(5271 S. K. m. 98, 176, 191, 206, 280, 284, 289) (5237 S. K. m. 53)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek, İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.05.2013 tarih ve 2012/347 Esas, 2013/237 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, bu kararın infazına başlandığı, ancak sanığın karar gereklerine uymadığından, dosyasının kapatılarak mahkemesine iade edildiği,
Mahkemece, sanığın başka suçtan tutuklu olduğu tespit edilerek, bulunduğu Sincan 1. Nolu L Tipi K.C.İ.K.'na hazır edilmesi için yazılan yazıya, 05.05.2016 tarihinde tahliye olduğundan bahisle yanıt verildiği,
Savunmasının alınması için adresi mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince sanığa çıkartılan davetiye şerhinin "CMK'nun 176/2, 206/1, 98/3 maddeleri ihtaratlı" olduğu,
Sanığın davetiye tebliğine rağmen gelmemesi nedeni ile hakkında zorla getirme emri çıkartıldığı, ancak yine hazır edilmediğinden mahkemesine talimatın iade edildiği, mahkemece sanığın savunması daha önce alındığından yeniden savunmasının alınmasından vazgeçilerek, yokluğunda mahkumiyet kararı verildiği,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.06.2015 tarih ve 2015/2535-31683 sayılı bozma kararında; "CMK.'nun 191. maddesinin 5. Fıkrasında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; duruşma için sanığa gönderilen davetiyenin "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebligatı yapılmadan ya da sanık dinlenmeden mahkumiyet hükmü kurulması," denilerek, sanığa usulüne uygun ihtaratlı davetiyenin tebliğ edilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmiş ve bozma nedeni yapılmış olmakla,
Mevcut olayda, sanığa yukarıda belirtilen usule uygun ihtaratlı davetiye tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla, CMK 289/1-h maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık halinin oluştuğu,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak TCK 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmemesi nedeniyle,
Sanığın istinaf taleplerinin kabulü ile hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-h maddeleri gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 31/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)