.2015 tarihli sözleşme ile başladığını ve süre bitiminde ek sözleşme ile uzatıldığını, söz konusu ruhsat sahalarında davalı firma 18.06.2015 tarihli ilk sözleşme ile başlayan ve 26.06.2021 tarihli ek rödövans sözleşme ile devam ederek, halen daha işletme faaliyeti yürüttüğünü, rödovans hakkı sahibinin mevzuata aykırı çalışmaları ve bunun sonucunda denetim görevi yürüten ...'in yaptırımları, ruhsat hukukunu doğrudan etkilemektedir. Ruhsat hukukunun tehlikeye düşmesinin anlamı, rödövans sahibi firmanın eylem ve işlemleri nedeniyle ruhsat hakkı sahibinin, ... nezdinde ruhsat iptaline kadar giden yaptırımlarla karşılaşabileceği gerçeği olduğunu, Rödovans sözleşmesi, iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğinde olduğunu, Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında rödovans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklarda; sözleşme hükümleri, 3213 sayılı maden kanununun ilgili hükümleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağının kabul edildiğini, maden ve petrol işleri genel müdürlüğü tarafından uygulanan yaptırımlar her ne kadar davalı firmadan kaynaklansa da, mevzuat gereği esasen sorumlu müvekkili şirket olduğunu, davalı firma, rödovans sözleşmesine konu maden sahalarında, sözleşme şartlarına ve aynı zamanda Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği, Orman mevzuatı, İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı hükümlerine aykırı bir şekilde madencilik faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı firmanın maden sahalarını özensiz kullanması nedeniyle müvekkili şirket, mali, hukuki ve cezai yaptırımlara maruz kaldığı gibi, bu yaptırımların mevzuatta belirtilen periyotlarda tekrarlanması durumunda ruhsat iptaline kadar gitmesi kaçınılmaz olduğunu, davalı firma, kendisine üretim için kiralanan maden sahalarını özenle kullanmamakta, rezerv kaybına sebep olmakta, iş sağlığı ve güvenliğini yüksek risk derecesinde tehlikeye attığını, müvekkil şirketin, bu konuyla ilgili olarak davalı firma ile görüşmeleri sonuç vermediğini, kötü kullanıma sebep olarak; sorumluluğu kabul etmemek için; "sözleşme koşulları" gösterildiğini, müvekkili şirket, davalı şirkete kep üzerinden fesih ihtarnamesi göndermiş olup, gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğini belirtmiş ise de davalı şirket müvekkili şirketi adeta yok saydığını, müvekkil şirket, iş bu süreçte 60 günlük süre içerisinde, kötü kullanılma bağlı olarak gerekli düzeltmelerin yapılması amacıyla davalı firmaya hitaben 09.01.2023 tarihinde KEP üzerinden fesih ihtarnamesi gönderdiğini, ... tarafından uygulanan idari para cezalarında davalı yan kusurlu olduğunu, ... madencilik faaliyetleri ile ilgili, tek sorumluyu ruhsat sahibini yani müvekkili şirketi gördüğünü, İş bu durum da davalı firmanın, ruhsat sahalarındaki özensiz çalışması devam ettiği müddetçe, müvekkili şirketin ruhsatlarına ilişkin haklarının tehlike altına atmakta, ruhsat iptaline kadar varacak süreçlerin yaşanmasına neden olduğunu, söz konusu idari yaptırım kararına konu eylemlerin tamamı davalı firma tarafından yapılmış olsa da ... nezdinde, sorumlu ruhsat sahibi olarak mivekkil şirket olduğunu, buna göre; maden sahalarının kötü kullanımına ilişkin hususlar tarafımızca yapılan birer iddia değil, ... tarafından müvekkil şirkete gönderilen "kısmi faaliyet durdurma", "faaliyet durdurmanın devamı" ve "idari yaptırım kararı" vb. gibi resmi yazılar incelendiği takdirde haklılıklarının ispatlanacağını, davacı müvekkili tarafından davalı şirkete, toplam 2.538.185,05 TL tutarındaki idari para cezası tutarlarının ödenmesi için 03/08/2023 tarihinde davalı firmaya kep üzerinden ihtar çekildiğini, fakat davalı yan bu borçları ödemediğini, davalı şirket, idari para cezalarını ödemediği müvekkilin ruhsat hukukunu tehlikeye soktuğu için müvekkili tarafından bu idari para cezaları ödenmek zorunda kaldığını, davalı taraf ..., müvekkili şirket ... ile aralarında akdedilen rödovans sözleşmesine göre, idari para cezaları da dahil olmak üzere “yasal düzenlemelerden doğacak alacakları” ödemekle sorumlu olduğunu, buna rağmen, bu para cezalarını taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak ödemediğini ve müvekkili şirketin ödemek zorunda kalmasından ötürü müvekkili şirketi zarar uğrattığını, TBK. 112 hükmü gereği davalı ...’un, müvekkil şirket ...’ın zararını giderim borcu mevcut olduğunu, müvekkilinin yaptığı 2.538.185,05 TL tutarındaki ödemenin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, görevli mahkeme İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, söz konusu sözleşme karma sözleşme olup; hasılat kirası hükümleri uygulanacaksa dahi Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğunu, bu sebeple mahkemenin görevsizlik kararı hatalı olduğunu, söz konusu uyuşmazlık kira uyuşmazlığı ise de ticaret uyuşmazlığı ise de dava şartı kapsamında arabulucuya başvuru zorunlu olduğunu, ancak gerekçeli karara bakıldığında arabulucuya başvurudan bahsedilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davacı taraf arasında imzalanan 28.06.2021 tarihli maden ocağı işletme (rödavans) sözleşmesinin uzatılmasına dair ek sözleşme yapıldığını belirterek, ...'e davacının ödediğini beyan ettiği idari para cezasının tahsilini sözleşme kapsamında davalıdan tahsilini talep ettiği, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalının arabuluculuğa ilişkin itirazlarının görevli mahkemede değerlendirileceği anlaşılmakla, davalının istinaf talebinin reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının peşin olarak alındığı anlaşılmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-b maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31/10/2024