T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/68
KARAR NO : 2026/928
KARAR TARİHİ: 24/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/11/2025
NUMARASI : 2025/867 2025/851
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki davada İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...davacısı (...) şirket ile davalısı (...'ın 09/05/2025 tarihli ticaret sicil müdürlüğü müzekkere cevabı neticesinde; gerçek kişi ticari işletme kaybı bulunduğu tespit edildiğinden) tacir sıfatını taşıdığı gözetilerek, iş bu davanın tacirler arasında bir dava niteliğinde olup, TTK m.4'ün amir hükmü uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak nitelendirildiğinden, tüketim sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Gerçek kişiler yönünden TTK'nın 12. Maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Ticaret Siciline (TTK. Md. 18/1) kaydolma, tacire kanunla yüklenen bir yükümlülüktür. Ancak TTK'nın 12/2. Maddesindeki özel hal dışında, ticaret siciline kaydolma, tacir sıfatının kazanılması için şart olmadığı gibi tek başına bu sıfatı sağlamaz. Somut olayda da davalının kendi adına işletmesinin de bulunmadığı ve yapılan incelemede vergi kaydının 1994-1995 yıllarına ait olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 09/05/2025 tarihli yazı cevabında davalının ticaret sicilinde kaydı bulunduğu belirtilmiş ise de, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün sayfasından elektronik ortamda yapılan sorgulamada kayıt çıkmadığı, herhangi bir ilan bulunmadığı ayrıca davalının bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirdiği veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan ettiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır(TTK'nın 12/2. Md). Bu halde davalı tacir değildir..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.
Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması (nisbi ticari dava) gerekirken üçüncü grup ticari dava olarak kabul edilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür(TTK 4. madde). (Yargıtay 3 HD 2022/3593 E. 2022/4898 K. Sayılı kararı)
Davalı tarafın gerçek kişi işletme kaydı bulunmaktadır. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde, davacıya sağlamış olduğu danışmanlık, malzeme ve işçi sevkiyatı karşılığında bir takım ödemeler yapıldığı ifade edilmektedir. Buna göre, davalı aktif şekilde ticari faaliyet yürütmekte ve tacir sıfatını haizdir. Kaldı ki, uyuşmazlık havale edilen paradan kaynaklanmaktadır. Havaleye ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olmasının, TTK'da yeterli görülüyor olmasına ve havale yapan davacının ticaret şirketi olmasına göre mutlak ve nisbi ticari nitelikte olan işbu davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 24/04/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere