(5237 S. K. m. 43, 188) (5271 S. K. m. 280, 284)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
22/02/2006 tarihinde Bulgaristan gümrüğünde 1590 gram eroin ile yakalanan ve bu suçtan Bulgaristan adli makamlarınca yargılanarak 4 yıl hapis cezası alan A. Ş. H. isimli Bulgar vatandaşının vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda, bu eroini Türkiye'de İstanbul'dan N. D., M. G. ve S. K.'tan temin ettiği iddiası ile sanıklar hakkında uyuşturucu madde ihraç etme suçundan kamu davası açıldığı, sanıklardan S. K.'ın örgütlü uyuşturucu madde ticareti suçu kapsamında İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/103 Esas sayılı dosyasında yargılanarak, örgüt kurma ve yönetme suçu ile yurt dışına uyuşturucu madde ihraç etme suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, dosya halen Yargıtay’da inceleme aşamasında olduğundan kararın kesinleşmediği, sanığın bu dosyada üzerine atılı suçlar yönünden suç tarihleri dikkate alındığında, incelenen dosyadaki suç tarihinin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamasına konu iki eylem tarihi arasında işlenmiş olduğu, her ne kadar incelenen dosyada örgüt kurma, örgüte üye olma suçundan beraat etmiş ise de, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında örgüt kurma ve yönetme suçundan cezalandırıldığı dikkate alındığında, örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma eylemlerinde suçun unsurlarından devamlılık ve hiyeyarşik yapının bulunması gerektiğinden, incelenen dosyadaki suç tarihi de İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki suç tarihleri arasında kalmakla, sanığın işbu eylemleri arasında hukuki kesinti de oluşmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, sanık M. G.'in aynı nevi 01/11/2005 ve 06/04/2006 tarihli eylemlerinden dolayı 11/04/2006 tarihinde iddianame düzenlendiği ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/02/2013 Tarih, 2009/103 Esas, 2013/28 Karar sayılı dosyası ile karara çıktığı, ancak halen Yargıtay inceleme aşamasında olduğundan kararın kesinleşmediği, incelenen dosyadaki suç tarihi 22/02/2006, iddianame tarihi ise 30/04/2007 olup, 01/11/2005, 06/04/2006 ve 22/02/2006 tarihli eylemler açısından hukuki kesintinin 11/04/2006 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmakla,
Her iki davaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, bunun saptanması halinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, birleştirme mümkün olmazsa, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, "aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması", arada fark yok ise, bu kez "ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi" gerektiği yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/103 Esas sayılı dosyası Uyap kontrolünde halen Yargıtay'da olması nedeni ile derdest gözükmekle, TCK 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin tartışılması ve şartları varsa uygulanması için incelenen dosya ile derdest olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/103 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde; İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/103 Esas sayılı dosyasının kesinleşme süreci takip edilerek, yukarıda belirtilen çerçevede TCK 43. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiği halde bu yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle yasaya aykırı davranıldığı,
Öte yandan sanık M. G. ile birlikte suç işledikleri iddia olunan sanıklar N. D. ve S. K., her ne kadar İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/103 Esas sayılı dosyasında sanık değil iseler de, incelenen dosya yönünden sanıkların ihraç eylemini birlikte gerçekleştirdikleri ve bu nedenle TCK 188/5. maddesinin uygulanması talep edilmiş olmakla, 22/02/2006 tarihli eylem yönünden bu sanıkların da birlikte yargılanmalarında hukuki yarar bulunduğu kanaatine varılmış olmakla,
Bu eksikliğin ilk derece mahkemesi tarafından giderilebileceği ve hükmün bozulmasının gerektiği anlaşılmakla,
İstinaf talebinin kabulü ile sanıklar hakkında verilen hükmün, CMK'nun 280/1-d. maddesi gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)