(5271 S. K. m. 280) (5237 S. K. m. 43, 188)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın hakkındaki aynı nevi suçtan açılmış kamu davaları uyaptan incelendiğinde, 08/01/2016 tarihli eyleminden dolayı 12/12/2016 tarihinde iddianame düzenlendiği ve Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/497 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, incelenen dosyanın iddianame tarihinin ise 02/06/2016 olup, 08/01/2016 ve 30/01/2016 tarihli eylemler açısından hukuki kesintinin 02/06/2016 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmakla,
Her iki davaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, bunun saptanması halinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, birleştirme mümkün olmazsa, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, "aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması", arada fark yok ise, bu kez "ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi" gerektiği yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir.
Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/497 Esas sayılı dosyası halen derdest gözükmekle, TCK 43. madde gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için incelenen dosya ile derdest olan Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/497 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesi mümkün ise birleştirme kararı verilerek birlikte görülmesi, mümkün olmadığı takdirde; Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/497 Esas sayılı dosyasının kesinleşme süreci takip edilerek, yukarıda belirtilen çerçevede TCK 43. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiği halde bu yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle yasaya aykırı davranıldığı,
Bu eksikliğin ilk derece mahkemesi tarafından giderilebileceği ve hükmün bozulmasının gerektiği;
Kabule göre de;
Sanığın uyuşturucu madde sattığı kabul olunan M. K.'un, 01/12/1998 doğumlu olup, suç tarihinde 18 yaşından küçük olmasına göre TCK 188/3-son maddesi hükmü gereğince cezanın alt sınırı 15 yıldan az olamayacağı halde, sanık hakkında temel hapis cezasının 10 yıl olarak belirlenmesi,
Şahit numune konusunda herhangi bir karar verilmemesi sebebiyle hukuka aykırı karar tesis edildiği anlaşılmakla;
İstinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün, CMK'nun 280/1-d. maddesi gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
Aleyhe istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK 283. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulurken ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)