(5237 S. K. m. 188) (5271 S. K. m. 100, 150, 151, 188, 216, 280, 289)
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yerel mahkemenin tesis ettiği hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında TCK 188/3-4 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
CMK 150/3. maddesinde "Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır" denilerek, CMK 150/2. maddesindeki zorunlu müdafi tayini maddesine atıf yapılmaktadır.
Görüldüğü üzere, sanık hakkında dava açan iddianamedeki sevk maddeleri dikkate alındığında, sanık hakkında CMK 150/2-3 maddelerine göre zorunlu müdafi tayin edilmesi gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır ve sanığın vekaletnameli vekili olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Madde başlığı "delillerin tartışılması" olan CMK 216/3. maddesinde 694 sayılı KHK ile 15/08/2017 tarihinde yapılan değişiklikle; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiinin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
CMK 188/1 maddesinde (Karar tarihinde yürürlükte olan haline göre) ise "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulunması şarttır. Müdafiinin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
CMK 151/1 maddesinde ise "150. madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hakim veya mahkeme derhal başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir." denilmektedir.
Tüm bu hükümler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde;
Mahkeme tarafından CMK.'nun 150/3, 151/1. maddeleri gereğince zorunlu müdafinin bulunması zorunluluğu bulunduğu halde, son hüküm duruşmasını zorunlu müdafinin katılımı olmadan yapması sureti ile CMK 188/1. Maddesi (karar tarihinde yürürlükte olan haline göre) uyarınca duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken zorunlu müdafinin yokluğunda duruşma yapıldığı, CMK 289/1-e maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün bozulmasının gerektiği;
Ayrıca, Mahkemece önceki bozma ilamı doğrultusunda diğer suç ortaklarının yakalanmasını teminen suç duyurusunda bulunulmuş ve akıbeti sorularak sonucu da makul süre beklenmiş ise de; bu aşamada yeniden akıbeti sorularak sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bu soruşturma evrakı yönünden de tartışılması gerektiğinden;
İstinaf talebinin kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-d, 289/1-e. maddeleri gereğince BOZULMASINA,
İsnat edilen suçun CMK 100/3-a-8. maddesinde belirtilen suçlardan olması, asgari ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak taşıdığı kaçma şüphesi nedeniyle sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 26/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)