(5237 S. K. m. 43, 50, 51, 53, 62, 191)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesi üzerine, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 31/03/2010 tarih ve 2010/38330 İddianame numaralı iddianamesi ile sanığın Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan TCK'nun 191/1-2-5,53,54 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
YEREL MAHKEME HÜKMÜ;
Bakırköy 43. Asliye Ceza Mahkemesi 28/03/2018 tarih, 2017/349 (E) ve 2018/232 (K) sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK'nun 191/1, 62/1 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"İncelenen dosya kapsamına göre sanığın 02/10/2009 tarihli eylemi için 19/02/2010 tarihinde iddianame düzenlendiği mevcut dosyada suç tarihinin 16/02/2010, iddianame tarihinin 31/03/2010 olduğu, 03/10/2009 ve 16/02/2010 tarihli eylemler için hukuki kesintinin 19/02/2010 tarihinde gerçekleştiği buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekli olduğu anlaşıldığından Bakırköy 43 Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkında verdiği mahkumiyet kararının kaldırılmasına, sanık M. A.'ın işlediği uyuşturucu madde kullanma suçundan eylemine uyan TCK 191/1, 43, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi mütalaa olunur " demiştir.
SAVUNMA:
SANIK M. A. İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ SAVUNMASINDA: "Ben psikolojik sorunlarım olduğu bir dönem uyuşturucu kullanmıştım. Daha sonra durumumu düzelttim. Ayrıca pişmanda oldum. Uyuşturucuyu da tamamen bıraktım. Lehime hükümlerin uygulanmasını beraatimi talep ederim." demiştir.
SANIK M. A. DAİREMİZDEKİ BEYANINDA: "Önceki savunmalarıma ekleyeceğim bir husus bulunmamaktadır." demiştir.
DELİLLER:
-16/02/2010 tarihli tutanak,
-12/03/2010 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Uzmanlık Raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
OLAY DEĞERLENDİRMESİ:
16/02/2010 tarihinde durumundan şüphelenilen sanık M. A.'ın yanına gidildiği sırada, sanığın elindeki kağıda sarılı uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddeyi yere attığı,
İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan incelemede, net ağırlığı 0,1 gram gelen maddenin uyuşturucu maddelerden eroin olduğunun tespit edildiği,
Sanığın “… ele geçen maddeyi kullanmak için tanımadığı bir şahıstan 10-TL karşılığında aldığını …” ifade ettiği.
Kullanmak Amaçlı Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kabul Etme veya Bulundurma suçundan 31/03/2010 tarihinde açılan davanın yargılaması sonucunda mahkemece 22/10/2014 tarihinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, sanığın 21/05/2015 tarihinde işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçundan almış olduğu mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile yapılan ihbar üzerine hükmün açıklanarak sanığın neticeten 10 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, olayın ve hukuki sürecin bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İlk derece mahkemesi kararının sübuta ve sanığın eyleminin TCK 191/1 maddesi kapsamındaki suçu oluşturduğuna ilişkin kabul ve gerekçesinin yerinde olduğu,
Ancak, sanığın uyaptaki suç kaydı incelendiğinde ve temin edilen Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/3092 Esas ve 2011/1343 Karar sayılı dosyasında, 03/10/2009 suç tarihinde işlemiş olduğu ve 19/02/2010 tarihli iddianame ile kamu davası açılan uyuşturucu madde kullanma eylemi yönünden 19/12/2011 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği denetime uymaması nedeniyle dosyanın tekrar ele alındığı ve Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/05/2013 tarih 2012/160 Esas ve 2031/433 Karar sayılı ilamı ile 6.000 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 31/05/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosyamızdaki suçun ise 16/02/2010 tarihinde işlendiği ve 31/03/2010 tarihli iddianame ile hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, her iki davaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, bunun saptanması halinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, dosyalardan birinin karara çıkması nedeniyle birleştirme mümkün olmazsa, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın karara çıkan ve kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması, arada fark yok ise, bu kez ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir.
Dosyamızda bu kapsamda yapılan değerlendirmede, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/160 Esas ve 2031/433 Karar sayılı ilamının 31/05/2013 tarihinde kesinleşmesi nedeni ile dosyaların birleştirilmesine imkan bulunmadığı, bu dosyadaki suç tarihinin 03/10/2009, iddianame tarihinin 19/02/2010 olduğu, istinaf incelemesine gelen dosyadaki suç tarihinin ise 16/02/2010 ve iddianame tarihinin 31/03/2010 olduğu, dolayısıyla 19/02/2010 tarihinde ilk iddianamenin düzenlendiği ve hukuki kesintinin meydana geldiği, bu tarihten önce işlenen uyuşturucu madde kullanma eylemlerinin TCK 43/1 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir nitelikte oldukları,
Dairemizce yukarıda belirtilen Yargıtay uygulamaları karşısında, TCK 43/1 maddesi yönünden değerlendirme yapılmak üzere davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verildiği, yapılan duruşmalı inceleme sonucunda hüküm fıkrasında belirtildiği üzere, her iki suçun da 6545 sayılı yasa ile TCK 191. Maddesinde yapılan değişiklikten önce işlenmeleri dikkate alınarak, sanık eylemlerinden dolayı TCK 191/1 ve TCK 43/1 maddesi uyarınca cezalandırılmış, hakkında suçu ikrara yönelik beyanları dikkate alınarak TCK 62. maddesi de tatbik edilmiş, neticeten 1 Yıl 15 Gün Hapis Cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, kesinleşen dosyada ise neticeten 10 Ay Hapis Cezası ile cezalandırıldığından, Dairemizce belirlenen sonuç ceza, karara çıkan ve kesinleşen hükümdeki cezadan fazla olmakla, aradaki fark kadar ek cezaya hükmedilmesi gerektiğinden, 1 Yıl 15 Gün Hapis Cezası ile 10 Ay hapis cezası arasındaki fark ise 2 Ay 15 gün olduğundan, sanığın neticeten 2 Ay 15 gün hapis cezası ile ek ceza şeklinde cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A) Sanık M. A. hakkında Bakırköy 43. Asliye Mahkemesinin 28/03/2018 tarih, 2017/349 (E) ve 2018/232 (K) sayılı sanığın uyuşturucu madde kullanma suçundan TCK 191/1, 62 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK.'nun 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B) Sanık M. A.'ın 16/02/2010 suç tarihinde uyuşturucu maddeyi içmek maksadı ile bulundurmak suçu dosya kapsamı ile sabit olup, eylemine uyan;
1-6545 sayılı yasanın 68 maddesi ile değişiklik öncesi TCK.'nun 191/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimine göre taktiren 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanık eylemi Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/3092 Esas ve 2011/1343 Karar sayılı kesinleşen dosyasındaki 03/10/2009 suç tarihli ve 19/02/2010 iddianame tarihli eylemi dikkate alındığında bu dosyadaki eylem ile birlikte zincirleme suç kapsamında işlediğinden cezasının TCK 43/1 maddesi uyarınca eylem sayısı dikkate alınarak takdiren 1/4 oranında arttırılıp 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın suçu ikrara yönelik beyanları dikkate alınarak cezasının TCK 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak 1 YIL 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanık yukarıda belirtilen ve kesinleşen Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/3092 Esas ve 2011/1343 Karar sayılı dosyasında 10 ay hapis cezasından çevrilme 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmış olmakla, Dairemizce belirlenen sonuç cezanın karara çıkan ve kesinleşen hükümdeki cezadan fazla olması nedeni ile aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiğinden, sanığın 1 YIL 15 GÜN HAPİS CEZASI olarak belirlenen cezasının yukarıda belirtilen değerlendirmeye göre, aradaki fark 2 ay 15 gün olmakla, sonuç olarak cezasının 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE,
5-Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih, 29542 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kısmi iptal kararı gözetilerek; kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan TCK.'nun 53. maddesinin UYGULANMASINA,
6-Sanığın suç işlemesi ile dosyaya yansıyan kişilik özellikleri ve TCK 43 maddesi uygulaması karşısında iki olaydan alması gereken cezası 1 Yıl 15 Gün Hapis Cezası olmakla, miktarı itibari ile de koşulları oluşmadığından TCK 50. Maddesinin tatbikine YER OLMADIĞINA,
Sanığın suçtan pişmanlık duyduğuna ve cezasının ertelenmesi halinde yeniden suç işlemeyeceğine dair Dairemiz heyetince olumlu kanaate varılamadığından TCK 51. Maddesinin tatbikine YER OLMADIĞINA,
Aşağıda dökümü yapılan (84,50) TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile DEVLET HAZİNESİNE ÖDENMESİNE,
Dair; sanık M. A. (Segbis ile) ve müdafisi Av. Didem Terzi'nin yüzünde, iddia makamında C. Savcısı Ender Keskin (34355) hazır olduğu halde, talebe uygun olarak, CMK.'nun 286/2-b, son maddesi uyarınca kesin olacak biçimde ve oybirliği ile verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.10.2018 (¤¤)