(5237 S. K. m. 31, 188, 192) (5271 S. K. m. 150, 151, 188, 216, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süreleri ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk Ö. hakkında TCK 188/3-4, 31/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
CMK 150/2. maddesinde "Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir."
CMK 150/3. maddesinde "Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır" denilerek, bu durumlarda zorunlu müdafi tayini gerektiği belirtilmektedir.
Görüldüğü üzere, ssç hakkında dava açan iddianamedeki sevk maddeleri ve ssç'nin yaşı dikkate alındığında, ssç hakkında CMK 150/2-3 maddelerine göre zorunlu müdafi tayin edilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır ve sanığa Barodan avukat görevlendirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Madde başlığı "delillerin tartışılması" olan CMK 216/3. maddesinde 694 sayılı KHK ile 15/08/2017 tarihinde yapılan değişiklikle; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiinin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
CMK 188/1 maddesinde ise "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulunması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
CMK 151/1 maddesinde ise "150. madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hakim veya mahkeme derhal başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir." denilmektedir.
Tüm bu hükümler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde;
SSÇ Ö.'e Baro tarafından atanan müdafi Avukat B. Ç.'in 18/05/2018 tarihli dilekçesi ile duruşmaya sağlık sorunları nedeniyle katılamayacağını bildirdiği, Mahkemenin mazereti red yada kabul etmeden ve yeni bir müdafi tayin ettirmeden, bu celsede esas hakkında mütalaa alarak karar verdiği,
CMK.'nun 150/2-3, 151/1, 188/1. maddeleri gereğince zorunlu müdafinin bulunması zorunluluğu bulunduğu halde, son hüküm duruşmasını zorunlu müdafinin katılımı olmadan yapmak sureti ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken zorunlu müdafinin yokluğunda duruşma yapılmakla, CMK 289/1-e maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği ve bu nedenle hükmün bozulmasının gerektiği;
Kabule göre de;
Mahkeme kararın gerekçe bölümünde, "... S. K.'ün uyuşturucu maddeleri Y. P.'un sattırdığını beyan ettiği ... " şeklinde belirtilmiş ise de, dosya kapsamına göre ssç Ö.'ün, uyuşturucu maddeleri S. K. ve Y. P.'un sattırdığını beyan ettiği,
Yine gerekçede, " ... Ö.'ün beyanına göre uyuşturucu maddenin Ö. tarafından atıldığı ..." denilmiş ise de, ele geçirilen birinci poşetin ssç Ö. tarafından atıldığının tutanakta belirtildiği, diğer poşetin ise ssç Ö.'ün beyanı ile ssç M. tarafından atıldığının belirtildiği anlaşılmakla, gerekçedeki anlatımlarda dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde yazım yanlışlarının bulunmasının yasaya aykırı olduğu,
Olay yerinde elde edilen ve içerisinde daralı ağırlığı 13,30 gram (net ağırlığı 10,1 gram) gelen sentetik kannabinoid içeren uyuşturucu maddenin bulunduğu poşetin kime ait olduğunun belirlenmediği bir aşamada, ssç Ö.'ün söz konusu poşeti diğer ssç M.'ın yere attığını beyan etmesi, ssç M.'ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında söz konusu poşetteki uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu ikrar etmesi karşısında,
SSÇ Ö.'ün suç ortağı diğer ssç'nin suçunun ortaya çıkmasını ve ssç M.'ın da kendi suçunun meydana çıkmasını sağladıklarından, haklarında TCK 192/3. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
İstanbul kriminal Polis Laboratuvarı müdürlüğünde bulunan şahit numunenin müsadere edilmemesinin yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla,
İstinaf talebinin kabulü ile ssç Ö. B. ve ssç M. K. hakkında verilen hükümlerin CMK.'nun 280/1-d, 289/1-e maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)