(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (5237 S. K. m. 44, 188)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafilerinin istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
CMK'nun 289/1-g maddesinde hükmün CMK 230. maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi hukuka kesin aykırılık hali olarak düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, CMK'nun 34. ve 230. maddeleri uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve red edilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiillerinin belirtilmesi ve bu fiillerin nitelendirilmesinin yapılması gerekmektedir.
Maddi olay irdelendiğinde; sanığın hediyelik eşyalar arasına gizlenmiş vaziyette afyon sakızı niteliğindeki uyuşturucu maddeyi Kanada ülkesine göndermek için PTT Kargoya verdiği, ancak uyuşturucu ile mücadele kapsamında yapılan çalışmalar sonucu maddenin ülke dışına çıkmadan ele geçirildiği, sanığın eyleminin TCK.'nun 188/1. maddesi kapsamında uyuşturucu madde ihraç etme suçunu oluşturduğu, ülke dışına çıkmadan bulunduğundan eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı mahkemece kabul edilmiş ise de,
İhraç suçu ülke sınırlarından çıkılması ile tamamlandığından ve hareketi bölümlere ayırma olanağı bulunmadığından, esasen sınır geçilmemiş ise, ihraca teşebbüs değil o aşamaya kadar tamamlanmış, bulundurma, sevk etme ve nakletme suretiyle işlenen suçun konusudur.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.02.2010 tarih ve 2009/9695 Esas, 2010/2910 Karar sayılı bozma kararına göre "sanığın suça konu uyuşturucu madde ile Atatürk Hava Limanı gidiş katı kontrol noktasında yakalanmış olması ve tüm dosya kapsamına göre, eyleminin uyuşturucu madde ihracına teşebbüs aşamasında kalmış olduğu değerlendirildiğinde; biri ihraca teşebbüs, diğeri tamamlanmış nakletme olmak üzere iki ayrı suçu işlemiş olacağından; TCK.'nun 44. maddesi gereğince, tamamlanmış nakletme suçundan uygulama yapılıp belirlenecek sonuç ile ihraca teşebbüs suçundan yapılan uygulama ile belirlenen sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, belirtilen nitelikte somutlaştırma ve karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi" denilmek suretiyle,
Tamamlanmış nakletme ve teşebbüs aşamasında kalmış ihraç suçları için ayrı ayrı belirlenecek ceza kıyaslanarak, gerekçede tartışılıp, TCK 44. Maddesi uyarınca daha ağır olan suçtan hüküm kurulması gerektiğinden, mahkemece bu hususun hiç tartışılmaması ve gerekçelendirilmemesi kesin hukuka aykırılık hali oluşturmakla,
Kabule göre de;
Şahit numune konusunda bir karar verilmemesi nedeniyle,
Sanık müdafilerinin istinaf taleplerinin kabulü ile hükmün CMK'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA;
Sanığın tutuklu kaldığı süre, üzerine atılı suçla ilgili mevcut delil durumu, suçun CMK 100/3. maddesinde düzenlenen suçlardan olması, sanığın Türkiye'de sabit ikametgahının olmaması nedeniyle taşıdığı kaçma şüphesi de göz önüne alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.01.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)