(5237 S. K. m. 37, 52, 53, 62, 188) (5271 S. K. m. 141, 223, 280) (YCGK 31.03.2009 T. 2008/6-256 E. 2009/79 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesi üzerine, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA;
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2016 tarih ve 2016/2951 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık R. D.'in Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan TCK'nun 188/3 (2.Cümle), 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
YEREL MAHKEME HÜKMÜ;
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2017 tarih, 2016/415 (E) ve 2017/368 (K) sayılı kararı ile sanığın Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan TCK'nun 188/3-4, 62, 52/2, 52/4 maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"İncelenen dosya kapsamına göre; İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince sanık R. D. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığın üzerinde ve ikametinde uyuşturucu madde ele geçirilemediği, tanıkların uyuşturucuyu sanıktan aldıklarını kabul etmedikleri, buna göre sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından;
1-Sanık R. D. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kaldırılmasına,
2-Sanık R. D.'in müsnet suçtan delil yetersizliği nedeni ile beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." demiştir.
SAVUNMA:
SANIK R. D. DAİREMİZDEKİ BEYANINDA: "İşlemediğim bir suçtan dolayı ceza aldım. Ben ve ailem mağdur olduk, mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum. " demiştir.
DELİLLER:
-15/10/2016 tarihli tutanak.
-16/10/2016 tarihli ev arama tutanağı.
-19/10/2016 tarihli araştırma tutanağı.
-R. D.'e ait ATK Başkanlığınca düzenlenen 18/11/2016 tarihli kanda ve idrarda uyuşturucu madde bulunmadığına ilişkin rapor.
-21/10/2016 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Uzmanlık Raporu anlatıldı.
-Tanıklar K. K., B. S., M. E. Ş.'in hazırlık aşamasında alınan beyanları.
-Kovuşturma aşamasında dinlenen tanıklar E. Ş., M. E. Ş., R. Ü.'nin ve mağdur B. S. ile müşteki K. K.'nın beyanları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
OLAY DEĞERLENDİRMESİ:
15/10/2016 günü M. E. Ş.'in Polis Merkezine giderek, B. S. ve K. K.'nın narkotik madde kullandıklarını, uyuşturucu maddeleri davulcu Aydın olarak tanıdığı şahıs ve oğlu R. D.'in sattığını, evlerinde uyuşturucu madde sakladıklarını ihbar etmesi üzerine, B. S. ve K. K. ile görüşüldüğünde K.'in yarı baygın halde olduğu, B. S.'in kullandıkları uyuşturucu maddeyi 40 TL'ye R.'den satın aldığını beyan ettiği, A. ve R.'nin birlikte ikamet ettikleri evde aynı gün C. Savcısının yazılı iznine istinaden arama için gidildiğinde kapının geç açıldığı, içeri girildiğinde kanepe altında net 1 gram, R.'nin ceketinin cebinde net 1 gram ve klozette net 1 gram olmak üzere uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen maddelerin ele geçirildiği,
B. S.'in soruşturma aşamasında fotoğraftan sanık R.'yi teşhis ettiği,
İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21/10/2016 tarihli uzmanlık raporuna göre, ele geçirilen toplam net 2 gram ağırlığındaki bitki parçalarının uyuşturucu maddelerden sentetik kannabinoid ve net 1 gram ağırlığındaki toz maddenin ise uyuşturucu maddelerden esrar olduğunun tespit edildiği,
Sanık R. D.'in kanında ve idrarında uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunmadığının ATK'nın 18/11/2016 tarihli raporuyla tespit edildiği,
B. S. ve K. K.'nın idrarlarında uyuşturucu ve uyarıcı madde bulunmadığının ATK'nın 08/11/2016 tarihli raporuyla tespit edildiği,
B. S. soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sanık R.'den 40 TL'ye bonzai aldığını ve kullandığı sırada yanına gelen K.'in de uyuşturucu maddeden içtiğini beyan ettiği,
K. K. ifadesinde, B.'ın bonzai içtiğini gördüğünü, bir içimlik istediğini ve uyuşturucu madde içtikten sonra rahatsızlandığını, B.'ın uyuşturucu maddeyi kimden aldığını görmediğini beyan ettiği,
M. E. Ş. ifadesinde, olay günü faytonunda şoförlük yapan K. K.'nın uyuşturucu kullanması nedeniyle rahatsızlandığını öğrendiğini, B. ve K.'e uyuşturucuyu kimden aldıklarını sorduğunda B.'ın R.'den aldığını söylediğini beyan ettiği,
A. D., oğlu R.'nin uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu, B. S. ve K. K.'yı tanımadığını ve hiç kimseye uyuşturucu satmadığını savunduğu,
Sanık R. D. savunmasında, uyuşturucu madde kullandığını, olay günü Fatih ilçesinden kullanmak için uyuşturucu aldığını, arama sırasında bir paketini kanepenin altına attığını, bir paketinin ceketinin cebinde olduğunu ve içmek için elinde bulunan paketi ise tuvalete attığını, B. ve K.'i tanımadığını, uyuşturucu madde satmadığını savunduğu,
R. D. ve A. D. hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan kamu davası açıldığı,
Mahkemenin A. D. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan beraat kararı verdiği,
Sanık R. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanık ve müdafisi, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurdukları, olayın ve hukuki sürecin bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dairemiz yukarıdaki şekilde gerçekleştiği anlaşılan olay yönüyle, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şeklindeki ilk derece mahkemesinin sübut gerekçesinin yerinde olmadığını değerlendirmektedir.
Zira, B. S. her ne kadar soruşturma aşamasında sanık R.'den 40 TL'ye uyuşturucu madde satın aldığını ve bu maddeyi K. ile birlikte kullandıklarını beyan etmiş ise de, kovuşturma aşamasında alınan beyanında, olay günü M. isimli arkadaşından sigara aldığını, sigarayı içince kendisinden geçtiğini, yanında bulunan K.'in de sigaradan içtikten sonra kötü olduklarını, K.'in fenalaşmasından sonra K.'in arkadaşlarının kendisini darp etmeleri nedeniyle korktuğunu ve bu nedenle R.'nin ismini verdiğini, R.'den uyuşturucu almadığını beyan ettiği,
R.'nin B.'a uyuşturucu madde sattığına dair fiziki takip ve görgünün bulunmadığı, B. S. ve K.'de sanık R.'den aldıklarını iddia ettikleri uyuşturucu madde ele geçmediği gibi, B. ve K.'in idrar örneklerinde de uyuşturucu veya uyarıcı madde tespit edilemediği, sanık R.'nin evinde yapılan aramada ele geçen toplam net 3 gram uyuşturucu maddenin kullanım sınırlarında olduğu, sanığın uyuşturucu madde kullandığını, ancak satmadığını savunduğu,
Yüksek Yargıtay C.G.K.'nun 31.03.2009 tarihli ve 2008/6-256-2009/79 sayılı içtihatlarında; "Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde, ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır." denilmektedir.
Bu durum karşısında, B. S.'in kovuşturma aşamasında sanık R.'den uyuşturucu aldığını söylediği, soruşturma aşamasındaki ifadesinde ise M. isimli bir arkadaşından aldığını, K.'in arkadaşlarının kendisini darp etmeleri nedeniyle korkarak R.'nin ismini verdiğini beyan ettiği, B.'ın bahsi geçen iddiası dışında, B.'ın satın aldığını beyan ettiği uyuşturucu maddenin ele geçmemesi, B. ve K.'in idrarlarında da uyuşturucu ve uyarıcı madde tespit edilememesi karşısında, fiziki takip, tanık beyanı ile doğrulanmayan soyut iddia dışında, sanığın B.'a uyuşturucu madde sattığına ilişkin iddiayı aşan, mahkumiyet için yeterli somut delil elde edilemediği gibi sanığın evinde yapılan arama sırasında ele geçirilen ve kullanım sınırlarında olan 3 gram ağırlığındaki uyuşturucu maddeleri de ticaret maksadıyla bulundurduğuna dair delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi de dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde Dairemiz heyetince tam bir kanuni ve vicdani kanaate varılmakla, sanığın cezalandırılmasına ilişin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A) İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2017 tarih, 2016/415 Esas ve 2017/368 Karar sayılı sanık R. D.'in uyuşturucu madde ticareti suçundan TCK 188/3, 188/4, 62, 52/2 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK'nun 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B) Sanık R. D.'in uyuşturucu madde ticareti suçundan TCK'nun 37/1 yollamasıyla TCK'nun 188/3(2. Cümle), 58/1 53/1, 63/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
Sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından, CMK 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
Sanık tutuklu kalıp beraat etmekle, CMK 141. Maddesi uyarınca TAZMİNAT HAKKI BULUNDUĞUNA,
Tazminat hakkını kullanmasını teminen karar kesinleştiğinde gerekçeli kararın kesinleşme şerhli örneğinin sanığa TEBLİĞİNE,
Yargılama giderlerinin devlet hazinesine YÜKLENMESİNE,
Dair; sanığın yüzünde, müdafisinin yokluğunda, iddia makamında C. Savcısı E. K. (34355) hazır olduğu halde, talebe uygun olarak, hükmün tefhim tarihinden itibaren onbeş gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak yoluyla veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle ve Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yasa yolu açık olacak biçimde ve oybirliği ile verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/09/2018 (¤¤)