(5271 S. K. m. 280, 303) (YHGK 31.03.2009 T. 2008/6-256 E. 2009/79 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, olay tutanağı, kriminal rapor, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Olay tarihinde sanığın şüphe üzerine durdurulduğu ve yapılan üst aramasında her hangi bir suç unsuru ele geçirilemediği ancak sanığın bulunduğu yerde yapılan incelemede gazete kağıdına sarılı net 1.4 gram hint keneviri bitki parçalarının ele geçirilmesi üzerine soruşturma yapıldığı, sanığın uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını savunduğu ve sanıkta uyuşturucu madde ele geçirilmediği, ele geçirilen uyuşturucu maddenin sanığa ait olduğuna dair görgü ve tespitin bulunmadığı ve yargılama konusu uyuşturucu madde ile irtibatının kurulamadığı gibi sanığın uyuşturucu kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmediği, herkese açık cadde üzerinde yerde ele geçirilen maddenin sanığa ait olduğuna ilişkin cezalandırılmasını gerektirecek mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı;
Yüksek Yargıtay C.G.K.'nun 31.03.2009 tarihli ve 2008/6-256-2009/79 sayılı içtihatlarında da belirtildiği gibi; "Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır.
Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde, ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır" denilmektedir.
Sübut yönünden dosya kapsamına uygun olmayan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hukuka aykırılığın düzeltilerek, suçu sabit olmayan sanık hakkında beraat kararı vermek gerekmekle;
A) Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2018 tarih, 2018/483 (E) ve 2018/487 (K) sayılı sanık Ö. D.'nın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan TCK.'nun 191/1, 62 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK 280/1-a-2. cümle, 303/1-a maddesi gereğince KALDIRILMASINA;
B) Sanık Ö. D.'nın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
Sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından, CMK 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan BERAATİNE;
Yargılama giderlerinin DEVLET HAZİNESİNE YÜKLENMESİNE;
CMK'nun 286/2-d, son maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/10/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)