(5237 S. K. m. 7, 62, 155, 191) (5271 S. K. m. 231, 253, 280, 284, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, kriminal rapor, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında, 06/02/2014 tarihli eyleminden dolayı TCK 191/1, 62 maddeleri uyarınca verilen hükmün, CMK 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 01/12/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanık 5 yıllık denetim süresi içerisinde 11/09/2015 tarihinde işlediği TCK 155/1. maddesi kapsamındaki "güveni kötüye kullanma" suçundan dolayı, Gemlik Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 28/03/2016 tarihinde cezalandırılmış ve kararın 14/06/2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine, Mahkemesine CMK 231/11. maddesi uyarınca ihbarda bulunulmuştur.
Mahkemece 15/11/2016 tarihli kararla, hükmün açıklanmasına karar verilmiş ve sanık hakkında istinafa konu mahkumiyet hükmü bu şekilde tesis edilmekle,
İstinafa konu bu kararın verilmesinden sonra, 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesi ile CMK'nun 253/3. fıkrasındaki "Etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin metinden çıkarılması ile şikayete bağlı olan TCK'nun 155/1. maddesindeki suçun uzlaşma kapsamına alındığı, uzlaştırma bir usul müessesi olmakla birlikte kamu davasının düşmesi neticesini doğurması nedeni ile maddi sonuçlarının da bulunduğu, TCK 7. maddesi gereğince lehe yasa değerlendirmesi yapmanın zorunlu olduğu, dosyada HAGB kararına ihbarın dayanağı olan "güveni kötüye kullanma" suçundan yapılacak uzlaştırma işlemine göre hükmün açıklanmasının şartları itibari ile oluşup oluşmadığını değerlendirmenin gerekeceği, sanığın savunma hakkının kısıtlanmaması için bu işlemde zorunluluk bulunmakla, kararın bu işlemlerin yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti açısından bozulmasının gerektiği,
Kabule göre de;
Sanığın eylemine uyan "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak" suçundan mahkemece hüküm kurulurken, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nun 191/1. maddesindeki düzenlemenin, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı yasa ile değişik TCK'nun 191/1. maddesindeki düzenlemeye göre sanık lehine hükümler içerdiği halde, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nun 191/1. maddesi hükümlerinin niçin sanığın lehine olduğu tartışılmadan ve gerekçe de gösterilmeden uygulama yapılarak, aynı zamanda gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle CMK'nun 289/1.g maddesine de muhalefet edildiği anlaşılmakla,
İstinaf başvurusunun kabulü ile sanık hakkında verilen hükmün CMK nun 280/1-b ve CMK nun 289/1-g, h maddeleri gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 30.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)