(5271 S. K. m. 172, 223, 280) (5237 S. K. m. 43, 192)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, kriminal raporu, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk E. A. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından 06/01/2016 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına, SSÇ'nin eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu düşüncesiyle 11/02/2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, bu kararın 02/03/2016 tarihinde SSÇ'ye tebliğ edildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce SSÇ'ye 22/08/2016 tarihinde çağrı yazısının tebliğ edildiği, süresi içerisinde gelmemesi nedeniyle 06/09/2016 tarihinde uyarı yazısının tebliğ edildiği, 06/10/2016 tarihindeki görüşmeye gelmemesi nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının 21/10/2016 tarihinde kapatılarak C. Savcılığına ihbarda bulunulduğu, bu aşamada C. Savcısı SSÇ'nin eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturmadığından bahisle, kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar vererek, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 17/04/2017 tarihinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
CMK.'nun 172/2. Maddesinde "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." hükmüne yer verildiği,
Somut olayda, Cumhuriyet Savcısı tarafından Sulh Ceza Hâkimliğine başvurularak karar alındıktan sonra kamu davasının açılması gerektiği halde, kovuşturma şartlarından olan bu husus yerine getirilmeden kamu davasının açıldığı;
CMK 223/8. maddesi 2. cümlesinde belirtildiği üzere, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmelidir.
Somut olayda yukarıda belirtilen şartlar dahilinde kovuşturma şartının gerçekleşmediği ve gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu belirlenmekle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği halde yargılamaya devam edilerek yasaya aykırı davranıldığı,
Ayrıca, suça sürüklenen çocuk E. A.'ın 28/12/2015 tarihli başka bir eyleminden dolayı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçu ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma eylemlerinden dolayı 27/04/2018 tarihinde kamu davası açıldığı ve Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/231 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği UYAP sisteminden yapılan kontrolden anlaşılmıştır.
Yargılama konusu eylemin suç tarihinin 30/10/2015 olduğu ve bu eylem nedeniyle SSÇ hakkında 17/04/2017 tarihinde kamu davası açıldığı, Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/231 Esas sayılı dosyasındaki 28/12/2015 tarihli eylem ile yargılama konusu eylem yönünden hukuki kesintinin 17/04/2017 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/231 Esas sayılı dosyası getirtilerek, her iki davaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, bunun saptanması halinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/231 Esas sayılı dosyasının bu süreçte kesinleşmesi durumunda ise, yine incelenerek eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması, arada fark yok ise ek ceza verilmesine yer olmadığına; yine aynı eylem nedeni ile mükerrer dava açılıp açılmadığının değerlendirilerek, mükerrer dava açıldığının belirlenmesi halinde ise bu kapsamda red kararı verilmesi gerektiği halde bu yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle yasaya aykırı davranıldığı,
Bu eksikliklerin ilk derece mahkemesi tarafından giderilebileceği ve hükmün bozulmasının gerektiği;
Kabule göre de;
Suça sürüklenen çocuk E.'ın uyuşturucu madde satarken yakalanmadığı gibi yakalandığı sırada üzerinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmediği, SSÇ'nin yakalandığı yerden yaklaşık 3 metre kadar ilerideki kullanılmayan motorsiklette ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile irtibatının sağlanamadığı, SSÇ'nin soruşturma aşamasında motosiklette ele geçirilen uyuşturucularla ilgisinin olmadığını beyan ettiği, duruşma aşamasında ise motosiklette ele geçirilen uyuşturucu maddelerden hint kenevirinin kendisine ait olduğunu söyleyerek samimi ikrarda bulunması karşısında, SSÇ hakkında TCK 192/3 maddesine göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulunun bulunup bulunmadığının tartışılmamasının yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla,
SSÇ müdafisinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün CMK'nun 280/1-d maddesi gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 12/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)