T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/628
KARAR NO: 2026/1687
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI: 2026/106 2026/167
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Bakırköy 19. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) talebine ilişkindir.
Bakırköy 19.Asliye Hukuk Mahkemesince,"...Davacı vekili taraflar arasında bir adi ortaklık olduğunu iddia etmekle, adi ortaklığın tek malvarlığının ... Limited Şirketi olduğu beyan etmiş, söz konusu şirketin tasfiyesi ile müvekkilinin tasfiye payının ödenmesini istemiştir. Davacı vekilinin sözünü ettiği şirket, bir ticaret şirketi olup, tasfiyesine ilişkin düzenleme TTK'nin altınca kısmında limited şirket başlığı altında TTK'nin 643/1 maddesinde belirtilmiştir. Bu kapsamda, TTK'nin 4/1 maddesi de gözetildiğinde, TTK'de düzenlenen bir hususta asliye ticaret mahkemeleri görevli olduklarından, göreve ilişkin dava şartının Mahkememiz nezdinde gerçekleştiği söylenemeyecektir. Eldeki uyuşmazlığı çözüme kavuşturma göre asliye ticaret mahkemesinde bulunduğundan, davanın usulden reddine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesince,"...Davacı tarafından, davalılar aleyhine adi ortaklığın tasfiyesi amacıyla alacak davası açıldığı, gerek davacı gerekse davalıların tacir olmadığı, görevli mahkemenin adi ortaklığın konusuna göre belirlenemeyeceği, bu bağlamda açılan davanın TTK.4.maddesi kapsamında mutlak veya nispi ticari dava olmadığı, adi ortaklığın TBK.'da düzenlendiği bu nedenlerle adi ortaklığın tasfiyesinde tarafların tacir olmamaları halinde davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”, Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.",
Türk Ticaret Kanununun 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." şeklinde düzenlemeler mevcuttur.
Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı vekili, müvekkili ile davalı gerçek kişilerin, dava dışı şirketi adi ortak sözleşmesi gereği beraber kurudukları anacak diğer kardeşlerin memur statüsünde olması nedeni ile yönetici ve resmi ortak olarak gösterilmediği; adi ortaklığın amacının şirket kurma ve işletme olduğu, müvekkilinin alacağının belirlenmesi ve tahsili istemiyle dava açtığı, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ve paylarına düşen hak ve alacakların tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının inanç sözleşmesinden kastettiği dava, adi ortaklı ilişkisi nedeniyle sağlanan kazançlardan, eşit hisseler/eşit hisselere yakın hisselerle elde edilen ancak tam hisse kardeş üzerinde gözüken şirket ve şirkete ait mal varlığının tasfiyesi istemine ilişkindir. İddia olunan adi ortaklık sözleşmesine konu ticari faaliyette, davacının tacir sıfatı bulunmaktadır ancak davalıların tacir sıfatı bulunmamaktadır. Davacı, adi ortaklığın sona ermesinden mütevellit tasfiyesini talep etmektedir. Bu durumda tacirler arası nispi nitelikli ticari bir davanın da bulunmadığı, adi ortaklığın tasfiyesinin, BK'da düzenlendiği, namı müstear/inanç sözleşmesine dayalı taleplerin genel hükümlere tabi olduğu, uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen ticari hükümlere göre çözümlenmeyeceği, tasfiye payına konu şirket hisselerinin varlığının, davayı mutlak veyahut nisbi ticari dava haline dönüştürmeyeceği nazara alındığında, davanın genel görevli mahkeme olan Bakırköy 19. Asliye Hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bakırköy 19.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 24/06/2026 gününde oy birliği ile karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere