(5237 S. K. m. 43, 51, 53, 54, 62, 63, 191) (5271 S. K. m. 231, 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesi üzerine, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA;
Karamürsel C. Başsavcılığının 23/06/2017 tarih ve 2017/258 iddianame numaralı iddianamesi ile; sanığın TCK'nun 191, 53, 54, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
YEREL MAHKEME HÜKMÜ:
Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 07/03/2018 tarih, 2017/438 Esas ve 2018/139 Karar numaralı karar ile sanığın TCK'nun 191/1, 191/10, 43/1, 62 maddeleri uyarınca 3 yıl 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDA MÜTALAASINDA:
"İncelenen dosya kapsamına göre sanık C. E.'in 25/02/2016 ve 24/08/2016 tarihlerindeki kullanmak amaçlı uyuşturucu madde bulundurmak eylemleri ile ilgili 16/11/2016 tarihinde Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 21/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 06/05/2017 tarihli eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu ve olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından;
1-Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 gün, 2017/438 (E) ve 2018/139 (K) sayılı kararının kaldırılmasına,
2-Sanık C. E.'in kullanmak amaçlı uyuşturucu madde bulundurmak suçundan eylemine uyan TCK.'nun 191/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." demiştir.
SAVUNMA:
Sanık C. E. Dairemizce Talimat Yoluyla Alınan Savunmasında "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Bir dönem uyuşturucu kullandığım doğrudur. Her defasında yakalandığımda kolluk kuvvetlerine uyuşturucuyu kendim teslim ettim. Artık kullanmıyorum. Hatta bunun için hastanede yatarak tedavide gördüm. Arkadaş çevremden uzaklaşmak için yaşadığım ili de değiştirdim. Şimdi ailemle birlikte Gölcük'e taşındım. Ben uyuşturucuyu camii de içmemiştim. Bonzai içenler bilir, biz bu uyuşturucuyu kullandığımızda hemen kendimizden geçmeyiz. Yaklaşık yarım saat kadar yürürüz. Ben uyuşturucuyu Yalova'da almıştım. Orada kullandım. Kullandıktan sonra bir arkadaşımın öldüğünü öğrendim. O beni ölüm tribine soktu. Bir süre yürüdükten sonra bayıldım. Camii yakınlarında bayılmışım. Camiide içmedim. Camiide zaten içemeyiz. Ben Yalova'da roman mahallesinde aldım, biz ürünün orijinalliğini kontrol etmek için aldığımız gibi ürünü deneriz. Hatta şahıstan aldığımda arkamı döndüğüm gibi uyuşturucuyu kullanmaya başladım. Camiide içtiğim doğru değildir, böyle bir kastım da yoktu. Yakınlarda camii olduğunu dahi bilmiyordum. Bayılmışım. Başka birşey hatırlamıyorum. Çok pişmanım." demiştir.
DELİLLER:
-19/09/2016 tarihli Yakalama, Üst Arama ve Ev Arama tutanağı, aynı tarihli Canlı Teşhis tutanağı,
-Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 08/03/2016, 12/05/2017 tarihli uzmanlık raporları,
-Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksiloji Şubesinin 12/10/2016 tarihli raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
OLAY DEĞERLENDİRMESİ:
Sanığın 25/02/2016 tarihinde şüphe üzerine durdurulduğu ve üzerinde 5 fişek halinde 0,2 gram MDMB cinsi uyuşturucu maddenin elde edildiği, durdurulup yakalandığı yerin ibadethaneye 150 metre mesafede olduğu,
Sanığın 24/08/2016 tarihinde ise yarı baygın vaziyette hastaneye getirildiği, usulüne uygun olarak kan alındığı ve kanında da uyuşturucu madde elde edildiği, sanığın bu maddeyi okul bahçesinde içtiğinin iddia edildiği,
24/08/2016 Tarihli eylem ile ilgili olarak 16/11/2016 tarihinde Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı verildiği, bu kararın sanığa 21/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği,
25/02/2016 Tarihli eylem ile ilgili ayrıca Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı verilmediği, evrakların birleştirildiği, ancak gerekmediği halde C. Savcılığı tarafından 25/02/2016 ve 24/08/2016 tarihli eylemler için yeniden 13/03/2017 tarihinde Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı verildiği,
Sanığın 06/05/2017 tarihinde ise ayakta durmakta zorluk çektiği görülerek durdurulduğu, üst aramasında uyuşturucu madde elde edildiği, olayların bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki şekilde gerçekleşen olay yönüyle;
İlk derece mahkemesinin sanığın 24/08/2016 tarihinde uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, İlk derece mahkemesi, sanık hakkında suçun zincirleme şekilde işlenmesinden dolayı TCK.'nun 43 maddesini uygulamış ise de, 24/08/2016 tarihli eylemden önce 25/02/2016 tarihinde de uyuşturucu madde kullanmak için bulundurma suçu işlenmekle birlikte, Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararından önce işlenen uyuşturucu madde kullanma ya da bu maksatla bulundurma eylemlerinin tek suç oluşturduğu, zira suçun temadi eden suçlardan olduğu, zincirleme suç hükümlerinin de uygulanmasının mümkün olmadığı, Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı tebliğ edildikten sonra işlenen ilk uyuşturucu madde kullanma ya da bulundurma şeklindeki eylemin kararın ihlali niteliğinde eylem olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, ihlal niteliğindeki eylemden sonra iddianame düzenleninceye kadar gerçekleşecek uyuşturucu madde kullanma ya da bulundurma şeklindeki davranışların TCK.'nun 43. maddesine konu edilebilecekleri yerleşik uygulama ile sabittir.
Bu uygulama dikkate alındığında, sanığın 24/08/2016 tarihli temadi eden ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararına konu eyleminden önce gerçekleşen 25/02/2016 tarihli eyleminin ayrı bir suç oluşturmadığı gibi TCK.'nun 43. maddesine de konu edilemeyeceği, 06/05/2017 tarihli eylemin ise doğru olarak verilen 16/11/2016 tarihli olup, 21/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiş bulunan Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının ihlali niteliğindeki eylem olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilemeyeceği, bu nedenle sanık hakkında TCK.'nun 43. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı,
Yine, ilk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında eylemin ibadethaneye 200 metreden yakın mesafede işlendiği belirtilerek TCK.'nun 191/10 maddesi hükmü uygulanmış ise de, sanığın 25/02/2016 tarihinde şüphe üzerine durdurulduğunda ibadethaneye 200 metreden yakın mesafede bulunduğu, uyuşturucu madde kullanma ya da kullanmak için temin etme eyleminin bu yerde işlendiğinin iddia ve kabul edilmediği, kişinin durdurulup yakalandığı yerin TCK.'nun 191/10 maddesi kapsamında sayılan yerlere 200 metreden yakın olmasının arttırım maddesinin uygulanmasına imkan sağlamayacağı, fiilen bu yerde uyuşturucu madde kullanılmasının ya da kullanma maksadı ile devir alma işleminin gerçekleşmesinin gerekeceği, sanığın 24/08/2016 tarihli eylemi açısından da kendi beyanı ile okulun bahçesinde içtiğini söylediği iddia edilmekle birlikte, bu yönde başka delil bulunmadığı, Dairemizce alınan savunmasında da buna ilişkin bir anlatımının olmadığı, ilk derece mahkemesinin de bu eylem açısından böyle bir kabulünün bulunmadığı, bu haliyle 24/08/2016 tarihli eylem açısından da TCK.'nun 191/10. maddesi hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı TCK.'nun 43 ve 191/10 maddelerinin uygulanması açısından hatalı olmakla kaldırılmış, sanık bu maddeler uygulanmaksızın TCK.'nun 191/1 maddesi uyarınca cezalandırılmış ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A) Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarih ve 2017/438 Esas, 2018/139 Karar sayılı sanık C. E.'in Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan TCK'nun 191/1, 191/10, 43/1, 62 maddeleri gereğince 3 yıl 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK'nun 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B) Sanık C. E.'in, 24/08/2016 suç tarihinde uyuşturucu maddeyi içmek maksadı ile bulundurmak suçu dosya kapsamı ile sabit olduğu, 25/02/2016 tarihli eyleminin 24/08/2016 tarihli suça ilişkin 16/11/2016 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce olduğu, 06/05/2017 tarihli eyleminin de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu anlaşılmakla, eylemlerinin tek eylem olarak değerlendirilmesinin gerektiği bu nedenle eylemine uyan;
1-6545 sayılı yasanın 68 maddesi ile değişik TCK.'nun 191/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimine, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığına göre taktiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
2-Sanık hakkında şartları oluşmadığından TCK 43. maddesinin tatbikine YER OLMADIĞINA;
3-Sanık hakkında şartları oluşmadığından TCK 191/10. maddesinin tatbikine YER OLMADIĞINA;
4-Sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının TCK 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
5-Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş dosyası bulunmakla yasal koşulları oluşmadığından hakkında CMK.'nun 231/5 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
6-Sanığın adli sicil kaydı, suçtan pişmanlık duymayışı, cezasını ertelenmesi halinde yeniden suç işlemeyeceği yönünde Dairemizce olumlu kanaate varılamaması nedeni ile TCK.'nun 51/1 maddesinin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
7-Aşağıda dökümü yapılan (1.001,54) TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile DEVLET HAZİNESİNE ÖDENMESİNE,
Dair; sanığın yokluğunda, iddia makamında C.Savcısı Ender Keskin (34355) hazır olduğu halde, talebe uygun olarak, CMK.'nun 286/2-b, son maddesi uyarınca kesin olacak biçimde ve oybirliği ile verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2018 (¤¤)