(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 38, 43, 51, 188, 192) (5271 S. K. m. 34, 100, 152, 230, 280, 283, 289) (5275 S. K. m. 108) (1136 S. K. m. 38) (5395 S. K. m. 35) (YCGK 20.10.2009 T. 2009/1-85 E. 2009/242 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanıklar ve sanıklar müdafileri ile C. Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süreleri ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, kriminal raporu, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk R. Ö. hakkındaki kamu davasının yargılama konusu dosya ile birleştirilerek birlikte görülmeye başlandığı 7. celseden itibaren, R.'in 18 yaşından küçük olması nedeni ile oturumların kapalı yapılması gerekirken açık yapılmış ise de telafisi mümkün olmadığından bu hususun eleştirilerek yetinilmesine,
A) Sanık B. E. yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık B.'ın 01/10/2014 ve 15/10/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satmasından sonra ayrıca 31/10/2014 tarihinde uyuşturucu madde kullanıcısı tanık M. Ö. T.'a uyuşturucu madde sattığı ve bu şekilde üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu zincirleme şekilde işlediği kabul edilmesine karşın, sanık hakkında TCK'nun 43/1 maddesi ile uygulama yapılmayarak eksik cezaya hükmolunması yasaya aykırı ise de,
Aleyhe istinaf başvurusu olmadığından, CMK 283. maddesi gereğince "aleyhe istinaf kanun yolu yasağı" gözönüne alınarak, bu konunun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
B) Sanık M. C. yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık M. C.'in 06/10/2014 tarihinde sanık Ç. Ç. ile birlikte gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satmasından sonra ayrıca 03/02/2015 tarihinde uyuşturucu madde kullanıcıları O. K. ve S. E.'e, sanık E. E. ile birlikte uyuşturucu madde sattığı ve bu şekilde üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu zincirleme şekilde işlediği kabul edilmesine karşın, sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmayarak eksik cezaya hükmolunması yasaya aykırı ise de,
Aleyhe istinaf başvurusu olmadığından, CMK 283. maddesi gereğince "aleyhe istinaf kanun yolu yasağı" göz önüne alınarak, bu konunun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında yukarıdaki eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
C) Sanık A. K. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
D) Sanık S. K. (Y..) hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanığın 22/11/2014 ve 10/12/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara, 17/12/2014 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanıcısı tanık C. S.'a uyuşturucu madde sattığı, bu şekilde üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu zincirleme şekilde işlediği kabul edilmesine karşın, sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmayarak eksik cezaya hükmolunması yasaya aykırı ise de,
Aleyhe istinaf başvurusu olmadığından, CMK 283. maddesi gereğince "aleyhe istinaf kanun yolu yasağı" göz önüne alınarak, bu konunun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında yukarıdaki eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
E) Sanık S. B. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
F) Sanık P. A. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Ancak, sanık P. A. hakkında adli sicil kaydında bulunan, İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/441 - 2010/445 Esas Karar sayılı, 4 ay hapis cezasını içeren mahkumiyet kararı tekerrüre esas alınmış ise de, sanığın adli sicil kaydındaki Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/79 Esas, 2014/827 Karar, 28/01/2015 kesinleşme tarihli erteli 10 ay hapis cezası daha ağır ceza içermesi nedeniyle tekerrüre esas olmakla,
İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/441 - 2010/445 Esas Karar sayılı ilamının tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasından çıkartılarak, istinaf başvurusu sanık lehine olmakla, Ceza Genel Kurulunun 18/06/2013 tarih, 2012/1444 E, 2013/305 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5275 sayılı kanunun 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı belirtilerek, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/79 Esas, 2014/827 Karar sayılı kararının yazılması suretiyle düzeltilmesine,
Ayrıca, tekerrüre esas alınan erteli hapis cezasına dair mahkumiyetin denetim süresi içinde yargılama konusu suçun işlenmesinden dolayı, TCK 51/7. Maddesi uyarınca aynen infazı konusunda Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesine yerel Mahkemesince İHBARDA BULUNULMASINA,
CMK.'nun 280/1-c maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
G) Sanık Y. Ç. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
25/08/2015 tarihinde sanık Yaşar'ın ikameti olarak belirtilen adreste arama yapıldığı ve sanığın bu sırada kaçmak isterken yakalandığı, evde yaklaşık 41 kilo kubar esrar şeklinde uyuşturucu maddenin ele geçtiği, sanığın avukatı huzurunda savcılıkta alınan ifadesinde, Sulh Ceza Hakimliği'ndeki sorgusunda ve yargılama sırasındaki ilk savunmasında, söz konusu evin kendisine ait olduğunu, evde ele geçirilen silahların da kendisine ait olduğunu, ancak ele geçirilen uyuşturucu maddelerin kime ait olduğunu bilmediğini ısrarlı şekilde savunduğu, ancak sonraki aşamada söz konusu evin M. E.'e ait olduğu yönünde savunma yaptığı,
M. E. hakkında sanık müdafisi tarafından İstanbul C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Mahkeme M. E.'i 04/11/2016 tarihli celsede tanık sıfatıyla dinlediği, ancak, söz konusu taleplere ilişkin olarak herhangi bir karar vermeyerek bu hususu gerekçeli kararda tartışmamış ise de, tüm dosya kapsamına göre sanık Y. Ç.'nun söz konusu uyuşturucu maddelerin sahibi olduğuna ilişkin değerlendirmesinin yerinde olması nedeniyle bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında yukarıdaki eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, dolayısı ile eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiştir,
Ancak, sanık Y. Ç. hakkında adli sicil kaydında bulunan, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/104 Esas, 2008/294 Karar sayılı, 2 yıl 6 ay hapis cezasını içeren mahkumiyet kararı tekerrüre esas alınmış ise de, sanığın adli sicil kaydındaki Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2006 tarih, 2003/57 Esas ve 2006/479 Karar, 23/06/2011 şartlı tahliye tarihli 8 yıl 4 ay hapis cezası daha ağır ceza içermesi nedeniyle tekerrüre esas olmakla,
İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/104 Esas, 2008/294 Karar sayılı ilamının tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasından çıkartılarak, istinaf başvurusu sanık lehine olmakla, Ceza Genel Kurulunun 18/06/2013 tarih, 2012/1444 E, 2013/305 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5275 sayılı kanunun 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı belirtilerek, Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2006 tarih, 2003/57 Esas ve 2006/479 Karar sayılı kararının yazılması suretiyle düzeltilmesine,
CMK.'nun 280/1-c maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
H) Sanık M. K. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin beraat gerekçesinin yerinde olduğu, delillerin değerlendirilmesinde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan o yer C. Savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla,
CMK'nun 280/1-a, 1. cümlesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
I) Sanık Ç. Ç. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar Ç. Ç. ve C. Ç. hakkında 07/11/2014 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. S. G.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Sanık Ç. Ç. hakkında 06/10/2014 ve 07/11/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara, 14/11/2014 tarihinde de uyuşturucu madde kullanıcısı tanık Ufuk Tekin'e uyuşturucu madde sattığının iddia edildiği,
Mahkeme, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde 14/11/2014 tarihinde de gizli soruşturmacıya uyuşturucu satıldığını belirterek sanık Ç. hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapmamış olmakla, 14/11/2014 tarihli sanık Ç. ile tanık U. T. arasındaki 19-20-21-22 numaralı tape çözüm tutanakları ve fiziki takip tutanakları birlikte değerlendirilerek, sanık Ç.'nin bu eyleminin de sabit olup olmadığının belirlenmesi ile sabit olduğu kanaatine varılması halinde hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılması gerektiği, TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık Ç. Ç. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık Ç.'nin kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
İ) Sanık C. Ç. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar Ç. Ç. ve C. Ç. hakkında 07/11/2014 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. S. G.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık Celalettin'in savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle;
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık C. Ç. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
J) Sanık E. E. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar E. E. ve E. B. hakkında 03/02/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. A. Ş.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık E.'nun savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Sanık E. E. hakkında, 03/02/2015 tarihinde M. C. ile uyuşturucu madde kullanıcıları O. K. ve S. E.'e uyuşturucu madde sattıkları iddia edildiği halde,
Mahkemece, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde 03/02/2015 tarihinde gizli soruşturmacılara M. C. ile ayrı ayrı iki kez uyuşturucu madde sattı denilerek, sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılmadan bu madde uygulanmamış ise de;
03/02/2015 tarihli sanık E. ile sanık E. arasındaki 93-95-96-101-102 ve 112 numaralı tape çözüm tutanakları içeriğine uygun olarak sanık E.'in yönlendirmesi ile sanık E. ve M. C.'in uyuşturucu madde kullanıcıları O. K. ve S.E.'e zincirleme şekilde uyuşturucu madde sattıkları yönündeki tespitler karşısında; sanık E. hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık E. E. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık E.'nun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
K) Sanık E. B. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar E. E. ve E. B. hakkında 03/02/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. A. Ş.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık E.'in savunma hakkının kısıtlandığı,
Sanık E. B. hakkında, 03/02/2015 tarihinde E. E.'yi yönlendirerek E. ve M. C.'in uyuşturucu madde kullanıcıları O. K. ve Suat Erik'e uyuşturucu madde sattıkları iddia edildiği halde,
Mahkeme, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde 03/02/2015 tarihinde gizli soruşturmacılara E. E. ve M. C. ile ayrı ayrı iki kez uyuşturucu madde sattı denildikten sonra Evrim hakkında beraat kararı vermiş ise de;
03/02/2015 tarihli sanık E. ile sanık E. arasındaki 93-95-96-101-102 ve 112 numaralı tape çözüm tutanakları içeriğine uygun olarak sanık E.'in yönlendirmesi ile sanık E. ve M. C.'in uyuşturucu madde kullanıcıları O. K. ve S. E.'e zincirleme şekilde uyuşturucu madde sattıkları yönündeki tespitler karşısında;
Söz konusu tape çözüm tutanakları ile fiziki takip tutanaklarına ve ele geçirilen maddelerin uyuşturucu olduğuna dair kriminal ekspertiz raporlarına niçin itibar edilmediği gösterilmeden, bu manada gerekçesiz beraat hükmü kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
C. Savcısı tarafından sanık E. B. aleyhine yapılan istinaf talebinin kabulü ile verilen hükmün, CMK'nun 280/1-d, 289/1-g-h. maddeleri gereğince BOZULMASINA;
L) Sanık N. K. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık N. K.'ın 20/10/2014 ve 27/10/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara, 03/02/2015 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanıcısı tanık K. A.'a uyuşturucu madde satması nedeniyle hakkında açılan kamu davasında,
Mahkeme dosya içeriğiyle uyuşmayacak şekilde tüm satışların gizli soruşturmacılara yapıldığını belirterek, sanığın 03/02/2015 tarihli eyleminden dolayı da İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/39 Esas sayılı dosyasında yargılanması nedeniyle, hakkındaki davanın mükerrirlikten reddine karar vermiş ise de,
Mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi, 03/02/2015 tarihli eylemde uyuşturucu maddeyi gizli soruşturmacılara değil uyuşturucu kullanıcısı tanık Kerem Aysan'a sattığı ve bu eyleme ilişkin olarak İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında hakkında mahkumiyet kararı verilerek kararın kesinleştiği, sanığın 20/10/2014 ve 27/10/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara yapmış olduğu uyuşturucu madde satışları ile 03/02/2015 tarihli eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde ise, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması, bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde aradaki fark kadar ek cezaya hükmedilmesi, arada fark yok ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında yasal zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihinde kesinleşen 2015/39 esas, 2015/36 Karar sayılı dosyası getirtilerek, sanık hakkında TCK 43. Maddesinin uygulanma koşulları açısından zincirleme suç hükümleri yönünden değerlendirme yapılması gerekmekle, bu yapılmayarak, bu hususta yetersiz ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile hüküm verilerek gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı ve kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Cumhuriyet Savcısının aleyhe istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
M) Sanık E. B. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık hakkında 11/11/2014 ve 02/12/2014 tarihlerinde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığı iddiası ile 09/10/2015 tarihinde kamu davası açıldığı,
UYAP üzerinden yapılan sorgulamada 02/05/2015 tarihindeki uyuşturucu madde ticareti eyleminden dolayı Mersin C. Başsavcılığınca 04/06/2015 tarihinde kamu davası açıldığı, Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/258 Esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiği, sanığın yargılama konusu 11/11/2014 ve 02/12/2014 tarihli eylemlerinden sonra, hukuki kesinti olmadan önce gerçekleştirdiği iddia edilen 02/05/2015 tarihli eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde ise, derdest dosya ile birleştirme yoluna gidilmesi, dosyanın karara çıkması ve kesinleşmesi halinde ise, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması, bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde aradaki fark kadar ek cezaya hükmedilmesi, arada fark yok ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında yasal zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla,
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/258 Esas sayılı dosyası getirtilerek sanık hakkında TCK 43. Maddesinin uygulanma koşulları açısından zincirleme suç hükümleri yönünden değerlendirme yapılması gerekmekle, bu yapılmayarak, bu hususta yetersiz ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile hüküm verilerek gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
N) Sanık C. P. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar C. P., Z. P. ve E. P. hakkında 11/12/2014, 27/01/2015 ve 11/02/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. D. G. K.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık C.'in savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla,
Kabule göre de;
Sanık C.'in sanıklar Z. P. ve E. C. P. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin kabulü ile sanık hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin gerekçesinde bu konuya açıklık getirmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı,
Ayrıca, sanığın 11/12/2014 tarihinde gizli soruşturmacılara ve 27/01/2015 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanıcısı A. F.'ye zincirleme şekilde uyuşturucu madde sattığı yönündeki tespitler karşısında; sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık C. P. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık C. P.'ın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
O) Sanık Z. P. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar Z. P., C. P. ve E. C. P. hakkında 11/12/2014, 27/01/2015 ve 11/02/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. D. G. K.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık Z.'in savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Sanık Z.'in, sanıklar C. P. ve E. P. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin kabulü ile sanık hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin gerekçesinde bu konuya açıklık getirmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı,
Ayrıca, sanığın 11/12/2014 tarihinde gizli soruşturmacılara, 27/01/2015 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanıcısı A. F.'ye zincirleme şekilde uyuşturucu madde sattığı yönündeki tespitler karşısında; sanık hakkında TCK'nun 43/1 maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık Z. P. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık Z.'in kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
Ö) Sanık E. P. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanıklar E. P., Z. P. ve C. P. hakkında 11/02/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. D. G. K.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle sanık E.'ın savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Sanık E.'ın, sanıklar Z. P. ve C. P. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin kabulü ile sanık hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin gerekçesinde bu konuya açıklık getirmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık E. P. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
P) Sanık H. B. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık H. B. hakkında TCK'nun 188/3 maddesine muhalefet ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, 15/01/2016 ve 26/02/2016 tarihli celselerde Avukat A. B.'ın sanığın özel müdafisi olarak gösterildiği, baroca tayin edilmiş Av. B. Y. yetkilendirmesi ile Av. A. K.'ın görevinin 15/01/2016 tarihinde sona erdiği, Av. A. B.'ın dosya arasında vekaletnamesinin bulunmadığı, sanığın savunmasının 15/01/2016 tarihli duruşmada müdafisinin huzurunda alındığı, ancak 22/04/2016 tarihinde yapılan 7. Celseden itibaren sanığın müdafisinin duruşmalarda hazır olmadığı, 07/10/2016 tarihli 10. Celsede esas hakkında mütalaa verildiği sırada da müdafisinin bulunmadığı ve müdafiye bu tarihten sonra da tebligat yapılmadığı, CMK'nun 150/3 maddesi gereğince sanığa zorunlu müdafi tayin edilmesi gerektiği, sanığa müdafi tayin edilmeksizin yargılama yapılarak, CMK'nun 150/3, 188/1. maddelerine muhalefet edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla,
Sanığın istinaf talebinin kabulü ile sanık H. B. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-e-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
R) Sanık D. H. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık D. H.'ün 14/02/2015 tarihinde M. K. ve B. B.'ın yönlendirmesi ile uyuşturucu madde kullanıcısı tanık Tarık Alaçam'a uyuşturucu madde sattığının iddia edildiği, mahkemece gerekçeli kararda bu olaya ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve bu eylem nedeniyle hüküm kurulmadığı,
Mahkemenin gerekçeli kararından, sanık D. H.'ün sanık A. K. ile müşterek ikamet olarak kullandıkları dairede yüksek miktarda esrar maddesinin ele geçirilmesi nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış olmakla,
Sanık D.'ın iddianamede yer alan 14/02/2015 tarihli eylemine ilişkin olarak da değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu, bu eylemin sabit olmadığı kabul edildiği takdirde, sorumlu tutulduğu tek eyleme ilişkin olarak, A. K.'na ait olduğu değerlendirilerek arama yapılan dairede ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sanık D. ile bağlantısının kurulamadığı aşamada, sanık D.'ın samimi olarak uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu ikrar ettiği hususu gözetilerek ve sanık müdafisinin lehe yasa hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi karşısında, sanık hakkında TCK'nun 192/3. maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan, bu hususta yetersiz ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile hüküm verilerek gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
S) Sanık F.A. Z. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık F. A. Z. hakkında TCK'nun 188/3 maddesine muhalefet ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, sanığın özel müdafisinin karar duruşması olan 20/04/2017 tarihli celseye istifa ettiğine ilişkin dilekçesini gönderdiği, bu aşamada sanığa CMK'nun 150/3 maddesi gereğince zorunlu müdafi tayin edilmesi gerektiği, sanığa zorunlu müdafi tayin edilmeksizin müdafinin yokluğunda karar verilerek CMK 150/3, 188/1. maddesine muhalefet edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla,
Sanık müdafisi ve C. Savcısının lehe istinaf talebinin kabulü ile sanık F. A. Z. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-e-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Ş) SSÇ R. Ö. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk R. Ö.'in suç tarihinde 12 - 15 yaş grubunda olması nedeniyle 5395 sayılı kanunun 35/1 maddesi gereğince hakkında sosyal inceleme raporu alınmasının zorunlu olduğu, ancak mahkemece sosyal inceleme raporu aldırılmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının sınırlandırıldığı,
Kabule göre de;
SSÇ R.'in sanıklar Ö. Ö. ve G.l B. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin kabulü ile SSÇ hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, SSÇ R.'in 02/05/2015 tarihinde G. B.'nun yönlendirmesi ile gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde verdiğinin iddia edildiği, bu olaya ilişkin fiziki takip tutanakları ve ses CD'si çözüm tutanağına göre SSÇ'yi G. B.'nun yönlendirdiği, SSÇ'nin bu eylemine G. B.'nun yanında Ö. Ö.'in ne şekilde katıldığının gösterilmediği, SSÇ ve sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin açıklık getirilmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı anlaşılmakla,
Suça sürüklenen çocuk R. Ö. müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
T) Sanık Ö. Ö. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık hakkında 22/05/2015 tarihinde uyuşturucu madde kullanıcısı H. S.'a sanık G. B. ile birlikte uyuşturucu madde sattığı ve 25/05/2015 tarihinde sanığın oğlu R. Ö. ve G. B. ile birlikte ikamet ettiği evde uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan kamu davası açıldığı, suça sürüklenen çocuk R.'in 02/05/2015 tarihinde G. B.'nun yönlendirmesi ile gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığından dolayı hakkında kamu davası açıldığı, bu olayla ilgili olarak sanık Özcan'ın suça katıldığına ilişkin eylemlerine yer verilmediği, mahkemenin gerekçeli kararında ise birlikte yaşadıkları evde uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesinden dolayı Ö. Ö., G. B. ve R.'in birlikte uyuşturucu ticareti yaptıkları belirtilerek hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, SSÇ R.'in 02/05/2015 tarihinde G. B.'nun yönlendirmesi ile gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde verdiğinin iddia edildiği, bu olaya ilişkin fiziki takip tutanakları ve ses CD'si çözüm tutanağına göre SSÇ'yi G. B.'nun yönlendirdiği, SSÇ'nin bu eylemine G. B.'nun yanında Ö. Ö.'in ne şekilde katıldığının gösterilmediği, SSÇ ve sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin açıklık getirilmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı anlaşılmakla,
Sanık Ö. Ö. müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
U) Sanık G. B. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık hakkında 25/02/2015 tarihinde sanık Ö. Ö. ile birlikte uyuşturucu madde kullanıcısı H. S.'a uyuşturucu madde sattıkları ve 28/04/2015, 25/05/2015 ve 02/06/2015 tarihlerinde gizli soruşturmacılara ve ayrıca 02/05/2015 tarihinde SSÇ R. aracılığıyla gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde sattığı ve sanık Ö. Ö. ve SSÇ R. Ö. ile birlikte ikamet ettiği evde uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan kamu davası açıldığı, suça sürüklenen çocuk R.'in 02/05/2015 tarihinde G. B.'nun yönlendirmesi ile gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığından dolayı hakkında kamu davası açıldığı, bu olayla ilgili olarak sanık Özcan'ın suça katıldığına ilişkin eylemlerine yer verilmediği, mahkemenin gerekçeli kararında ise birlikte yaşadıkları evde uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesinden dolayı Ö. Ö., G. B. ve R.'in birlikte uyuşturucu ticareti yaptıkları belirtilerek hakkında TCK.'nun 188/5. maddesi uygulanmış ise de, bu maddenin TCK.'nun 188/3. maddesindeki suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde temel cezayı arttıran bir madde niteliğinde olduğu, konuyla ilgili Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında, TCK.'nun 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için, üç veya daha fazla kişinin TCK.'nun 188/3. maddesindeki seçimlik hareketlerden herhangi birisini birlikte gerçekleştirmeleri, seçimlik hareket yönünden eylem ve irade birliği içerisinde davranmaları gerekmekte olup, SSÇ R.'in 02/05/2015 tarihinde G. B.'nun yönlendirmesi ile gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde verdiğinin iddia edildiği, bu olaya ilişkin fiziki takip tutanakları ve ses CD'si çözüm tutanağına göre SSÇ'yi G. B.'nun yönlendirdiği, SSÇ'nin bu eylemine sanık Ö. Ö.'in ne şekilde katıldığının gösterilmediği, SSÇ ve sanıkların hangi seçimlik hareketi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin açıklık getirilmediği, hükmün bu anlamda gerekçesiz bırakıldığı anlaşılmakla,
Kabule göre de;
Sanığın 25/02/2015 tarihinde uyuşturucu madde kullanıcısı tanık H. S.'a uyuşturucu madde sattığı ve 28/04/2015, 02/05/2015, 25/05/2015, 02/06/2015 tarihlerinde de gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığı yönündeki tespitler karşısında; sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği,
Sanığın istinaf talebinin kabulü ile sanık G. B. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık Gül'ün kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
Ü) Sanık A. K. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
Sanık A. K. ve SSÇ G. K. hakkında 13/03/2015 ve 28/03/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. D. K. A.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Sanık A. K.'nun 13/03/2015 tarihinde suça sürüklenen çocuk G. K.'na uyuşturucu madde sattırdığının iddia edilmesi karşısında, sanık hakkında TCK'nun 38/2. maddesi ile uygulama yapılmamasının gerekçesinin gösterilmediği ve bu manada gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanık müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile sanık A. K. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanık Ahmet'in kazanılmış hakkının saklı tutulmasına;
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
V) SSÇ G. K. hakkında yapılan istinaf incelemesinde;
SSÇ G. K. ve sanık A. K. hakkında 13/03/2015 ve 28/03/2015 tarihli aynı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış olması, sanıkların birbirleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında, aralarında menfaat çatışması olmasına rağmen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-85 Esas, 2009/242 Karar sayılı, 20/10/2009 tarihli bozma ilamı da dikkate alınarak, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi (Av. D. K. A.) ile temsil ettirilerek 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 38. ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 152. maddelerine aykırı davranıldığı ve bu suretle savunma hakkının kısıtlandığı,
Kabule göre de;
Suça sürüklenen çocuk G. K.'nun suç tarihinde 15 - 18 yaş grubunda olması nedeniyle 5395 sayılı kanunun 35/1 maddesi gereğince hakkında sosyal inceleme raporu alınmasının zorunlu olduğu, alınmaması halinde ise gerekçesinin kararda gösterilmesi gerektiği halde bu yasal zorunluluğa uyulmadan hüküm kurularak, savunma hakkının sınırlandırılması suretiyle yasaya aykırı davranıldığı anlaşılmakla,
Suça sürüklenen çocuk G. K. müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Sanıklar Ç. Ç., C. Ç., E. E., E. B., N. K., E. B., C. P., Z. P., E. P., H. B., D. H., F. A. Z., Ö. Ö., G. B., A. K. ile Suça Sürüklenen Çocuklar G. K. ve R. Ö. yönünden verilen hükümler; CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere,
Dosyanın bozma kararları yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanıklar B. E., M. C., A. K., S. K., S. B., P. A., Y. Ç. ve M. K. yönünden verilen hükümler yönünden ise, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak yoluyla veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle ve Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yasa yolu açık olacak biçimde 03.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)